<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özel Hukuk arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<atom:link href="https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/ozel-hukuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/ozel-hukuk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Feb 2026 16:51:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.ilkerurlu.av.tr/wp-content/uploads/2024/03/iulogo-3-150x150.png</url>
	<title>Özel Hukuk arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/ozel-hukuk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 16:51:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kira Hukuku Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[boş imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli midir]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşm eil bir likte imzalanan tahliye taahhütnamesi geçerli midir]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesi ne zaman imzalanır]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesinde imza tarihinin bulunmaması]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesine tarih yazılmaması]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye taahhütnamesinin boş imzalanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kira ilişkisinde sıkça merak edilen hususlardan birisi de ev sahiplerinin tahliye taahhütnamesi düzenleyip düzenleyemeyecekleridir. TBK m. 352/1; “Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı,&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/">Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kira ilişkisinde sıkça merak edilen hususlardan birisi de ev sahiplerinin tahliye taahhütnamesi düzenleyip düzenleyemeyecekleridir.</p>
<p>TBK m. 352/1; <em>“Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir” </em>hükmü ile kira taahhütnamesi düzenlenebileceğini hüküm altına almıştır.</p>
<p>Kanun metninde kira taahhütnamesi kira sözleşmesinin kurulmasından ve kiralananın kiracıya tesliminden sonra imzalanabilir. Ancak uygulamada kira sözleşmesi yapıldığı anda taahhütnamenin boş olarak imzalandığı görülmektedir. Bu durumda tahliye taahhüdü geçerli midir?</p>
<p><strong>Tahliye taahhüdünde tahliye tarihinin sonradan doldurulması</strong></p>
<p>Kanun kiracı lehine bir düzenleme yapmış olmasına rağmen uygulamada kiracıdan tarih kısmının sonradan doldurulduğunun ispat etmesi beklenmektedir. Ancak taahhütnamede tarihin sonradan doldurulduğunun yazılı ispatı oldukça güç olduğundan fiilen bu durumu ispatlamak imkansız hale gelmektedir. Yargıtay içtihatlarında kiracıdan taahhütnamenin sonradan imzalandığını ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunun ispatı mümkün müdür?</strong></p>
<p>Bu durumun ispatı mümkün olsa da oldukça zordur. Tahliye taahhüdünün sonradan doldurulduğunu ispat etmek için kira sözleşmesi ile tahliye taahhüdünün düzenlenmesinin ardından kiralayana ihtar çekerek bu ihtarın tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde tahliye taahhüdünün hükümsüz olduğuna ilişkin genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. Hükümsüzlüğe ilişkin bir karar dışında tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden önce imzalatıldığının yazılı belge ile ispatı gerekmektedir.</p>
<p><strong>Konuya ilişkin Yargıtay uygulamaları</strong></p>
<p>Yargıtay bir kararında; <em>“…Uyuşmazlık, tahliye taahhütnamesine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK’nun 352/1. maddesi hükmüne göre; kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği halde boşaltmamışsa, kiraya veren kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kira sözleşmesi, 15.05.2022 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olup, davalı kiracı 16.05.2022 tarihinde düzenlenen taahhütname ile kiralananı 15.05.2023 tarihinde tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Kural olarak kira ilişkisi kurulduktan sonra alınan taahhütnamenin kiracının serbest iradesi ürünü olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda; tahliye taahhütnamesi 16.05.2022 tarihinde düzenlenmiş olup, düzenleme tarihi itibariyle kiracılık ilişkisi mevcuttur. Davalı, tanzim tarihinin belgeye sonradan yazıldığını ve gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş ise de, bu iddiasını aynı ispat gücüne haiz başka bir belge ile kanıtlamakla yükümlü olan davalı bu yönde bir delil sunmamıştır. Mahkemece belirtilen bu yönler nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan…”</em> gerekçesiyle tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden önce imzalatıldığının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25/02/2025T., 2024/4052 E.,  2025/1108 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da;<em> “…Taraflar arasında 08.09.2010 başlangıç tarihli 3 