<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat İlker Urlu</title>
	<atom:link href="https://www.ilkerurlu.av.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 16:51:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.ilkerurlu.av.tr/wp-content/uploads/2024/03/iulogo-3-150x150.png</url>
	<title>Avukat İlker Urlu</title>
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 16:51:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[boş imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli midir]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşm eil bir likte imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli midir]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesi ne zaman imzalanır]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesinde imza tarihinin bulunmaması]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesine tarih yazılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesinin boş imzalanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kira ilişkisinde sıkça merak edilen hususlardan birisi de ev sahiplerinin tahliye taahhütnamesi düzenleyip düzenleyemeyecekleridir. TBK m. 352/1; “Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı,&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/">Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kira ilişkisinde sıkça merak edilen hususlardan birisi de ev sahiplerinin tahliye taahhütnamesi düzenleyip düzenleyemeyecekleridir.</p>
<p>TBK m. 352/1; <em>“Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir” </em>hükmü ile kira taahhütnamesi düzenlenebileceğini hüküm altına almıştır.</p>
<p>Kanun metninde kira taahhütnamesi kira sözleşmesinin kurulmasından ve kiralananın kiracıya tesliminden sonra imzalanabilir. Ancak uygulamada kira sözleşmesi yapıldığı anda taahhütnamenin boş olarak imzalandığı görülmektedir. Bu durumda tahliye taahhüdü geçerli midir?</p>
<p><strong>Tahliye taahhüdünde tahliye tarihinin sonradan doldurulması</strong></p>
<p>Kanun kiracı lehine bir düzenleme yapmış olmasına rağmen uygulamada kiracıdan tarih kısmının sonradan doldurulduğunun ispat etmesi beklenmektedir. Ancak taahhütnamede tarihin sonradan doldurulduğunun yazılı ispatı oldukça güç olduğundan fiilen bu durumu ispatlamak imkansız hale gelmektedir. Yargıtay içtihatlarında kiracıdan taahhütnamenin sonradan imzalandığını ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunun ispatı mümkün müdür?</strong></p>
<p>Bu durumun ispatı mümkün olsa da oldukça zordur. Tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunu ispat etmek için kira sözleşmesi ile tahliye taahhüdünün düzenlenmesinin ardından kiralayana ihtar çekerek bu ihtarın tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde tahliye taahhüdünün hükümsüz olduğuna ilişkin genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. Hükümsüzlüğe ilişkin bir karar dışında tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden önce imzalatıldığının yazılı belge ile ispatı gerekmektedir.</p>
<p><strong>Konuya ilişkin Yargıtay uygulamaları</strong></p>
<p>Yargıtay bir kararında; <em>“…Uyuşmazlık, tahliye taahhütnamesine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK’nun 352/1. maddesi hükmüne göre; kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamışsa, kiraya veren kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kira sözleşmesi, 15.05.2022 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, davalı kiracı 16.05.2022 tarihinde düzenlenen taahhütname ile kiralananı 15.05.2023 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesi ürünü olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; tahliye taahhütnamesi 16.05.2022 tarihinde düzenlenmiş olup, düzenleme tarihi itibariyle kiracılık ilişkisi mevcuttur. Davalı, tanzim tarihinin belgeye sonradan yazıldığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını aynı ispat gücüne haiz başka bir belge ile kanıtlamakla yükümlü olan davalı bu yönde bir delil sunmamıştır. Mahkemece belirtilen bu yönler nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan…”</em> gerekçesiyle tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden önce imzalatıldığının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25/02/2025T., 2024/4052 E.,  2025/1108 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da;<em> “…Taraflar arasında 08.09.2010 başlangıç tarihli 3 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarihde aksine bir düzenleme olmadığı takdirde kiralananın kiracıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Kira sözleşmesi yargı kararı veya tarafların ortak iradeleri ile feshedilmedikçe geçerli olup tarafları bağlar. Davalı kiracı, kira ilişkisinden doğan edimlerini yerine getirmek zorundadır. Dosyada bulunun 18.08.2010 tarihli önceki kiracı ile davalı arasında, işyerinin devri ve tahliyesi başlıklı protokolun imzalanmasından sonra düzenlenen 02.01.2014 tarihli tahliye taahhütnamesinde davalı kiracı, kiracısı bulunduğunu da belirterek kiralananı 21.04.2014 tarihinde kayıtsız ve şartsız tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Bu taahhüde dayalı olarak davacı icra takibi başlatmış olup, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi ile birlikte yapıldığı hususu davalı tarafça ispat edilememiştir. Mahkemece, davalının, önceki kiracı şirketin hisselerinin bir kısmını da devir alarak dava konusu taşınmazda kiracı olduğu sırada, geçerli bir tahliye taahhüdü verdiği hususları birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”</em> gerekçesiyle tahliye taahhütnamesinin kiralananın tesliminden önce imzalandığının kiracı tarafından ispatlanması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 05/06/2017T., 2017/3522 E.  ,  2017/9006 K.).</p>
<p>Sonuç olarak; tahliye taahhütnamesinin kiralanın tesliminden önce imzalatıldığının ispatlanması halinde tahliye taahhütnamesi geçerli olamayacaktır. Ancak bu durumun yazılı belge ispatı gerektiğinden uygulamada bu ispat oldukça güçtür.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/">Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu Madde Kabul Etmek Suç Mudur?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-madde-kabul-etmek-suc-mudur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uyuşturucu Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanma amacıyla uyuşturucu kabul etme suçunun yaptırımı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek]]></category>
		<category><![CDATA[TCK m. 191]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu bulundurmak suç mu]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu kullanma denetimli serbestlik]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu kullanma suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu Madde Kabul Etmek Suç Mudur?]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu maddenin imha edilmesi halinde ceza sorumluluğu var mı?]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu suçları]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay içtihatlarına göre kullanma ve satma amacını ayıran ölçütler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek Türk Ceza Kanunu m. 191&#8217;de suç olarak nitelenmiş olup yaptırımlar düzenlenmiştir. TCK m. 191 kapsamında uyuşturucu veya&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-madde-kabul-etmek-suc-mudur/">Uyuşturucu Madde Kabul Etmek Suç Mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek Türk Ceza Kanunu m. 191&#8217;de suç olarak nitelenmiş olup yaptırımlar düzenlenmiştir. TCK m. 191 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etme eyleminin oluşabilmesi için bir başkasına ait olan ve bulunan uyuşturucu maddenin herhangi bir karşılık olmadan kendi tasarruf yetkisi altına almaktır. Kabul etme eylemi, satın almadan farklı olarak herhangi bir bedel veya karşılık olmadan zilyetliğinin devredilmesi anlamına gelmektedir.</div>
<div>Uyuşturucu madde kabul etme eyleminde sözlü olarak anlaşma yapılmış olması yeterli değildir. Uyuşturucu maddenin fiili zilyetliğin devri gerekmektedir. Diğer bir anlatımla uyuşturucu maddenin devri gerekmektedir. Devrin gerçekleşmesi için fiziki olarak teslim gerekmekte olmayıp kabul edenin tasarruf alanına girmesi yeterlidir. Bunun için de kabul edenin istediği yere veya kişiye verilmesi de TCK m. 191&#8217;in uygulanması için yeterlidir.</div>
