Ticari yaşamda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi gündeme gelebilmektedir. Ancak daha sonra taraflar yeni bir yazılı sözleşme yapamadan uzlaşı sağlayarak sözleşme uyarınca ticari faaliyetleri yürütmeye devam edebilmektedirler. Sözleşmenin devamı yönünde gösterilen iradeden sonra yeniden sorunlar ortaya çıktığında ise taraflardan birisi sözleşmenin feshedildiğini ileri sürebilmekte ve hukuki ihtilaflar doğmaktadır. Bu durumda sözleşmenin yorumu gündeme gelmekte ve geçerli bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Peki Yargıtay bu tür durumlar için nasıl kararlar vermektedir?
Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin fiilin tadili
Yargıtay’ın bu tür durumlarda somut olaya bakarak çeşitli kararlar verdiği görülmektedir. Yargıtay bu tür durumlarda, sözleşmenin feshi yönünde irade beyanından sonra taraflar arasında ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerekliliğine vurgu yapmaktadır.
Yargıtay bir kararında ilk derece mahkemesinin; “…1-…davalının, davacı ile bayilik sözleşmesini de söz konusu unvanı kullanarak imzaladığından, davacının benzer kılavuz sözcükle unvan kullanımına ses çıkarmadığı, kullanımın oldukça uzun bir süre devam ettiği, unvan terkini bakımından da, davalının başlangıçta davacının izni ile kullanmaya başlayıp, tescil ettirdiği unvanın tescil edildiği tarihten bu yana geçen süre ve tescilli hak kullanımı nedeniyle, tecavüz ve haksız rekabet değerlendirmesi yapılamadığı, usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir ticari işaretin yine, usulüne uygun biçimde kullanımının hukuka aykırı olmayacağı, davacının iddiasının MK’nın 2. m. de aykırı olduğu ayrıca, taraflar arasındaki tonaj yükümlülüğü öngören 01/01/2003 tarihli sözleşmeye göre davalının yıllık 250 ton alım şartı bulunduğu halde, buna uymadığı ancak, davacının davalıya herhangi bir uyarıda bulunmadığı ve sözleşmeyi uygulamaya devam ettiği, böyle olunca, davalının anılan yükümlülüğü ile ilgili sözleşme şartının uygulanmayacağına ilişkin bir inanç edindiği yani, sözleşmenin taraflar arasında fiilen tadil edilmiş olduğu, davalıda kendisine dava açılmayacağına dair güven oluşturan davacının, aradan yıllar geçtikten ve ticari ilişkileri ilk davanın açıldığı tarihte bozulduktan sonra yine bu davanın kesinleşmesini bekleyerek dava açmasının MK’nın 2. m. uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir…” yönündeki sözleşmenin fiilen tadil edildiği gerekçesini usul ve yasaya uygun bularak kararın yalnızca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04/05/2016T., 2015/10465E., 2016/5051K.).
Yargıtay bir başka kararında da; “…Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarını ileri sürmüş ise de sözleşmenin fiilen devam ettiği ve davacının bu sözleşmeden doğan tüm haklardan yararlandığı, bu nedenlerle bononun bedelsiz kaldığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir…” gerekçesiyle sözleşmenin fiilen devam ettiği durumda sözleşmeden dönme iddiasının geçerli olmadığına hükmetmiştir (Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, 28/04/2022T., 2021/1327 E. , 2022/3560 K.).
Yargıtay bir başka kararında; “….Mahkemenin 12.10.2021 tarih, 2019/364 E. ve 2021/721 K. sayılı kararı ile bozma kararı dikkate alınarak davacı … Pazarlama A.Ş’nin 2014-2015-2016 yılına ait yasal defterleri ile satış programından temin edilen bayi satış listesi üzerinde inceleme yaptırıldığı, davacının bayisi … Petrolcülük Mot. Taş. Gıd. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı … … Büfe’ye 29.08.2014-20.12.2016 tarihleri arasında toplam 57,48 hektolitre mal satıldığı, bu satımın 5,10 hektolitresinin 2014 yılında, 40,78 hektolitresinin 2015 yılında, 11,60 hektolitresinin 2016 yılında gerçekleştiği, bu kapsamda davacının davalının işletmesini devrettiği dava dışı … Büfe’ye mal teslimi yapmak suretiyle ticari ilişkiyi devam ettirdiği, bu durumda davacının devralan kişiye mal teslim ederek devre zımnen muvafakat ettiği anlaşıldığından 11.03.2013 tarihli sözleşmenin ihlalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir….Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA…” gerekçesiyle çok benzer bir olayda ticari ilişkinin devam etmesini sözleşmenin devamına gösterilen rıza olarak değerlendirmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20/02/2023T., 2022/765 E., 2023/993 K.).
Sonuç olarak, Yargıtay kararlarında sözleşmenin feshinden sonra ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerektiğine vurgu yapıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin fiilen devam etmesine rağmen sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle talepte bulunmanın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olabileceği yönünde kararlar verildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay’ın somut olayın koşullarına göre karar verdiği ve aykırı kararlarının da olabileceği akılda tutulmalıdır.