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarihde aksine bir düzenleme olmadığı takdirde kiralananın kiracıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Kira sözleşmesi yargı kararı veya tarafların ortak iradeleri ile feshedilmedikçe geçerli olup tarafları bağlar. Davalı kiracı, kira ilişkisinden doğan edimlerini yerine getirmek zorundadır. Dosyada bulunun 18.08.2010 tarihli önceki kiracı ile davalı arasında, işyerinin devri ve tahliyesi başlıklı protokolun imzalanmasından sonra düzenlenen 02.01.2014 tarihli tahliye taahhütnamesinde davalı kiracı, kiracısı bulunduğunu da belirterek kiralananı 21.04.2014 tarihinde kayıtsız ve şartsız tahliye etmeyi taahhüt etmiştir. Bu taahhüde dayalı olarak davacı icra takibi başlatmış olup, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi ile birlikte yapıldığı hususu davalı tarafça ispat edilememiştir. Mahkemece, davalının, önceki kiracı şirketin hisselerinin bir kısmını da devir alarak dava konusu taşınmazda kiracı olduğu sırada, geçerli bir tahliye taahhüdü verdiği hususları birlikte değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”</em> gerekçesiyle tahliye taahhütnamesinin kiralananın tesliminden önce imzalandığının kiracı tarafından ispatlanması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 05/06/2017T., 2017/3522 E.  ,  2017/9006 K.).</p>
<p>Sonuç olarak; tahliye taahhütnamesinin kiralanın tesliminden önce imzalatıldığının ispatlanması halinde tahliye taahhütnamesi geçerli olamayacaktır. Ancak bu durumun yazılı belge ispatı gerektiğinden uygulamada bu ispat oldukça güçtür.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/tarihler-bos-birakilarak-imzalanan-tahliye-taahhutnamesi-gecerli-midir/">Tarihler Boş Bırakılarak İmzalanan Tahliye Taahhütnamesi Geçerli midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 15:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticari Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza bedeli]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulu]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulunda indirim yapılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza koşulunun yüksek olması]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza şartı]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmede ceza şartından indirim]]></category>
		<category><![CDATA[tbk m. 182]]></category>
		<category><![CDATA[ttk m. 22]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasında kurulan sözleşmelerde tarafların birisinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu ceza koşuluna yer verilmesi mümkündür. Ancak kimi durumlarda taraflar sözleşmenin&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/">Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasında kurulan sözleşmelerde tarafların birisinin sözleşmeyi ihlal etmesi halinde diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu ceza koşuluna yer verilmesi mümkündür. Ancak kimi durumlarda taraflar sözleşmenin bozulmayacağına olan inançları ya da sözleşmenin imzalanabilmesi için aşırı ceza koşulunu kabul etmektedirler. Peki bu tür durumlarda ceza koşulunu dava etmek mümkün müdür?</p>
<p><strong>İlgili hukuk</strong></p>
<p>Türk borçlar Kanunu m. 182/1; <em>“Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler”</em> hükmü ile sözleşmede ceza koşulunun serbestçe belirlenebileceğini düzenlemektedir.</p>
<p>Türk Borçlar Kanunu m. 182/3; <em>“Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir” </em>hükmü ile belirlenen ceza koşulunun aşırı olması halinde indirilebileceğine hükmetmektedir.</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu m. 22/1; ise <em>“<strong> </strong>Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez”</em> hükmünü içermektedir.</p>
<p>Bu durumda genel olarak ticari yaşamda yer alan tacirlerin sözleşme imzalarken ceza koşuluna dikkat etmeleri gerektiği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>Peki uygulamada durum nasıldır?</p>
<p><strong>Yargıtay içtihatlarında ceza koşulunda indirim</strong></p>
<p>Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin tarafları tacir olsa dahi ceza koşulu ticari işletmenin sürdürülmesini imkansız kılacaksa bu durumda ceza koşulunda hakim tarafından indirim yapılmasına karar verilebileceğine hükmedilmektedir.</p>