<div>Uyuşturucu maddenin kabul edilmesinin TCK m. 191 kapsamında değerlendirilebilmesi için aranan bir diğer husus ise kabul eden kişinin amacıdır. Kişi uyuşturucu maddeyi kullanmak için kabul etmiş olması gerekmektedir. Aksi halde kişinin uyuşturucu maddeyi satmak amacı ile kabul etmiş olması halinde TCK m. 188/3&#8217;te düzenlenen Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu söz konusu olacaktır. Uyuşturucu madde kabul eden kişinin amacının tespit edilmesinde yalnızca kişinin beyanı yeterli olmayıp belli hususlar dikkate alınmaktadır.</div>
<div></div>
<div><strong>Yargıtay içtihatlarına göre kullanma ve satma amacını ayıran ölçütler</strong></div>
<div>Yargıtay’ın belirlediği ölçütler kapsamında uyuşturucu maddenin kullanmak ya da satmak amacıyla kabul edilip edilmediğinin tespiti bakımından belirli unsurlar dikkate alınmaktadır.</div>
<div>1- Failin hareketleri</div>
<div>​​a- müşteri arama</div>
<div>​​b- alıcı rolündeki görevliye uyuşturucu veya uyarıcı madde teklifinde bulunma,</div>
<div>c- İnternet veya sosyal medya üzerinden reklam verme</div>
<div>d- numune gösterme</div>
<div>e- pazarlık yapma</div>
<div>2- Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçiriliş şekli</div>
<div>a- uyuşturucu veya uyarıcı maddenin çok sayıda küçük paketçikler halinde ele geçirilmesi,</div>
<div>b- uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yanında bu madde ile bulaşık tartım aletinin (örneğin terazi, hassas tartı, terazi kefesi ve ağırlıkları vb.) ele geçirilmesi,</div>
<div>c- uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yanında çok sayıda paketleme malzemesinin (şeffaf naylon, fişek yapmak için özel olarak kesilmiş mini kağıtlar vb.) ele geçirilmesi,</div>
<div>d- uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yanında çok sayıda bozuk para ya da cüzdan, kese gibi para saklamaya yarayan bir eşyanın ele geçirilmesi,</div>
<div>e- uyuşturucu veya uyarıcı madde ile birlikte presleme veya tablet haline getirme işleminin yapıldığını gösteren alet veya malzemelerin ele geçirilmesi</div>
<div>f- ele geçirilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin çok çeşitli nitelikte olması</div>
<div>3- Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirildiği yer ve zaman (uyuşturucu maddenin kolay ulaşılabilir bir yerde örneğin ev veya iş yerinde ele geçirilmiş olması halinde kullanma amacı ile bulundurulduğu desteklenmektedir)</div>
<div>4- Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarı</div>
<div>Kişisel kullanıma yetecek miktarda olması halinde kullanma amacı ile bulundurduğunu desteklemektedir. Örnek vermek gerekirse Yargıtay yerleşik içtihatlarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri; Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları göz önüne alarak, bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri kabul edilmektedir.</div>
<div>5- Failin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı</div>
<div>6- ​a- failin geçimini ne ile sağladığı, sosyal ve ekonomik durumu,</div>
<div>b- uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan hükümlü olup olmaması</div>
<div></div>
<div><strong>Uyuşturucu maddenin imha edilmesi halinde ceza sorumluluğu var mı?</strong></div>
<div>Kişi, uyuşturucu maddeyi kullanmak veya satmak amacıyla değil de uyuşturucu maddenin bulunduğu kişiyi cezai sorumluluktan kurtarmak için uyuşturucu maddeyi imha etmek veya saklamak amacıyla kabul etmesi halinde kabul eden kişi TCK m. 281&#8217;de düzenlenen Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu yönünden sorumluluğu doğacaktır.</div>
<div></div>
<div><strong>Kullanma amacıyla uyuşturucu kabul etme suçunun yaptırımı</strong></div>
<div>Sonuç olarak; TCK m. 191 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etme eyleminin gerçekleşmesi için, herhangi bir bedel karşılığında olmaksızın kullanmak amacıyla kabul edenin tasarruf alanına girmiş olması gerekmektedir.</div>
<div>Koşulların sağlanması halinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak bu suçtan soruşturma açılması halinde beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Bu durumda erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre içerisinde hakkında denetimli serbestlik kararı verilen kişi tedaviye tabi tutulabilir veya yükümlülükler yüklenebilir. Kişi, kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar suçu işlemesi halinde hakkında kamu davası açılır. Erteleme süresi içerisinde kişinin aynı suçu tekrar işlemesi halinde ayrı bir soruşturma veya kovuşturma olmaz, ihlal nedeni sayılır ve tek dosya üzerinden devam eder. Denetim süresi içerisinde yükümlülüklere ve tedaviye uygun davranması ve suçu tekrar işlememesi halinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve dava açılmaz. İlgili suç kapsamında aksine düzenleme bulunmaması halinde kamu davasının ertelenmesine veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Aynı maddenin 10.fıkrasında suçun okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiştir.</div>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-madde-kabul-etmek-suc-mudur/">Uyuşturucu Madde Kabul Etmek Suç Mudur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bölümde Öğrencinin Bulunmaması Gerekçesiyle Akademik Personelin Görev Süresinin Uzatılmaması</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/bolumde-ogrencinin-bulunmamasi-gerekcesiyle-akademik-personelin-gorev-suresinin-uzatilmamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yükseköğretim Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[akademik personel]]></category>
		<category><![CDATA[akademik personel görev süresi]]></category>
		<category><![CDATA[akademik personelin görev süresinin uzatılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenin görev süresinin uzatılmamasının gerekçeleri]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma görevlisi görev süresi]]></category>
		<category><![CDATA[bölümde öğrenci olmaması nedeniyle araştırma görevlisinin görev süresinin uzatılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[görev süresinin uzatılmaması danıştay kararı]]></category>
		<category><![CDATA[görev süresinin uzatılmaması dava]]></category>
		<category><![CDATA[görev süresinin uzatılmamasına karşı dava]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci olmayan bölüme akademisyen istihdamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite sayısının hızla çoğalması, yeterli planlamalar yapılmadan fazla sayıda bölümün açılması ve değişen tercihler neticesinde üniversitelerin kimi bölümlerinde öğrencinin bulunmaması gibi bir durumla giderek daha&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/bolumde-ogrencinin-bulunmamasi-gerekcesiyle-akademik-personelin-gorev-suresinin-uzatilmamasi/">Bölümde Öğrencinin Bulunmaması Gerekçesiyle Akademik Personelin Görev Süresinin Uzatılmaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite sayısının hızla çoğalması, yeterli planlamalar yapılmadan fazla sayıda bölümün açılması ve değişen tercihler neticesinde üniversitelerin kimi bölümlerinde öğrencinin bulunmaması gibi bir durumla giderek daha sık karşılaşılmaktadır. Bu durumda bölümde görev yapan akademik personelin görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı önemli bir sorun olarak gündeme gelmektedir.</p>
<p><strong>Bölümde öğrencinin bulunmaması gerekçesiyle görev süresi uzatılmayabilir mi?</strong></p>
<p>Danıştay İdari Dava Dairelerinin yakın tarihli bir kararında bu konunun hukuki tartışması ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Kararda araştırma görevlisi olarak çalışan davacının bölümde öğrenci bulunmaması nedeniyle görev süresinin uzatılmamasına karar verilmiştir. Davacı tarafından işlemin iptali talebiyle dava açılmış ve açılan davada idare mahkemesince <em>“…bölümde öğrenci olmamasının gerek idarenin planlamasındaki ve gerekse de öğrencilerin tercihleri sonucunda oluşan bir durum olduğu ve bu hususta davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, nitekim davacının da kadroya alınma ve Kanun&#8217;un 33/a maddesi uyarınca alım süreci dikkate alındığında gelinen noktada sadece davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle görevine son verilmesinin hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmadığı ve hakkaniyet kuralları ile de bağdaşmadığı…”</em> gerekçesiyle görev süresinin uzatılmaması yönündeki işlemin iptaline karar verilmiştir.</p>
<p>Karara karşı üniversite tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve idare mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan davalı üniversitesinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Davalı kurum tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.  Danıştay tarafından incelenen dosyada <em>“…öğrenci alımı yapılamayan bölümde akademik personel istihdamının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı…”</em> gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi Danıştay dairesinin kararına karşı direnmiş ve uyuşmazlık Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu önüne gelmiştir. Kurul’un uyuşmazlıktaki kararı Danıştay Dairesi ile uyumlu olmuştur.</p>
