Ülkemiz önemli bir tarihsel ve kültürel mirasa sahiptir. İnsanlık tarihinin önemli medeniyetlerinin yaşadığı bir coğrafya olması itibariyle pek çok tarihi ve kültürel değeri barındırmaktadır. Ancak bu kültürel mirasın çoğu zaman yeterli değeri görmediğini ve bu mirasla bütünleşik kentsel mimarinin yeterince gelişmediğini ifade etmek gerekir. Bu kültürel mirası korumayı amaçlayan temel kanun 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’dur. Ülkemizde kültür ve tabiat varlıklarının çokluğu nedeniyle özellikle inşaat ve imar işlemleri ile ilgili önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu yazıda, uygulamada kimi zaman karşılaşılan “sit” kavramının ilgili mevzuatta yer verilen tanımı ve çeşitleri açıklanmaya çalışılacaktır.
Sit Kavramı Nedir?
Kanun’un tanımlar başlıklı 3.maddesinde sit kavramı; “tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar” olarak tanımlanmaktadır.
Kanunda yer verilen tanıma göre kültür varlıklarının yoğun bulunduğu ve sosyal yaşama konu olmuş yerler sit kavramı içerisinde yer almaktadır. Bir yerin sit alanı olarak belirlenmesinde Kanunda yer verilen bu tanıma uygunluğu yönünden değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılacaktır.
Peki sit kavramının çeşitleri nelerdir?
Arkeolojik Sit
Arkeolojik sit kavramının tanımına Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’te yer verilmiştir. Buna göre arkeolojik sit; “İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanları” belirtmektedir. Arkeolojik alanların insanlık tarihine içkin medeniyetlerin ürettikleri bütün değerlerin birlikte bulunduğu yerler olarak ifade edildiğini görmekteyiz.
Doğal Sit
Doğal sit Kanun’da; “jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlar” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımda bir yerin doğal sit olabilmesi için jeolojik devre ait olması ve ender bulunması koşul olarak aranmaktadır.
Kentsel Sit
Kentsel sit kavramının tanımına Kanun’da yer verilmemiş ancak Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik’te kavramın tanımı yer almıştır.
Buna göre kentsel sit; “Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları ve bir bütün olarak o yerleşmenin ait oldukları dönemin yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar, sokak ve meydanlar, v.b.) birlikte bulundukları alanları” ifade etmektedir.
Kentsel sit kavramının tarih ve kültür öğelerinin tek başına ifade ettikleri anlamdan daha fazlasını ifade ettiği ve tarihsel bütünlüğü içerdiğini ifade etmek mümkündür.
Tarihi Sit
Tarihi sit kavramı da Kanun’da tanımlanmamış Yönetmelik ile tanımı yapılmıştır. Buna göre tarihi sit kavramı; “İnsanlık tarihi, milli tarihimiz veya askeri harp tarihi açısından çok önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu sebeple korunması gerekli yerleri” belirtmektedir.
Kanun’da ve ilgili mevzuatta tanımlanmış tanımlanan sit kavramları bunlar olmakla birlikte doktrinde kırsal sit ve karma sit kavramlarına yer verildiği de görülmektedir. Kırsal sit tarihi kültürel değer taşıyan köy benzeri yerleri ifade etmektedir. Karma sit alanı ise birkaç sit alanının özelliklerini birlikte taşıyan yerler için kullanılmaktadır.
Sit alanına olarak belirlenen yerlerde yapılaşma imkanı çeşitli kısıtlamalara tabi olduğundan Kanun’un getirdiği yaptırımlardan kaçınmak adına sit kavramını bilmekte yarar bulunmaktadır.