<p>Yargıtay bir kararında; <em>&#8220;&#8230;Ayrıca TTK. m. 22 ve TBK. m. 182 uyarınca tacir, kural olarak sözleşmede kararlaştırılmış cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şart, davalının ekonomik olarak mahvına yol açacak derecede fahiş ise durumuna uygun bir indirim yapılabileceği Yargıtayca kabul edilmektedir. Bu yönden davalının bilançosu ve ticari defterleri incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkeme kararının bozulması gerekmiştir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle cezada indirimi kabul etmektedir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 13/12/2016T., 2016/4335 E.  ,  2016/15702 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da<em>; &#8220;&#8230;Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı yanın akdolunan sözleşmenin 3.1 ve 3.5 maddelerine aykırı davranarak taahhüt ettiği miktarda mal alımı yapmaması sonucu davacı şirketin akdi haklı olarak feshettiği ve böylece 62.890 USD cezai şart alacağına hak kazanmış ise de bu tutardaki cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına yol açacağından bahisle BK. 20.maddesi uyarınca 3/4 oranında tenkis edilerek davacının 15.722 USD cezai şart talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.500 USD alacak tutarının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi hükmüne göre hesaplanacak faiziyle ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle sözleşmede belirlenen cezada indirimin gerekli olduğuna hükmetmiştir ((Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 06/02/2013T.,    2012/14893 E.,  2013/2277 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230;Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cezai şart isteminin yerinde olduğu, ancak tahakkuk eden cezai şart alacağının davalı şirketin ekonomik yıkımına sebep olacağı, bu durumda hesaplanan cezai şart alacaklarından takdiren %80 oranında tenkis yapılarak (asıl davada 80.880,00 TL&#8217;den indirimle 16.176,00 TL; birleşen davada 1.756.400,00 TL&#8217;den indirim ve asıl davadaki mahsupla 335.104,00 TL) asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin ve buna bağlı olarak davaların kısmen kabulüne&#8230;Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle cezada indirim yapan istinaf mahkemesi kararının onanması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 21/02/2024T., 2023/3485 E.,  2024/1332 K.).</p>
<p>Yargıtayın farklı tarihlerde verdiği kararlarında istikrarlı olarak ceza bedelinin işletmenin ekonomik olarak çöküşüne sebebiyet vereceği durumlarda bu bedelden indirim yapılacağına hükmedildiği görülmektedir. Bu durumda açılacak davada bu hususun da değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmede-yer-alan-ceza-kosulundan-indirim-talep-edilebilir-mi/">Sözleşmede Yer Alan Ceza Koşulundan İndirim Talep Edilebilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 14:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ticari Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşme hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin feshedilmesine rağmen ticari ilişkinin devamı]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin feshine rağmen ticarete devam edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin fiilen tadili]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin tadili]]></category>
		<category><![CDATA[sözleşmenin yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ticari yaşamda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi gündeme gelebilmektedir. Ancak daha sonra taraflar yeni bir yazılı sözleşme yapamadan uzlaşı sağlayarak sözleşme uyarınca ticari&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/">Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ticari yaşamda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin çeşitli nedenlerle feshi gündeme gelebilmektedir. Ancak daha sonra taraflar yeni bir yazılı sözleşme yapamadan uzlaşı sağlayarak sözleşme uyarınca ticari faaliyetleri yürütmeye devam edebilmektedirler. Sözleşmenin devamı yönünde gösterilen iradeden sonra yeniden sorunlar ortaya çıktığında ise taraflardan birisi sözleşmenin feshedildiğini ileri sürebilmekte ve hukuki ihtilaflar doğmaktadır. Bu durumda sözleşmenin yorumu gündeme gelmekte ve geçerli bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır. Peki Yargıtay bu tür durumlar için nasıl kararlar vermektedir?</p>
<p><strong>Yargıtay içtihatlarında sözleşmenin fiilin tadili</strong></p>
<p>Yargıtay’ın bu tür durumlarda somut olaya bakarak çeşitli kararlar verdiği görülmektedir. Yargıtay bu tür durumlarda, sözleşmenin feshi yönünde irade beyanından sonra taraflar arasında ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerekliliğine vurgu yapmaktadır.</p>