<p>Kurul kararında; <em>“…davacının 2012 yılında kurulan Maliye Bölümü&#8217;nde görev yaptığı dönemde (16/04/2014-16/04/2018) bölüme herhangi bir öğrenci alımı yapılmadığı, bölümde öğrenci olmaması nedeniyle davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle görev süresinin uzatılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının görev yaptığı bölümde eğitim gören öğrenci bulunmaması ve davacının görev süresinin uzatılmaması sonrasında bölüme yeni bir akademik personel alınmaması ve davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı Üniversite&#8217;de davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı, öğrenci alımı yapılamayan bölümde akademik personel istihdamının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı açık olup dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır…”</em> gerekçesiyle Danıştay 8. Dairesinin kararını hukuka uygun bulmuş ve bölümde öğrencinin bulunmamasını akademisyenin görev süresinin uzatılmamasına gerekçe olarak kabul edilebileceğine hükmetmiştir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 17/04/2025T., 2024/1270 E., 2025/859 K.).</p>
<p><strong>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ne anlama gelmektedir?</strong></p>
<p>Kurul’un verdiği bu kararın belirlilik ilkesine aykırılık ve akademisyenin çalışma güvenliğini etkilemesi yönünden doğru olmadığı kanaatindeyiz. Esasında üniversitelerde açılacak bölümler ve istihdam edilecek akademik kadro yönünden planlama yapmak idarelerin sorumluluğundadır. Akademisyenler idarenin sürekliliği ve belirlilik ilkeleri uyarınca ilgili kadrolarda istihdam edilmektedirler. Kurul kararı ile birlikte idarenin gerçekçi değerlendirme/planlama yapmadan bölüm açılmasına ve öğrenci alımına karar vermesinin kusur sorumluluğu akademik personele yüklenmiş durumdadır. İlk derece mahkemesi kararında, davacı akademisyene disiplin cezası ya da benzeri biçimde  yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı halde ve temelde idarenin sorumluluğunda olan planlama sorunu nedeniyle akademisyenin görev süresinin uzatılmamasının hakkaniyet ile bağdaşmayacağı doğru biçimde vurgulanmıştır. Kurul kararı oy birliği ile alınmamasına rağmen emsal nitelik teşkil edeceğinden akademisyenlerin çalışma güvenliğini olumsuz etkileyeceği ve üniversitelerce gerekçe olarak sunulacağı açıktır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/bolumde-ogrencinin-bulunmamasi-gerekcesiyle-akademik-personelin-gorev-suresinin-uzatilmamasi/">Bölümde Öğrencinin Bulunmaması Gerekçesiyle Akademik Personelin Görev Süresinin Uzatılmaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 15:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticari Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza bedeli]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulu]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulunda indirim yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulunun yüksek olması]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza şartı]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza şartından indirim]]></category>
		<category><![CDATA[tbk m. 182]]></category>
		<category><![CDATA[ttk m. 22]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasında kurulan sözleşmelerde tarafların birisinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu ceza koşuluna yer verilmesi mümkündür. Ancak kimi durumlarda taraflar sözleşmenin&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/">Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasında kurulan sözleşmelerde tarafların birisinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu ceza koşuluna yer verilmesi mümkündür. Ancak kimi durumlarda taraflar sözleşmenin bozulmayacağına olan inançları ya da sözleşmenin imzalanabilmesi için aşırı ceza koşulunu kabul etmektedirler. Peki bu tür durumlarda ceza koşulunu dava etmek mümkün müdür?</p>
<p><strong>İlgili hukuk</strong></p>
<p>Türk borçlar Kanunu m. 182/1; <em>“Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler”</em> hükmü ile sözleşmede ceza koşulunun serbestçe belirlenebileceğini düzenlemektedir.</p>
<p>Türk Borçlar Kanunu m. 182/3; <em>“Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir” </em>hükmü ile belirlenen ceza koşulunun aşırı olması halinde indirilebileceğine hükmetmektedir.</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu m. 22/1; ise <em>“<strong> </strong>Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez”</em> hükmünü içermektedir.</p>
<p>Bu durumda genel olarak ticari yaşamda yer alan tacirlerin sözleşme imzalarken ceza koşuluna dikkat etmeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>Peki uygulamada durum nasıldır?</p>
<p><strong>Yargıtay içtihatlarında ceza koşulunda indirim</strong></p>
<p>Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin tarafları tacir olsa dahi ceza koşulu ticari işletmenin sürdürülmesini imkansız kılacaksa bu durumda ceza koşulunda hakim tarafından indirim yapılmasına karar verilebileceğine hükmedilmektedir.</p>
<p>Yargıtay bir kararında; <em>&#8220;&#8230;Ayrıca TTK. m. 22 ve TBK. m. 182 uyarınca tacir, kural olarak sözleşmede kararlaştırılmış cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şart, davalının ekonomik olarak mahvına yol açacak derecede fahiş ise durumuna uygun bir indirim yapılabileceği Yargıtayca kabul edilmektedir. Bu yönden davalının bilançosu ve ticari defterleri incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkeme kararının bozulması gerekmiştir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle cezada indirimi kabul etmektedir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 13/12/2016T., 2016/4335 E.  ,  2016/15702 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da<em>; &#8220;&#8230;Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı yanın akdolunan sözleşmenin 3.1 ve 3.5 maddelerine aykırı davranarak taahhüt ettiği miktarda mal alımı yapmaması sonucu davacı şirketin akdi haklı olarak feshettiği ve böylece 62.890 USD cezai şart alacağına hak kazanmış ise de bu tutardaki cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına yol açacağından bahisle BK. 20.maddesi uyarınca 3/4 oranında tenkis edilerek davacının 15.722 USD cezai şart talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.500 USD alacak tutarının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükmüne göre hesaplanacak faiziyle ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle sözleşmede belirlenen cezada indirimin gerekli olduğuna hükmetmiştir ((Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 06/02/2013T.,    2012/14893 E.,  2013/2277 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230;Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cezai şart isteminin yerinde olduğu, ancak tahakkuk eden cezai şart alacağının davalı şirketin ekonomik yıkımına sebep olacağı, bu durumda hesaplanan cezai şart alacaklarından takdiren %80 oranında tenkis yapılarak (asıl davada 80.880,00 TL&#8217;den indirimle 16.176,00 TL; birleşen davada 1.756.400,00 TL&#8217;den indirim ve asıl davadaki mahsupla 335.104,00 TL) asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin ve buna bağlı olarak davaların kısmen kabulüne&#8230;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle cezada indirim yapan istinaf mahkemesi kararının onanması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21/02/2024T., 2023/3485 E.,  2024/1332 K.).</p>
