11 Kasım 2024 İlker Urlu 1 Yorumlar

Haksız tahrik, temelde ceza hukukunda yer bulan bir uygulamadır. Ancak haksız tahrik kavramının disiplin soruşturmalarında da kullanıldığını görmekteyiz.

Haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu m. 29’da düzenlenmektedir. Madde bendinde yer alan; “haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli eylemin etkisi altında suç işleyen kimse…” ifadesinden, bir kimsenin kendisine yönelik haksız fiilin etkisi ile suç işlemesi halinde cezadan indirim yapılacaktır.

Danıştay uygulamalarında, disiplin soruşturmalarında da haksız tahrik durumunun varlığının araştırılması ve bu durumda verilecek disiplin cezasının daha düşük bir ceza üzerinden değerlendirilmesi gerektiği hatta durumun niteliğine göre hiç ceza verilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin memurun kendisine hakaret eden amirine karşı disiplin cezasını gerektiren bir fiilde bulunması halinde disiplin soruşturmasında bu husus değerlendirilecektir.

Disiplin cezası gerektiren fiil aynı zamanda ceza kanunu uyarınca suç teşkil ediyor ve kişi hakkında ceza yargılaması yapılmışsa, ceza yargılamasında haksız tahrik yönünden verilen karar disiplin soruşturmasında da dikkate alınmak durumundadır. Aksi halde verilen disiplin cezası hukuka aykırı olacaktır.

Konuyla İlgili Danıştay Kararları

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu verdiği bir kararında; “…Memur disiplin hukuku uygulamasında haksız tahrik ve karşılıklı hakaret hallerinin söz konusu olduğu durumlarda, olayın özelliğine göre faile daha hafif bir ceza verilmesi veya hiç ceza verilmemesi hususlarının cezayı verecek olan idare tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre işlem tesis edilmesinin idare hukukunun niteliğine uygun düşeceği, 24/08/2016 tarihinde kavga olayının bir gün öncesinde davacıyla … arasında yaşanan tartışma sırasındaki hakaret içeren bir kısım ifadenin tanık ifadelerinde de belirtildiği, davacının aynı gün idareye bu konuda şikayet dilekçesi verdiği hususuyla birlikte, kavga olayının karşı tarafı …’nin işletme müdürü …’nin amcasının oğlu olduğu, soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan güvenlik görevlisi …, … ve …’nin ifadelerinde …’nin ayrımcılık yaptığını, …’nin hakkında çok sayıda tutanak olmasına rağmen işlem yapılmadığını, başka personellerle de sıkıntı yaşadığını belirttikleri, Ayrıca davacı ve …’nin birbirlerinden şikayetçi olmaları sonucunda Elazığ C. Başsavcılığının … soruşturma nolu dosyası üzerinden “kavgada müşteki şüpheli davacının çay bardağını …’ye vurarak yaraladığı, müşteki şüpheli …’nin de adli emanete kayıtlı bıçaklardan bir tanesi ile davacıyı yaraladığı, müşteki şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları ikrar ettikleri” gerekçesiyle … Asliye Ceza Mahkemesinde basit yaralama suçundan dava açıldığı, Bu durumda, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonunda verilecek cezanın, davacının işlediği iddia edilen eylemin haksız tahrikle gerçekleştiği hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirilmesi gerekirken…” yönündeki daire gerekçesini onayarak, ceza yargılamasında yer verilen haksız tahrikin disiplin soruşturmasında da dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 28/12/2020T., 2020/231E.,  2020/3500 K.).

Danıştay verdiği bir başka kararında da; “…Haksız tahrik ve karşılıklı hakaret halinde cezanın hafifletilebilmesi ve yerine göre tamamen kaldırılabilmesi, modern ceza hukukunca kabul edilen müesseseler olup, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik halinde verilecek cezanın 3/4’üne kadarlık kısmı indirilebilmekte, 129/3. maddesi uyarınca da karşılıklı hakarette olayın mahiyetine göre taraflardan birine veya her iki tarafa verilecek olan ceza 1/3’üne kadar indirilebileceği gibi hiç ceza verilmemesi de söz konusu olabilmektedir. Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinde, idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında herhangi bir ayrım yapılmadığından, hem idari suç ve cezalar hem de adli suç ve cezalar bu maddede öngörülen ilkelere tabi kabul edilmektedir. Zira Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere adli ve idari suçların ikisinde de davranış normlarına aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille, kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olup adli ve idari cezaların her ikisi de cebir içermektedir. Adli suçlar için öngörülen cezaların idari suçlar için öngörülen cezalardan genellikle daha ağır olması, hürriyeti bağlayıcı cezaların kural olarak adli suçlar yönünden geçerli olabilmesi, idari suçlarda kanun koyucunun daha hafif yaptırıma bağladığı bir hukuki değerin ihlal edilmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle ceza hukuku bakımından getirilen genel ilkelerin idari suç ve cezalara aynen uygulanması çoğu zaman mümkün olmamakla birlikte, bu ilkelerin memur disiplin hukukunun niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanması gerektiği görüşü Danıştay Onikinci Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarıyla istikrar kazanmıştır. Bu nedenle, kamu görevlilerinin işlemiş olduğu disiplin suçlarıyla ilgili olarak haksız tahrik ya da karşılıklı hakaret hallerinin söz konusu olduğu durumlarda, olayın özelliğine göre faile daha hafif bir ceza verilmesi veya hiç ceza verilmemesi hususlarının cezayı verecek makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucuna göre bir işlem tesis edilmesi, hem ceza hukukunun genel ilkelerine hem de hakkaniyete daha uygun düşecektir. Bakılan davada, birbirlerine karşılıklı hakaret ettiklerinden bahisle aynı ağırlıkta ceza ile cezalandırılan taraflardan …’nın, olay sırasında ilk hakareti eden kişi olduğunun, davacının ise, …’nın hakaretine karşılık üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin, yapılan disiplin soruşturmasında ifadesine başvurulan müdür yardımcısı …’nın beyanları ve ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu ve bu nedenle davacı hakkında hakaret suçundan dolayı ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği hususları gözönünde bulundurulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir…” gerekçesiyle, haksız tahrik indiriminin disiplin soruşturmasında da dikkate alınarak uygulanması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 03/12/2019T., 2016/4750E., 2019/9565K.).

Sonuç olarak; yukarıda sunulan Danıştay kararlarında da açıkça görüldüğü üzere, disiplin soruşturmasında da haksız tahrik yönünden bir inceleme yapılarak cezada indirim ya da durumun özelliğine göre disiplin cezasına gerek olmadığı yönünde karar verilmesi gerekmektedir. Özellikle devlet memurluğundan çıkarma cezası gibi yaptırımı çok ağır olan disiplin cezalarında haksız tahrik yönünden inceleme yapılması ayrıca önem arz etmektedir. Bu tür durumlarda süresi içerisinde disiplin cezasına karşı hukuki yollara başvurmak önemlidir.

1 people reacted on this

Comments are closed.