<p>Yargıtay bir kararında ilk derece mahkemesinin; <em>&#8220;&#8230;1-&#8230;davalının, davacı ile bayilik sözleşmesini de söz konusu unvanı kullanarak imzaladığından, davacının benzer kılavuz sözcükle unvan kullanımına ses çıkarmadığı, kullanımın oldukça uzun bir süre devam ettiği, unvan terkini bakımından da, davalının başlangıçta davacının izni ile kullanmaya başlayıp, tescil ettirdiği unvanın tescil edildiği tarihten bu yana geçen süre ve tescilli hak kullanımı nedeniyle, tecavüz ve haksız rekabet değerlendirmesi yapılamadığı, usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir ticari işaretin yine, usulüne uygun biçimde kullanımının hukuka aykırı olmayacağı, davacının iddiasının MK&#8217;nın 2. m. de aykırı olduğu ayrıca, taraflar arasındaki tonaj yükümlülüğü öngören 01/01/2003 tarihli sözleşmeye göre davalının yıllık 250 ton alım şartı bulunduğu halde, buna uymadığı ancak, davacının davalıya herhangi bir uyarıda bulunmadığı ve sözleşmeyi uygulamaya devam ettiği, böyle olunca, davalının anılan yükümlülüğü ile ilgili sözleşme şartının uygulanmayacağına ilişkin bir inanç edindiği yani, sözleşmenin taraflar arasında fiilen tadil edilmiş olduğu, davalıda kendisine dava açılmayacağına dair güven oluşturan davacının, aradan yıllar geçtikten ve ticari ilişkileri ilk davanın açıldığı tarihte bozulduktan sonra yine bu davanın kesinleşmesini bekleyerek dava açmasının MK&#8217;nın 2. m. uygun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir&#8230;&#8221;</em> yönündeki sözleşmenin fiilen tadil edildiği gerekçesini usul ve yasaya uygun bularak kararın yalnızca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04/05/2016T., 2015/10465E., 2016/5051K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında da; <em>&#8220;&#8230;Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarını ileri sürmüş ise de sözleşmenin fiilen devam ettiği ve davacının bu sözleşmeden doğan tüm haklardan yararlandığı, bu nedenlerle bononun bedelsiz kaldığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle sözleşmenin fiilen devam ettiği durumda sözleşmeden dönme iddiasının geçerli olmadığına hükmetmiştir (Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, 28/04/2022T., 2021/1327 E.  ,  2022/3560 K.).</p>
<p>Yargıtay bir başka kararında<em>; &#8220;&#8230;.Mahkemenin 12.10.2021 tarih, 2019/364 E. ve 2021/721 K. sayılı kararı ile bozma kararı dikkate alınarak davacı … Pazarlama A.Ş&#8217;nin 2014-2015-2016 yılına ait yasal defterleri ile satış programından temin edilen bayi satış listesi üzerinde inceleme yaptırıldığı, davacının bayisi … Petrolcülük Mot. Taş. Gıd. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından dava dışı &#8230; &#8230; Büfe&#8217;ye 29.08.2014-20.12.2016 tarihleri arasında toplam 57,48 hektolitre mal satıldığı, bu satımın 5,10 hektolitresinin 2014 yılında, 40,78 hektolitresinin 2015 yılında, 11,60 hektolitresinin 2016 yılında gerçekleştiği, bu kapsamda davacının davalının işletmesini devrettiği dava dışı &#8230; Büfe&#8217;ye mal teslimi yapmak suretiyle ticari ilişkiyi devam ettirdiği, bu durumda davacının devralan kişiye mal teslim ederek devre zımnen muvafakat ettiği anlaşıldığından 11.03.2013 tarihli sözleşmenin ihlalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir&#8230;.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle çok benzer bir olayda ticari ilişkinin devam etmesini sözleşmenin devamına gösterilen rıza olarak değerlendirmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20/02/2023T., 2022/765 E.,  2023/993 K.).</p>
<p>Sonuç olarak, Yargıtay kararlarında sözleşmenin feshinden sonra ticari ilişkinin devam edip etmediğinin araştırılması gerektiğine vurgu yapıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin fiilen devam etmesine rağmen sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle talepte bulunmanın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olabileceği yönünde kararlar verildiği görülmektedir. Ancak Yargıtay’ın somut olayın koşullarına göre karar verdiği ve aykırı kararlarının da olabileceği akılda tutulmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sozlesmenin-feshine-ragmen-taraflar-arasinda-ticari-iliskinin-devam-etmesi/">Sözleşmenin Feshine Rağmen Taraflar Arasında Ticari İlişkinin Devam Etmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:51:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mal Rejimi Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada ev kredisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada ev kredisini kim öder]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada evin kalan kredilerini kim öder]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada evin krediyle alınan evin paylaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada kredili alınan ev kimde kalır]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmada kredili evin durumu]]></category>
		<category><![CDATA[kredili alınan ev nasıl paylaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[krediyle alınan ev boşanmada kimde kalır]]></category>
		<category><![CDATA[mal rejimi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı boyunca yatırım ya da ikamet amacıyla tarafların bir taşınmaz almaları mümkündür. Çoğu zaman düğünde taraflara takılan altınların da eklendiği bu&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/">Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı boyunca yatırım ya da ikamet amacıyla tarafların bir taşınmaz almaları mümkündür. Çoğu zaman düğünde taraflara takılan altınların da eklendiği bu tür satın alma işlemleri bazen de ev kredileriyle mümkün olmaktadır.</p>