<p>Yargıtayın farklı tarihlerde verdiği kararlarında istikrarlı olarak ceza bedelinin işletmenin ekonomik olarak çöküşüne sebebiyet vereceği durumlarda bu bedelden indirim yapılacağına hükmedildiği görülmektedir. Bu durumda açılacak davada bu hususun da değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/">Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 14:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticari Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin feshedilmesine rağmen ticari ilişkinin devamı]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin feshine rağmen ticarete devam edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin fiilen tadili]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin tadili]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticari yaşamda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi gündeme gelebilmektedir. Ancak daha sonra taraflar yeni bir yazılı sözleşme yapamadan uzlaşı sağlayarak sözleşme uyarınca ticari&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/">Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ticari yaşamda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi gündeme gelebilmektedir. Ancak daha sonra taraflar yeni bir yazılı sözleşme yapamadan uzlaşı sağlayarak sözleşme uyarınca ticari faaliyetleri yürütmeye devam edebilmektedirler. Sözleşmenin devamı yönünde gösterilen iradeden sonra yeniden sorunlar ortaya çıktığında ise taraflardan birisi sözleşmenin feshedildiğini ileri sürebilmekte ve hukuki ihtilaflar doğmaktadır. Bu durumda sözleşmenin yorumu gündeme gelmekte ve geçerli bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Peki Yargıtay bu tür durumlar için nasıl kararlar vermektedir?</p>
<p><strong>Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin fiilin tadili</strong></p>
<p>Yargıtay’ın bu tür durumlarda somut olaya bakarak çeşitli kararlar verdiği görülmektedir. Yargıtay bu tür durumlarda, sözleşmenin feshi yönünde irade beyanından sonra taraflar arasında ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerekliliğine vurgu yapmaktadır.</p>
<p>Yargıtay bir kararında ilk derece mahkemesinin; <em>&#8220;&#8230;1-&#8230;davalının, davacı ile bayilik sözleşmesini de söz konusu unvanı kullanarak imzaladığından, davacının benzer kılavuz sözcükle unvan kullanımına ses çıkarmadığı, kullanımın oldukça uzun bir süre devam ettiği, unvan terkini bakımından da, davalının başlangıçta davacının izni ile kullanmaya başlayıp, tescil ettirdiği unvanın tescil edildiği tarihten bu yana geçen süre ve tescilli hak kullanımı nedeniyle, tecavüz ve haksız rekabet değerlendirmesi yapılamadığı, usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir ticari işaretin yine, usulüne uygun biçimde kullanımının hukuka aykırı olmayacağı, davacının iddiasının MK&#8217;nın 2. m. de aykırı olduğu ayrıca, taraflar arasındaki tonaj yükümlülüğü öngören 01/01/2003 tarihli sözleşmeye göre davalının yıllık 250 ton alım şartı bulunduğu halde, buna uymadığı ancak, davacının davalıya herhangi bir uyarıda bulunmadığı ve sözleşmeyi uygulamaya devam ettiği, böyle olunca, davalının anılan yükümlülüğü ile ilgili sözleşme şartının uygulanmayacağına ilişkin bir inanç edindiği yani, sözleşmenin taraflar arasında fiilen tadil edilmiş olduğu, davalıda kendisine dava açılmayacağına dair güven oluşturan davacının, aradan yıllar geçtikten ve ticari ilişkileri ilk davanın açıldığı tarihte bozulduktan sonra yine bu davanın kesinleşmesini bekleyerek dava açmasının MK&#8217;nın 2. m. uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir&#8230;&#8221;</em> yönündeki sözleşmenin fiilen tadil edildiği gerekçesini usul ve yasaya uygun bularak kararın yalnızca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04/05/2016T., 2015/10465E., 2016/5051K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230;Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarını ileri sürmüş ise de sözleşmenin fiilen devam ettiği ve davacının bu sözleşmeden doğan tüm haklardan yararlandığı, bu nedenlerle bononun bedelsiz kaldığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle sözleşmenin fiilen devam ettiği durumda sözleşmeden dönme iddiasının geçerli olmadığına hükmetmiştir (Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, 28/04/2022T., 2021/1327 E.  ,  2022/3560 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında<em>; &#8220;&#8230;.Mahkemenin 12.10.2021 tarih, 2019/364 E. ve 2021/721 K. sayılı kararı ile bozma kararı dikkate alınarak davacı … Pazarlama A.Ş&#8217;nin 2014-2015-2016 yılına ait yasal defterleri ile satış programından temin edilen bayi satış listesi üzerinde inceleme yaptırıldığı, davacının bayisi … Petrolcülük Mot. Taş. Gıd. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı &#8230; &#8230; Büfe&#8217;ye 29.08.2014-20.12.2016 tarihleri arasında toplam 57,48 hektolitre mal satıldığı, bu satımın 5,10 hektolitresinin 2014 yılında, 40,78 hektolitresinin 2015 yılında, 11,60 hektolitresinin 2016 yılında gerçekleştiği, bu kapsamda davacının davalının işletmesini devrettiği dava dışı &#8230; Büfe&#8217;ye mal teslimi yapmak suretiyle ticari ilişkiyi devam ettirdiği, bu durumda davacının devralan kişiye mal teslim ederek devre zımnen muvafakat ettiği anlaşıldığından 11.03.2013 tarihli sözleşmenin ihlalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir&#8230;.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle çok benzer bir olayda ticari ilişkinin devam etmesini sözleşmenin devamına gösterilen rıza olarak değerlendirmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20/02/2023T., 2022/765 E.,  2023/993 K.).</p>
<p>Sonuç olarak, Yargıtay kararlarında sözleşmenin feshinden sonra ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerektiğine vurgu yapıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin fiilen devam etmesine rağmen sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle talepte bulunmanın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olabileceği yönünde kararlar verildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay’ın somut olayın koşullarına göre karar verdiği ve aykırı kararlarının da olabileceği akılda tutulmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/">Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Danıştay Kararları Uyarınca İdari Yargıda Mobbing Davası</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/danistay-kararlari-uyarinca-idari-yargida-mobbing-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 13:39:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Devlet Memuru Mobbing Davası]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen mobbing davası]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen mobbing davası örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen mobbing davasını nerede açar]]></category>
		<category><![CDATA[devlet memuruna mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin soruşturması mobbing midir]]></category>
		<category><![CDATA[hangi davranışlar mobbing olarak kabul edilir]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda mobbing davası]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing davası]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing davası nerede açılır]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli disiplin soruşturması açmakmobbing olarak kabul edilebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici aleyhine ifade vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici aleyhine tanıklık nedeniyle disiplin soruşturması]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici mobbing davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1032</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet memurları koşulları oluştuğu taktirde mobbing davası açabilirler. Bu davalar idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak açılmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da kamu çalışanlarının mobbing davası&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/danistay-kararlari-uyarinca-idari-yargida-mobbing-davasi/">Danıştay Kararları Uyarınca İdari Yargıda Mobbing Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet memurları koşulları oluştuğu taktirde <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/devlet-memurlari-mobbing-davasi-acabilir-mi/">mobbing davası</a> açabilirler. Bu davalar idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak açılmaktadır. <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/mobbing-baglaminda-ornek-bir-anayasa-mahkemesi-kararinin-incelenmesi/">Anayasa Mahkemesi kararlarında</a> da kamu çalışanlarının mobbing davası açabilecekleri kabul edilmiştir. Kural olarak devlet memurlarının mobbing davası açması mümkünse de devlet memuru ile idare arasında yaşanan her sorunun mobbing şeklinde değerlendirilmediği de gözden kaçmamalıdır. Bu yazıda Danıştay kararlarından örnekler verilerek mobbing davası yönünden dikkate alınacak ölçütler tespit edilmeye çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Yöneticiler hakkında yürütülen soruşturmada verdiği ifade nedeniyle memura sistematik baskı mobbing olarak kabul edilmiştir</strong></p>
<p>Danıştay verdiği bir kararında yöneticileri hakkında savcılık tarafından yürütülen soruşturmada yöneticileri aleyhine ifade veren memura yönelik işlemleri mobbing olarak kabul etmiştir.</p>
