8 Mayıs 2024 İlker Urlu 0 Yorumlar

Ülkemizde radar kontrol uygulaması sıklıkla karşılaştığımız ve uygulanma biçimi gereği hukuki tartışmanın konusu olan bir idari kontrol biçimidir. Ülkemizde radar uygulamasının, trafik kontrol ve düzenleme mekanizması olarak yerleşiklik kazandığını ve trafik kültürünün bir parçası olduğunu söylemek zor. Bu nedenle radar uygulaması “yakalama” mekanizması olarak değerlendirilmektedir. Halbuki 2014 yılında Yargıtay verdiği bir kararında (7. Ceza Dairesi, 08/07/2014T., 2014/2954E., 2014/14281K.) radar kontrolünün amacına ve uygulanmasına ilişkin Avrupa Birliği müktesebatına atıfla “iyi idare” kavramı üzerinden detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Yargıtay kararında, Anayasa ve hukuk kurullarının üstünlüğüne vurgu yaparak bütün bu düzenlemelerle amacın trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sunmak olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Yargıtay kararında Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin 20 Haziran 2007 tarihli ve 999 sayılı Bakan Temsilcileri toplantısında kabul edilen İyi İdare Konusunda Üye Devletlere Cm/Rec(2007)7 Sayılı Tavsiye Kararının Açıklık İlkesi başlıklı 10. maddesine atıfla, idarenin açıklık ilkesine uygun faaliyette bulunması gerektiğini ve idarenin karar ve işlemlerinden kişilerin uygun araçlarla haberdar edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Kararda, “Radarla hız denetiminde dikkat edilecek hususlar” başlıklı yönergenin m.34/1-ç; “Sabit denetim yapılması durumunda radar aracı, karayolunun her iki yönünden kolayca görülebilecek ve trafiği tehlikeye düşürmeyecek şekilde konuşlandırılır” hükmü ile, m.47/1; “Trafik kurallarına uyma düzeyini arttırmak, trafik güvenliğini sağlamak ve yol kullanıcılarını bilgilendirip, bilinçlendirmek amacıyla, denetimin karayolunun hangi kesimlerinde, hangi sürelerde yapılacağı ve hangi konularda yoğunlaştırılacağı ve bunlarla ilgili risk bilgileri, neden-sonuç ilişkileri ve denetim sonuçlarının açıklanmasında ulusal ve yerel medya ile diğer iletişim araçlarından azami ölçüde faydalanılır” hükümlerine yer verilerek, denetimlerdeki temel amacın “trafik kurallarına uyma düzeyini arttırmak, trafik güvenliğini sağlamak ve yol kullanıcılarını bilgilendirip, bilinçlendirmek” olduğu ifade edilmiştir.

Yargıtay kararında;  Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönergenin 47. madde kapsamındaki bilgilendirmenin Trafik İşaretleri Hakkında Yönetmelik uyarınca konulacak  “trafik işaret levhaları” ile yapılması gerektiğine hükmetmiştir. Yargıtay kararında; “Dolayısıyla, bahse konu Yönerge hükmü uyarınca, “radarla hız denetiminin karayolunun hangi kesiminde ve hangi sürelerde yapılacağı” konularında sürücülerin, her şeyden önce trafik işaret levhalarıyla bilgilendirilmesi zorunludur” denilerek, “Öncelikle kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla yapılması gereken trafik denetimlerini, yol kullanıcılarına ceza vermek amacıyla bilgilendirme yapmadan kural ihlali yapmasını beklemek, trafik kurallarının konuluş amacına uygun olmadığı gibi araç sürücülerine tuzak kurulması anlamına gelecektir ki bu durum, çağdaş hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz ve kabul edilemez” olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay’ın bu kararının yol gösterici bir karar olduğundan kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle uyarı levhası konulmadan sürücülerin “tuzağa düşürülmesini” amaçlayan radar uygulamasının, kuralın konuluş amacına aykırı olacağını ve bu nedenle hukuka aykırılık teşkil edeceğini ifade edebiliriz.