<p>Eşlerden biri adına kayıtlı taşınmaza ilişkin kredi ödemeleri devam ederken boşanma ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak talebiyle dava açılması mümkündür. Boşanma dava tarihi itibariyle eşler arasındaki mal rejimi sona ereceğinden dava tarihi itibariyle ödenen taksitlerin sayısı ve tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde boşanma dava tarihinden sonra ödenecek taksitlerin de sayısı ve toplam tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Mal rejiminin sona ermesinden önce ödenen taksitler edinilmiş mal niteliğindedir. Başkaca bir kişisel maldan karşılanmamış ise elbette. Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden taksitler ise ödeyen eşin kişisel malı sayılacaktır.</p>
<p>Mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talepli davalar niteliği itibariyle para alacağı talebini içermektedir. Bu sebeple Türk Medeni Kanununda yer alan diğer istisnalar dışında taşınmazın aynına ilişkin bir talepte bulunulamaz. Bu sebeple de kredi ile alınan taşınmazlarda mal rejiminin devamı süresince ödenen taksitler ile mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen taksitlerin miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay da ilke kararlarında kredili alınan taşınmazların hesaplamasının ne şekilde yapılacağını tespit etmiştir.</p>
<p>Yargıtay bir kararında <em>“…Tasfiyeye konu malın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasında sarkan ödemeler, tasfiye konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarıın, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu malın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir&#8230;</em></p>
<p><em>&#8230;Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, malın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu/trafik kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluş kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan  kurulundan da yardım alınmalıdır.”</em> şeklinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı olarak kredi ile satın alınan taşınmazların nasıl hesaplanacağını göstermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/531 Esas 2024/892 Karar 15/02/2024 Tarihli kararı)</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><strong>avcerenozalp@gmail.com</strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yargitay-ictihatlarina-gore-ev-kredisi-devam-ederken-taraflarin-bosanmasi-halinde-evin-paylasimi/">Yargıtay İçtihatlarına Göre Ev Kredisi Devam Ederken Tarafların Boşanması Halinde Evin Paylaşımı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağ Kalan Eşin Miras Payına Mahsuben Aile Konutunun Özgülenmesi Davası</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sag-kalan-esin-miras-payina-mahsuben-aile-konutunun-ozgulenmesi-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutu]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutunun özgülenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutunun özgülenmesi davası]]></category>
		<category><![CDATA[aile konutunun sağ kalan eşe oturmak üzere verilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eş aile konutunda oturabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eş aile konutunda oturmaya devam edebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eşin aile konutu hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eşin aile konutunda oturmak istemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eşin aile konutunun özgülenmesi davası açması]]></category>
		<category><![CDATA[türk medeni kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[türk medeni kanunu m. 652]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşlerin bütün yaşamsal faaliyetlerini sürdürdükleri, acı tatlı günlerini geçirdikleri ve yaşantılarını istikrarlı biçimde sürdürdükleri alana Türk Medeni Kanunu anlamında aile konutu denilmektedir. Kanunun tanımlarında aile&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sag-kalan-esin-miras-payina-mahsuben-aile-konutunun-ozgulenmesi-davasi/">Sağ Kalan Eşin Miras Payına Mahsuben Aile Konutunun Özgülenmesi Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eşlerin bütün yaşamsal faaliyetlerini sürdürdükleri, acı tatlı günlerini geçirdikleri ve yaşantılarını istikrarlı biçimde sürdürdükleri alana Türk Medeni Kanunu anlamında aile konutu denilmektedir. Kanunun tanımlarında aile konutunun unsurlarına tam ve kesin olarak yer verilmemiş ise de uygulama ile aile konutunun unsurları belirlenmiştir. Tarafların bu unsurlara sahip aile konutu içerisinde yaşamlarını sürdürmeye devam ettikleri sırada eşlerden birinin ölmesi durumunda sağ kalan eşin miras hukukundan kaynaklı olarak aile konutunun kendi adına özgülenmesi talep edilebilmektedir.</p>