<p>Danıştay kararında; <em>“…davalı idare tarafından davacı hakkında tesis edilen işlemler ve yapılan uygulamalar, gerekse hakkında düzenlenen sağlık raporlarındaki tespitler dikkate alındığında; 27/03/2003 tarihinde davalı idarenin Tuzla&#8217;da bulunan Canlı Hayvan ve Et Borsasında göreve başlayan ve 2010 yılına kadar hiçbir olumsuz işleme muhatap olmayan davacının; davalı idarenin yöneticileri hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı dosyada yürütülen soruşturma kapsamında 04/08/2010 tarihinde ifade vermesi üzerine aynı gün davacının çalışma masasının, özel eşyalarının ve üstünün hukuksuz bir şekilde davalı kurum elemanlarınca zorla aranmasıyla başlayan süreçte, sırf bu davranışı sebebiyle davacının disiplin cezası yaptırımına tabi tutulması, daha davacının işten atılmasını gerektiren koşulların oluşmadığı bir sırada meclis toplantısında bir idareci tarafından davacının işten atılması gerektiğinin ifade edilmesi ve bu yönde tutum sergilenmesi, çok basit suçlamalarla davacının savunmasının istenilmesi, mahkeme kararlarının gerekleri şeklen yerine getirilerek aynı cezaların tekrar verilmesi, görev yeri değiştirilerek işe gidiş-gelişlerde ve iş ortamında davacının çalışma koşullarının zorlaştırılmaya çalışılması, ekonomik olarak zor durumda bırakmak için ikramiye ve yol ücreti ödemelerinin yapılmaması, eşinin doğum yapacağı bir gün önce talep ettiği yasal ve insanı nedenlerle kabulü gereken yarım gün izin dahi verilmeyerek amirine hakaret etmeye zorlanan davacının disiplin cezasına muhatap kılınması, idarenin tüm takdir haklarını davacının aleyhine kullanması, esasen disiplin cezasına dahi konu yapılamayacak aynı nitelikteki suçlamalardan dolayı tekerrür hükümleri uygulanarak iki kez &#8220;meslekten çıkarma&#8221; cezası ile cezalandırılması, sağlık özrüne dayanarak görev yerinin değiştirilmesine ilişkin makul taleplerinin reddedilmesi, memur olduğu halde hizmet sınıfının genel idare hizmetleri sınıfından, yardımcı hizmetler sınıfına alınması nedenleriyle;  aşağılanma, özgüven zedelenmesi, yalnızlaşma, kendisini değersiz hissetme, çökkün duygudurum, içe kapanma, keyifsizlik, baş ağrısı, enerji kaybı, ilgi istek kaybı, stres, uyku ve iştah azalması, konsantrasyon kaybı, depresif şikayetler, bu sebeplerle eşi ile sıkıntı yaşadığı ve intihara kalkıştığı anlaşılan davacının, davalı idarenin haksız ve sistematik baskısı sonucunda, ağır bir psikolojik tacize (mobbinge) maruz kaldığı sonucuna varıldığı…”</em> yönündeki ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle onandığı görülmektedir (Danıştay 8. Daire Başkanlığı, 12/04/2023T., 2021/7835 E.,  2023/1975 K.).</p>
<p><strong>Yıldırmak amacıyla sistematik bir biçimde disiplin cezası verilmesi mobbing olarak kabul edilmektedir</strong></p>
<p>Danıştay verdiği bir kararında da öğretim elemanına yönelik sistematik disiplin cezası işlemlerinin mobbing oluşturduğuna hükmetmiştir.</p>
<p>Danıştay kararında;<em> “…davalı idarece davacıya psikolojik taciz (mobbing) yapıldığı yönünde bir kanaat oluşmadığı belirtilerek, davacının kişilik haklarının, sosyal statüsünün saldırıya uğradığından ve dolayısıyla manevi olarak zarara uğradığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının disiplin cezalarına konu eylemlerinin beşinin bölüm başkanı sıfatıyla görev yaparken bölümde görev yapan öğretim elemanlarına yönelik olarak mevzuatın hatırlatılmasına ilişkin bir takım yazdığı yazılara istinaden verildiği ve bunların çeşitli gerekçelerle hukuka aykırı oldukları tespit edilerek işlemlerin esastan iptal edildiği ve kararların Dairemizce onandığı ve davacıya 23/03/2007 tarihi ile 25/12/2008 tarihleri arasında verilen disiplin cezalarının ağırlığı ve neticeleri ile davacının konumu ve görevi de dikkate alındığında yaklaşık iki yıl gibi bir zaman dilimi içerisinde tesis edilen disiplin cezalarının, her bir işlemin davacının bir takım eylemleri sebebiyle idari zorunluluk nedeniyle vaki olan ve bu eylemlerin davalı idare tarafından gösterilen reaksiyona bağlı etki-tepki sonucunun ötesinde bir durumu ifade etmektedir. Özellikle davacı hakkında tesis edilen son disiplin cezası olan görevden çekilmiş sayılma cezasının Mahkeme kararı ile iptali sonrasında göreve dönebildiği dikkate alındığında, davalı idare tarafından kısa sayılabilecek bir süre içerisinde davacı hakkında tesis ettiği işlemler nedeniyle, davacının akademik geçmişinin, toplumdaki sosyal statüsünün, aile içerisinde ve meslektaşları arasındaki itibarının, kişilik haklarının ve buna bağlı olarak şeref ve hasiyetinin olumsuz olarak etkilendiği, davalı idarenin tesis edilen ve sonuçları itibariyle ağırlaşan disiplin işlemleri nedeniyle davalı idarenin ağır hizmet kusurunun oluştuğu açıktır…”</em> gerekçesiyle öğretim elemanının hukuka uygun dilekçe ve taleplerine karşı sistematik olarak disiplin soruşturması başlatılmasını ve bu soruşturmalar sonucunda kişinin görevinden uzaklaşmış olmasını psikolojik taciz olarak kabul etmiştir Danıştay 8. Daire Başkanlığı, 30/12/2022T., 2021/7896 E.  ,  2022/8527 K.</p>
<p>Sonuç olarak Danıştay kararlarında devlet memurlarına yönelik sistematik bir baskının varlığı halinde bu davranışların mobbing olarak kabul edilebileceği görülmektedir. Ancak her somut olay yönünden hukuki değerlendirme yapılması gerekliliğini hatırlatmak yarar vardır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/danistay-kararlari-uyarinca-idari-yargida-mobbing-davasi/">Danıştay Kararları Uyarınca İdari Yargıda Mobbing Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde ile İlgili Suçlarda Hukuka Aykırı Aramaya İlişkin Yargıtay Uygulaması</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-ve-uyarici-madde-ile-ilgili-suclarda-hukuka-aykiri-aramaya-iliskin-yargitay-uygulamasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 12:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[adli arama]]></category>
		<category><![CDATA[aramada birilerinin varlığı zorunlu mudur]]></category>
		<category><![CDATA[aramada kaç kişi bulunmalı]]></category>
		<category><![CDATA[aramada komşunun bulunma zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[aramada savcı bulunmazsa]]></category>
		<category><![CDATA[avukatın yokluğunda arama yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi hallerde adli arma kararı zorunludur]]></category>
		<category><![CDATA[hazirun olmadan yapılan arama]]></category>
		<category><![CDATA[ihbar neticesinde yapılan aramada adli önleme kararı zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ihbar sonucu yapılan arama]]></category>
		<category><![CDATA[komşu çağrılmadan yapılan arama]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması]]></category>
		<category><![CDATA[önleme kararı ile yapılan arama]]></category>
		<category><![CDATA[önleme kararına dayanılarak suçüstü hali araması yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[savcının yokluğunda yapılan arama]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu suçlarında hukuka aykırı delil]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu suçlarında suçüstü araması]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu suçlarında usule aykırı arama]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde ile İlgili Suçlarda Hukuka Aykırı Aramaya İlişkin Yargıtay Uygulaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arama; amacına göre &#8220;adli arama&#8221; ve &#8220;önleme araması&#8221; şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Adli arama, Ceza Muhakemeleri Kanunu m. 116 ve devamında düzenlenmekte olup bir koruma tedbiridir.&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-ve-uyarici-madde-ile-ilgili-suclarda-hukuka-aykiri-aramaya-iliskin-yargitay-uygulamasi/">Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde ile İlgili Suçlarda Hukuka Aykırı Aramaya İlişkin Yargıtay Uygulaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arama; amacına göre &#8220;adli arama&#8221; ve &#8220;önleme araması&#8221; şeklinde <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1027&amp;preview=true">ikiye ayrılmaktadır</a>. Adli arama, Ceza Muhakemeleri Kanunu m. 116 ve devamında düzenlenmekte olup bir koruma tedbiridir. Önleme araması ise Polis ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği (AÖAY) 18-26.maddeleri arasında düzenlenmekte olup bir idari kolluk faaliyetidir.</p>
<p><strong>Usule aykırı elde edilen delillere dayanılarak yargılama yapılabilir mi?</strong></p>
