7 Mart 2025 İlker Urlu 0 Yorumlar

Devlet memurluğu için atanma koşullarını düzenleyen genel mevzuatın yanı sıra, çeşitli kurumların mevzuatlarında da özel koşullara yer verilebilmektedir. Bu atanma koşullarında karşılaşılan sorun alanlarından birisi de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının atanma süreçlerine etkisidir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) nedir?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231’de düzenlenen ve iki yıl ve daha süreli hapis cezasının kişi üzerinde hukuki sonuç doğurmamasını amaçlayan bir düzenlemedir.

CMK m. 231/5; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder” hükmü ile iki yıl ve daha az hapis cezası alan kimselerin, diğer koşulların varlığı halinde 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlememesi halinde verilen cezanın sonuç doğurmayacağını düzenlemektedir.

Hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin devlet memurluğuna atanması mümkün müdür?

HAGB kararı, yasal düzenleme gereği kişinin hukuki statüsünde bir etki yaratmadığından devlet memurluğuna atanmada hukuki bir engel oluşturmamaktadır. Ancak bazı özel düzenlemelerde kişi hakkında HAGB kararı verilmiş olsa dahi 1 yıl ve üzeri ceza almış olmak atamaya engel görülmektedir.

Örneğin Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinde adayların kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmaması bir şart olarak aranmaktadır.

Bu şartın Kanuna ve Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülebilir mi?

Anayasa Mahkemesi 06/03/2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararında, hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin başvurusunun Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği uyarınca iptal edilmesini hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu başvuruda başvuru sahibi hakkında işlediği bir suç nedeniyle HAGB kararı verilmiş, HAGB kararlarında geçerli olan 5 senelik denetim süresi dolmuş ancak adayın başvurusu hakkında daha önce 1 yıldan fazla cezaya hükmedildiği için iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında; “…İdari yargı mercilerinin gerekçelerinde, ceza yargılamasında verilen karara atıfla başvurucunun kasten yaralama suçundan bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve Yönetmelik’in 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde POMEM öğrenciliği için “HAGB kararı verilmiş olsa dâhi kasti bir suç nedeniyle bir yıldan uzun süreli hapis cezasına mahkum olmama” şartının bulunduğu ifade edilmiştir. Karar gerekçelerinde bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasında verilen karara dayanıldığı, bir yandan da kullanılan ifadelerde başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmüştür. Bu durumda verilen HAGB kararı anlamsız hâle gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüştür. Aynı zamanda başvuruya konu idari yargılamada yapılan değerlendirmenin 5271 sayılı Kanun’a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaştığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şenol Türkyılmaz, § 47)…” yönündeki gerekçeye yer verildiği görülmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinden HAGB kararının kişi hakkında masumiyet karinesine gölge düşürecek bir sonuç doğurmaması gerekliliğinin vurgulanması önemlidir. Bizim de katıldığımız bu görüşe göre HAGB’nin kanuni düzenlemesindeki temel amaç, kısa süreli hapis cezasının kişi hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasıdır. Diğer ilgili mevzuatlardaki düzenlemelerin de bu kanuni düzenleme ile uyumlu olması gerekmektedir.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, hakkında HAGB kararı verilmiş olan birisinin yaptığı başvurunun bu nedenle iptal edilmesi ya da reddedilmesi halinde hukuki yola başvurmasında yarar bulunmaktadır.