<p>Türk Medeni Kanununun 652.maddesi ile “<em>Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır</em>” düzenlemesine yer verilmiştir.</p>
<p><strong>Aile konutunun özgülenmesi dava koşulları</strong></p>
<p>1-Türk Medeni Kanunu 652.madde uyarınca aile konutunun özgülenmesi miras hukuku bağlamında gündeme gelmektedir. Bu sebeple TMK 652.madde uyarınca konutun talep edilebilmesi için eşin ölmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kişinin ölümünün kesin ve net olması halinde bu koşul sağlanmış olacaktır. Ancak eş, ölüm tehlikesi içinde kaybolur ya da kendisinden uzun zamandır haber alınamaz ise kişinin gaipliğine karar verilebilecektir. Bu ihtimalde de mirasın açılmasına karar verilirse sağ kalan eşin TMK 652.madde uyarınca aile konutunun kendisine özgülenmesini talep etme hakkı doğacaktır.</p>
<p>2- Sağ kalan eşin miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesini talep edebilmesi için söz konusu aile konutunun ölen eşin mirasında yer alması gerekmektedir. Ölen eşe ait aile konutu olarak kullanılan taşınmazın miras payına mahsuben özgülenmesi talep edilebilir.</p>
<p>3-Sağ kalan eşin aile konutunun kendisine özgülenmesini istiyorsa bu yargılama boyunca sağ olmalı ve mirasçılık sıfatını yitirmemelidir. Şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olan özgüleme talebinin sağ kalan eşin mirasçıları tarafından kullanılması mümkün değildir. Sağ kalan eş, mirasçılıktan çıkarılmış ise aile konutunun özgülenmesini talep edemeyecektir. Taraflar arasındaki boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi haline mirasçılarının davaya devam etme hakları bulunmaktadır. Sağ kalan eşin boşanma davasında kusurunun ispatlanması halinde mirasçılık sıfatını yitirmesi mümkündür. Mirasçılık sıfatının bu şekilde yitirilmesi halinde de sağ kalan eşin miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesini talep etmesi mümkün değildir.</p>
<p>4-Ölen eş adına kayıtlı tek taşınmaz bulunması ve bu taşınmazın da aile konutu olarak kullanılması halinde tek mirasçı sağ kalan eş ise aile konutunun özgülenmesini talep etmesinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Sağ kalan eşin, miras payının değeri aile konutunun değerinden daha az ise bu sorunun nasıl giderileceği de Yargıtay kararıyla açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre “<em>Eğer</em> <em>eşin mirastan payına düşen miktar aile konutunun değerini karşılamıyorsa</em> <em>eş miras payı dışında kalan aile konutunun değerini ödeyerek onun mülkiyet</em> <em>hakkını talep edebilecek eğer bakiye değeri ödeyecek gücü yoksa aile konutu</em> <em>üzerinde intifa veya oturma hakkını talep edebilecektir.” </em>gerekçesiyle değerler arasında orantısızlık bulunması halinde ne yapılması gerektiğini düzenlemiştir. <em>(</em>Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2008/12883E. 2008/15476K. 19/11/2008T.)</p>
<p>Yargıtay başka bir kararında ise <em>“Sağ kalan eş mirasçı ise; miras paylaşımında, aralarındaki mal rejimi ister edinilmiş mallara katılma rejimi, ister mal ayrılığı, ister paylaşımlı mal ayrılığı, ister mal ortaklığı olsun, katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın mal rejimindeki hakları dışında, mirasın paylaşımında aile konutu ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilecektir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir”</em> gerekçesiyle değerler arasında fark bulunması halinde bunun giderilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1466E. 2024/2731K. 20/05/2024T.)</p>
<p>5-Sağ kalan eşin özgülenmesi talebine konu taşınmaz, taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı süresince aile konutu olarak kullanılmış olmalıdır. Bu kapsamda yılın belirli dönemlerinde kullanılan taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesi mümkün değildir. Eşin vefatı ile taşınmazdan ayrılan sağ kalan eş de bu konutun aile konutu olarak özgülenmesini talep edemeyecektir.</p>
<p>Sağ kalan eşe aile konutu 3 şekilde özgülenebilir. Mülkiyet hakkı, intifa hakkı veya oturma hakkı. Sağ kalan eş aile konutunun özgülenmesini Sulh Hukuk Mahkemesinde açacağı bir dava ile ileri sürebilecektir. Yetkili mahkeme ise talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesidir.</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><strong>avcerenozalp@gmail.com</strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sag-kalan-esin-miras-payina-mahsuben-aile-konutunun-ozgulenmesi-davasi/">Sağ Kalan Eşin Miras Payına Mahsuben Aile Konutunun Özgülenmesi Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin sona ermesinden kaynaklı alacak hakları</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-mal-rejiminin-tasfiyesi-ve-sag-kalan-esin-mal-rejiminin-sona-ermesinden-kaynakli-alacak-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 12:53:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mal Rejimi Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[eşim öldü miras hakkım var mı]]></category>