<p>Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılama kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bu kapsamda hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen deliller hükme esas alınamayacaktır. Bu kural uyuşturucu ve uyarıcı madde ile ilgili suçlarda da uygulanmaktadır. Suçun yapısı gereği suç isnat edilebilmesi için uyuşturucu ve uyarıcı maddenin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işbu suç tipinde adli ve önleme araması ile sıklıkla karşılaşılmakta olup arama sonucunda elde edilen delilin hukuka ve usule uygun ele geçirilip geçirilmediği hüküm yönünden sıklıkla belirleyici olmaktadır.</p>
<p><strong>Uyuşturucu suçlarında usule aykırı arama</strong></p>
<p>Uyuşturucu ve uyarıcı madde ile ilgili suçlarda, uyuşturucu ve uyarıcı maddenin hukuka aykırı arama işlemi sonucunda ele geçirilmesi halinde hükme esas alınması mümkün değildir. Buna göre ele geçirilen uyuşturucu maddenin değerlendirme dışı tutulması halinde ise sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmektedir. Yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatlarında uyuşturucu madde ve suça konu başkaca eşyaların hukuka aykırı arama işlemi sonucunda ele geçirilmiş olması nedeniyle hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna bu nedenle delil olarak değerlendirilemeyeceğine ve hükme esas alınamayacağına karar vermiş olup bu itibarla birçok dosya kapsamında mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına karar vermiştir.</p>
<p><strong>Usule aykırı aramalara ilişkin Yargıtay içtihatları</strong></p>
<p>Yargıtay bir kararında; <em>&#8220;&#8230; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin &#8220;23/01/2015 tarihli ihbar ile sanık sanık &#8230;&#8217;nın &#8230; plakalı minibüs ile uyuşturucu madde nakledeceğinin iddia edilmesi üzerine, Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/01/2015 tarih ve 2015/100 D.İş sayılı Önleme Arama kararına istinaden yapılan aramada suça konu uyuşturucu madde ile yakalandığı sabittir. Yüksek daire, sanık hakkında ihbar sonrası Önleme Arama kararına istinaden yapılan aramayı &#8220;hukuka aykırı&#8221;, ele geçen uyuşturucu maddeyi dolayısı ile delilleri &#8220;hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş&#8221; olarak değerlendirmiş ve itiraza konu mahkumiyet kararlarının &#8220;Bozulmasına&#8221; karar vermiştir. Kolluk kuvvetlerine isimsiz ve imzasız olarak yapılan her ihbara ilişkin, ilgilisi hakkında adli soruşturmaya başlanılması ve adli arama kararı alınarak icra edilmesi öncelikle &#8220;kişilerin lekelenmeme hakkını&#8221; ihlal edecektir. İhbar ve şikayet hatlarına her gün çok sayıda kişi hakkında soyut iddialarla şikayetler yapıldığı bir vakıadır. &#8230; olayın, kolluk görevlilerince alınan ihbarda sanık &#8230;&#8217;ın Denizli ili otogarından temin ettiği uyarıcı hapları Bekilli ilçesine &#8230; N.. 136 plakalı beyaz renkli yolcu minibüsü ile götüreceğinin öğrenilmesi üzerine, kolluk görevlilerince oluşturulan uygulama noktasında durdurulan minibüste yakalanan sanığın, &#8220;önleme arama kararına istinaden&#8221; yapılan detaylı üst araması sonucu montunun iç cebinde, peçete torbası içerisinde gizlenmiş vaziyetteki beyaz poşette suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleştiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2024 tarih, 2022/10-608 Esas ve 2024/253 Karar sayılı kararında ve benzer mahiyetteki birçok kararında belirtildiği üzere, alınan ihbar üzerine takip altında bulunan sanığın üzerinde arama yapılan olayda suçüstü halinin varlığından söz edilemeyeceği gibi önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağı dikkate alındığında Dairemiz kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle suçüstü hali bulunmadığı ve önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağından sanığın üzeri aranılarak ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5643 E., 2025/9266 K., sayılı ve 02/10/2025 tarihli karar).</p>
<p>Yargıtay verdiği bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230; Somut olayda usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunuyor ise de; bu karara istinaden Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan arama sırasında hazirun bulundurulmadığı ve tutanakta bulundurmama nedeninin de gösterilmediği anlaşılmakla, aramanın 5271 sayılı CMK&#8217;nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanığın işyerinde ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı; hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen &#8230;&#8217;ta ele geçen uyuşturucu maddeyi &#8230;&#8217;e sattığına dair &#8230;&#8217;in soruşturma aşamasında müdafii olmaksızın alınan beyanı dışında delil bulunmadığı ve evinde ele geçen 1 paket kişisel kullanım sınırındaki suça konu uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında, satma veya başkasına verme amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK&#8217;nın 191. maddesinde belirtilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle, &#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle Savcının ya da hazirunun bulunmadığı aramada elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükme esas alınamayacağına karar vermiştir(Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5647 E., 2025/9753 K., sayılı ve 09/10/2025 tarihli karar).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da;<em> &#8220;&#8230; 5271 sayılı CMK&#8217;nın 119/4. maddesinde yer alan, &#8220;Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.&#8221; şeklindeki düzenlemenin aksine, Cumhuriyet savcısının yazılı arama emrine istinaden sanık &#8230;&#8217;in kullandığı depoda sanık olmaksızın tek kişinin hazır bulunması ile arama yapıldığı; arama yapılırken sanıklar hazır bulunmaksızın tek kişinin hazır bulundurulması suretiyle kapalı yer olan depoda yapılan aramanın CMK&#8217;nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanık &#8230;&#8217;in kiraladığı depoda ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeler ile makine ve cihazların hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı, bu itibarla uyuşturucu madde imal etme suçunun oluşmadığı, ancak deponun dışında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği anlaşılmakla; değişen suç vasfına göre sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu ve bu uyuşturucu maddelerin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezaların üst sınırdan ya da üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında uyuşturucu madde imal etme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle,&#8230;&#8221; </em>gerekçesiyle tek kişinin bulunduğu aramayı hukuka aykırı kabul etmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5648 E., 2025/9754 K., sayılı ve 09/10/2025 tarihli karar).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230; Olay öncesinde sanık &#8230;’in açık kimliği bilinmese de, plakası ve geçiş güzergahı belirlenen araç ile açık kimliği belirli olan &#8230;&#8217;ın yanındaki kişi ile uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin bilgiye istinaden yapılan soruşturmada araç içerisinde bulunan kişiler suç şüphesi altındadır. Buna göre sanıkların aracının kolluk görevlileri tarafından genel bir önleme uygulamasına istinaden değil, haklarındaki suç şüphesine istinaden yapılan özel bir takip üzerine durdurulmuş olması karşısında, somut suç şüphesi nedeniyle durdurulan araçta ve içinde bulunan şahıslar üzerinde arama yapılabilmesi için 5271 sayılı CMK’nın 116 vd. maddeleri uyarınca adli arama kararı alınması gerektiğinden, dava konusu olayda, adli arama kararı alınmaksızın, sanık &#8230;’in üzerinde önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasa’nın 38/6. ve CMK’nın 217/2, 289/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacaktır&#8230;&#8221; </em>gerekçesiyle adli arama kararın bulunmadan yapılan aramayı hukuka aykırı kabul etmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5858 E., 2025/9284 K., sayılı ve 02/10/2025 tarihli karar).</p>
<p>Sonuç olarak, usule aykırı yapılan aramalarda elde edilen delillere dayanılarak kişiye ceza verilmesi mümkün değildir.</p>
<div><strong>Av. Deniz Sayın</strong></div>
<div><strong>Ankara Barosu</strong></div>
<div><strong>avdenizsayinn@gmail.com</strong></div>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/uyusturucu-ve-uyarici-madde-ile-ilgili-suclarda-hukuka-aykiri-aramaya-iliskin-yargitay-uygulamasi/">Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde ile İlgili Suçlarda Hukuka Aykırı Aramaya İlişkin Yargıtay Uygulaması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceza Hukukunda Arama</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/ceza-hukukunda-arama/</link>
					<comments>https://www.ilkerurlu.av.tr/ceza-hukukunda-arama/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 12:32:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[adli arama nedir]]></category>
		<category><![CDATA[arama esasında komşu çağrılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[arama esnasında avukat bulunabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[arama esnasında savcı bulunması zorunlu mudur]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukukunda arama]]></category>
		<category><![CDATA[ceza yargılamasında arama]]></category>
		<category><![CDATA[gece araması yapmak mümkün mü]]></category>
		<category><![CDATA[konutta arama ne zaman yaılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[konutta gece araması yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması için makul sebep gerekli midir]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması nedir]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması nerelerde yapılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması yapılabilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[önleme aramasına kim karar verir]]></category>
		<category><![CDATA[şüphe üzerine arama yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[toplu taşıma araçlarında önleme araması yapılabilir mi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arama; amacına göre &#8220;adli arama&#8221; ve &#8220;önleme araması&#8221; şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Adli arama, Ceza Muhakemeleri Kanunu m. 116 ve devamında düzenlenmekte olup bir koruma tedbiridir.&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/ceza-hukukunda-arama/">Ceza Hukukunda Arama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arama; amacına göre &#8220;adli arama&#8221; ve &#8220;önleme araması&#8221; şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Adli arama, Ceza Muhakemeleri Kanunu m. 116 ve devamında düzenlenmekte olup bir koruma tedbiridir. Önleme araması ise Polis ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği (AÖAY) 18-26.maddeleri arasında düzenlenmekte olup bir idari kolluk faaliyetidir.</p>
<p><strong>Adli Arama</strong></p>
<p>Adli arama; bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 5). Buna göre adli arama; yakalama ve delil elde etme olmak üzere iki amaç ile gerçekleştirilir.</p>
<p>Adli arama yapılabilmesi için; arama yapılacak yerde yakalanmak istenen kişinin bulunduğuna veya ilgili olayla ilgili delil bulunabileceğine ilişkin makul şüphenin varlığı gereklidir. Makul şüphe AÖAY m. 6&#8217;da <strong><em>&#8220;hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphe&#8221;</em> </strong>olarak tanımlanmıştır. İhbar ve şikayet tek başına yeterli olmayıp rama sonunda belirli bir şeyin bulunacağını veya belirli bir kişinin yakalanacağını öngörmeyi gerektiren somut olgular mevcut bulunmalıdır.</p>
<p>Adli aramaya konu olabilecek yerler şüphelinin veya sanığın yahut diğer bir kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerlerdir. Adli aramanın günün her saatinde yapılması mümkün olmakla birlikte konutta, işyerlerinde ve diğer kapalı yerlerde aramanın kural olarak gündüz yapılması gerekir. İstisna olarak suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalar gece yapılması mümkündür. (CMK m. 118)</p>
<p>Adli arama kural olarak hakim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile de yapılabilecektir. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda sadece hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılması mümkündür. Arama kararı veya emrinde yer alması gereken bilgiler CMK m. 119/2&#8217;de sıralanmıştır.</p>
<p>Adli arama sırasında Cumhuriyet savcısı hazır bulunabilir. Cumhuriyet savcısının hazır bulunmaması halinde o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. Bunun yanında aranacak yerin sahibi veya eşyayı elinde bulunduran kimse, olmazsa temsilcisi, yakını, birlikte oturduğu kimse veya komşusu ve kişinin avukatı hazır bulunabilir.</p>
<p><strong>Önleme Araması</strong></p>
<p>Önleme araması; sulh ceza hâkiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı emri ile, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasının arar kolluk tarafından aranmasına ilişkin idari işlemdir. Önleme aramasında amaç, genel emniyet ve asayişin korunması ve tehlikelerin önlenmesidir. Adli aramadan farklı olarak önleme aramasında; konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz.</p>
<p>Önleme araması ancak kanunda öngörülen yerlerde yapılabilir. PVSK m. 9&#8217;da somut ve yakın bir tehlikenin baş gösterebileceği alanları esas almak suretiyle önleme araması yapılabilecek yerleri tek tek sayılmıştır:<br />
a) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde.<br />
b) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde.<br />
c) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde.<br />
ç) Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının idarecilerinin talebiyle ve yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında.<br />
d) Umumî veya umuma açık yerlerde.<br />
e) Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda.</p>
<p>Önleme aramasına karar verilebilmesi için belirtilen konulara ilişkin tehlikenin somut ve öngörülebilir bir tehlike olması gerekir. 2559 sayılı PVSK&#8217;da önleme araması için makul sebebin gerekli olduğu düzenlenmiştir.</p>
<p>Önleme araması kararında veya emrinde; aramanın sebebi, konusu ve kapsamı, aramanın yapılacağı yer, aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre belirtilmeli ve arama en kısa sürede tamamlanmalıdır. Önleme aramasının gece yapılması mümkündür. Önleme aramasında belirlenen süre, değişkenlik göstermekle birlikte makul sebebin varlığı ile sınırlı olmalıdır. Yargıtay içtihatları uyarınca makul bir sebep olmadığı halde verilen uzun süreli önleme araması kararı yasal olsa bile hukuka uygun olmayacaktır. Bunun yanında düzenli şekilde yenilenen ve sürekli ve genel arama izlenimi veren önleme araması kararı hukuka aykırıdır.</p>
<p>Önleme aramasında amaç, genel emniyet ve asayişin korunması ve tehlikelerin önlenmesidir. Bu nedenle başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla önleme araması gerçekleştirilirken suç şüphesi ortaya çıkması halinde durdurma ve arama adli bir nitelik taşıyacak, bu nedenle de adli arama kapsamında hareket etmek gerekecektir.</p>
<p>Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılama kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bu kapsamda hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen deliller hükme esas alınamayacaktır.</p>
<div><strong>Av. Deniz Sayın</strong></div>
<div><strong>Ankara Barosu</strong></div>
<div><strong>avdenizsayinn@gmail.com</strong></div>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/ceza-hukukunda-arama/">Ceza Hukukunda Arama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilkerurlu.av.tr/ceza-hukukunda-arama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobbing Bağlamında Örnek Bir Anayasa Mahkemesi Kararının İncelenmesi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/mobbing-baglaminda-ornek-bir-anayasa-mahkemesi-kararinin-incelenmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 12:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Devlet Memuru Mobbing Davası]]></category>
		<category><![CDATA[amirin psikolojik şiddeti mobbing midir]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştığım iş yerinde psikolojik baskıya uğruyorum]]></category>
		<category><![CDATA[devlet memuru mobbing davası açabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[kurumda amire karşı mobbing davası]]></category>
		<category><![CDATA[memurun mobing davası açması]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing davası]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing nedeniyle tam yargı davası]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mobing davası]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik taciz]]></category>
		<category><![CDATA[sık sık disiplin soruşturması açılması mobbing midir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet memurları mobbing gerekçesiyle İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açabilmektedirler. Mobbing fiilinin ispatlanması halinde de kişinin uğradığı maddi zararın bulunması halinde maddi zararların karşılanması ve&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/mobbing-baglaminda-ornek-bir-anayasa-mahkemesi-kararinin-incelenmesi/">Mobbing Bağlamında Örnek Bir Anayasa Mahkemesi Kararının İncelenmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet memurları mobbing gerekçesiyle İdare Mahkemelerinde <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/devlet-memurlari-mobbing-davasi-acabilir-mi/">tam yargı davası açabilmektedirler</a>. Mobbing fiilinin ispatlanması halinde de kişinin uğradığı maddi zararın bulunması halinde maddi zararların karşılanması ve psikolojik taciz gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bu yazıda Anayasa Mahkemesinin mobbing nedeniyle açılan bir davada verdiği hak ihlali kararında kabul ettiği gerekçeler incelenecektir.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesine başvurucu süreci</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi 26/09/2018 tarih ve 30547 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2014/7998 nolu ve 19/07/2018 tarihli hak ihlali kararında mobbing davaları yönünden genel gerekçeleri ortaya koymuştur.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında bir kamu kurumunda veteriner hekim olarak çalışan başvurucu; haksız yere sürgün edildiği, kurum müdürü ve diğer çalışma arkadaşları tarafından dışlandığı, hakarete uğradığı, tehdit edildiği, sağlık bilgilerinin araştırıldığı, hakkında keyfi biçimde disiplin cezaları verildiği, sistematik biçimde psikolojik tacize maruz bırakıldığı gerekçeleriyle tam yargı davası açmış ancak tam yargı davası İdare Mahkemesince reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesine yapılan istinaf başvurusu da reddedildiğinde başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesince kabul edilen temel ilkeler</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında ilgili ulusal ve uluslararası mevzuata vurgu yaparak eylemin psikolojik taciz (mobbing) olarak kabul edilebilmesi için;</p>
<ul>
<li><em>“İşyeri ile ilgili olarak işyerindeki yöneticiler ve/veya diğer çalışanlar tarafından gerçekleştirilmesi ya da bu tür müdahalelere göz yumulması,</em></li>
<li><em>Süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanması, keyfîlik içermesi, sistemli ve kasıtlı olması, yıldırma ve dışlama amacı taşıması,</em></li>
<li><em>Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkaran ya da ciddi bir zarar tehlikesi içeren nitelikte olması gerekir”</em> demiştir.</li>
</ul>
<p>Anayasa Mahkemesine göre devletin bu konuda alması gereken yükümlülükler bulunmaktadır. Bu yükümlülükler;</p>
<ul>
<li><em>“Çalışanlara yönelen psikolojik taciz mahiyetindeki davranışların oluşmaması için önlemler alınması,</em></li>
<li><em>Şikâyetleri etkili şekilde inceleyecek denetim mekanizmalarının oluşturulması,</em></li>
<li><em>Pozitif ayrıcalıklar sunulması gereken çalışanların önündeki güçlüklerin kaldırılması ve kolaylaştırıcı imkânlardan yararlandırılmasının sağlanması,</em></li>
<li><em>Yıldırıcı ve kasıtlı tutumlara maruz kalanların uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ya da ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin yasal altyapının oluşturulması ve suç teşkil eden durumlarda sorumluların yasal çerçevede cezalandırılmalarının sağlanması,</em></li>
<li><em>Oluşan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan davalarda mağdurların haklarını adil şartlarda savunabileceği etkili usule ilişkin güvencelerden yararlandırılması ve yargılamalar sonucunda temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde mahkemelerce ulaşılan sonuçların ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması”</em> şeklinde tasnif edilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi kararında temel gerekçe</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında yukarıda yer verilen temel ölçütler uyarınca bir inceleme yapılmış ve <em>“somut başvuruda özellikle başvurucu hakkında sık sık soruşturmalar açılmasında, başvurucunun süreklilik oluşturacak şekilde yazılı olarak uyarılmasında, başvurucudan sıklıkla savunma istenmesinde ve yaşadığı sağlık sorunları bilinmesine rağmen başvurucunun sunduğu belgelerin sorgulanmasında keyfîliğe kaçan durumların olduğu görülmektedir. İdare tarafından da tespit edildiği üzere süreklilik arz eden boyuta ulaştığı ve mesleki anlamda yıldırma amacı taşıdığı görülen söz konusu eylem ve işlemlerin sağlık sorunları bulunan başvurucunun yaşamına etkisi bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaştığı anlaşılmaktadır”</em> gerekçesiyle başvurucu hakkında sık sık soruşturma açılmasını, sağlık sorunlarına ilişkin keyfi açıklamalar talep edilmesini ve bu eylemlerin sistematik bir hal almasını mobbingin varlığı için yeterli bularak kişinin Anayasa m. 17 tarafından korunan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar mobbing davaları yönünden temel ölçütleri belirlemesi bakımından önem arz etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/mobbing-baglaminda-ornek-bir-anayasa-mahkemesi-kararinin-incelenmesi/">Mobbing Bağlamında Örnek Bir Anayasa Mahkemesi Kararının İncelenmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:51:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mal Rejimi Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada ev kredisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada ev kredisini kim öder]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada evin kalan kredilerini kim öder]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada evin krediyle alınan evin paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada kredili alınan ev kimde kalır]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada kredili evin durumu]]></category>
		<category><![CDATA[kredili alınan ev nasıl paylaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[krediyle alınan ev boşanmada kimde kalır]]></category>
		<category><![CDATA[mal rejimi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı boyunca yatırım ya da ikamet amacıyla tarafların bir taşınmaz almaları mümkündür. Çoğu zaman düğünde taraflara takılan altınların da eklendiği bu&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/">Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı boyunca yatırım ya da ikamet amacıyla tarafların bir taşınmaz almaları mümkündür. Çoğu zaman düğünde taraflara takılan altınların da eklendiği bu tür satın alma işlemleri bazen de ev kredileriyle mümkün olmaktadır.</p>
<p>Eşlerden biri adına kayıtlı taşınmaza ilişkin kredi ödemeleri devam ederken boşanma ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak talebiyle dava açılması mümkündür. Boşanma dava tarihi itibariyle eşler arasındaki mal rejimi sona ereceğinden dava tarihi itibariyle ödenen taksitlerin sayısı ve tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde boşanma dava tarihinden sonra ödenecek taksitlerin de sayısı ve toplam tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Mal rejiminin sona ermesinden önce ödenen taksitler edinilmiş mal niteliğindedir. Başkaca bir kişisel maldan karşılanmamış ise elbette. Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden taksitler ise ödeyen eşin kişisel malı sayılacaktır.</p>
<p>Mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talepli davalar niteliği itibariyle para alacağı talebini içermektedir. Bu sebeple Türk Medeni Kanununda yer alan diğer istisnalar dışında taşınmazın aynına ilişkin bir talepte bulunulamaz. Bu sebeple de kredi ile alınan taşınmazlarda mal rejiminin devamı süresince ödenen taksitler ile mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen taksitlerin miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay da ilke kararlarında kredili alınan taşınmazların hesaplamasının ne şekilde yapılacağını tespit etmiştir.</p>
<p>Yargıtay bir kararında <em>“…Tasfiyeye konu malın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasında sarkan ödemeler, tasfiye konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarıın, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu malın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, malın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu/trafik kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluş kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan  kurulundan da yardım alınmalıdır.”</em> şeklinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı olarak kredi ile satın alınan taşınmazların nasıl hesaplanacağını göstermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/531 Esas 2024/892 Karar 15/02/2024 Tarihli kararı)</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><strong>avcerenozalp@gmail.com</strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/">Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