		<category><![CDATA[mal rejimi dava hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[mal rejimi davası]]></category>
		<category><![CDATA[mal rejiminin tasfiyesi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Mal rejiminin tasfiyesinde taşınmazın aynına ilişkin hak talep edilebilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Mirasçıların davaya dahil edilme zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ölen eşin mal rejiminden kaynaklanan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm halinde eşin malvarlığı hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm halinde kalan eşin dava hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin sona ermesinden kaynaklı alacak hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin sona ermesinden kaynaklı alacakları nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm ve mal rejiminin tasfiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ kalan eşin dava hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağ kalan eşin ortaklığın giderilmesi dava hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki mal rejiminin sona erme nedenlerinden biri de ölümdür. Taraflar arasındaki evlilik birliğinin ölüm ile sona ermesinde, ölen adına kayıtlı malvarlığı değerleri evlilik birliği&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-mal-rejiminin-tasfiyesi-ve-sag-kalan-esin-mal-rejiminin-sona-ermesinden-kaynakli-alacak-haklari/">Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin sona ermesinden kaynaklı alacak hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki mal rejiminin sona erme nedenlerinden biri de ölümdür. Taraflar arasındaki evlilik birliğinin ölüm ile sona ermesinde, ölen adına kayıtlı malvarlığı değerleri evlilik birliği içerisinde edinilmiş ise sağ kalan eşin hem mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı hem de mirasçılık sıfatından kaynaklı alacak hakları bulunmaktadır.</p>
<p>Ölenin son yerleşim yeri adresinde bulunan Aile Mahkemesinde açılacak bir dava ile sağ kalan eş, mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talebinde bulunabilir. Burada davacı sağ kalan eş, davalı ya da davalılar ise ölenin diğer mirasçıları olacaktır. Örneğin; Ayşe ile Ali evli olup müşterek 2 çocukları bulunmaktadır. Ali’nin adına kayıtlı evlilik birliği içerisinde edinilmiş 1 araba ile 1 ev vardır. Ali’nin ölmesi halinde, Ayşe müşterek çocuklara karşı 1 ev 1 arabadan kaynaklı olarak mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talepli dava açabilecektir.</p>
<p>Evlilik birliği içerisinde edinilen 1 ev ve 1 arabanın Ayşe adına kayıtlı olması halinde ise müşterek çocuklar Ayşe’ye karşı mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talepli dava açabilecektir.</p>
<p><strong>Mirasçıların davaya dahil edilme zorunluluğu</strong></p>
<p>Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklı alacağı terekenin borcu sayılmaktadır. Bu sebeple tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay içtihatları bu yöndedir:</p>
<p><strong>Yargıtay 8.H.D. 07.02.2017 tarih 2015/11118 E. 2017/1294 K. sayılı kararında; </strong><em> &#8220;.<strong>..</strong>davacı talebini terekeye karşı dolayısıyla miras bırakının mirasçılarına yönelttiğine göre dosya içerisinde yer alan <strong>mirasçılık belgesindeki mirasçılardan müşterek</strong> <strong>çocuk….in de davalı safhında yer alması gerekirken </strong>pasif dava ehliyeti tamamlanmadan davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır..’’ </em>gerekçesiyle bütün mirasçıların davaya dahil edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.</p>
<p><strong>Sağ kalan eşin ortaklığın giderilmesi dava hakkı</strong></p>
<p>Evlilik birliği içerisinde edinilen ve ölen adına kayıtlı olan taşınır, taşınmaz mallar ile banka hesaplarında bulunan para, bireysel emeklilik, hisse senetleri gibi edinilmiş mal niteliğine haiz malvarlığı değerleri üzerinden öncelikle sağ kalan eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağı Aile Mahkemesinde açılacak dava ile hesaplanarak ölenin diğer mirasçılarından tahsil edilecektir. Sağ kalan eş, ölen eş adına kayıtlı malvarlığı değerleri üzerinden mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağını tahsil ettikten sonra miras hukuku hükümlerine göre Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi talepli dava ikame edebilecektir.</p>
<p><strong>Mal rejiminin tasfiyesinde taşınmazın aynına ilişkin hak talep edilebilir mi?</strong></p>
<p>Mal rejiminin tasfiyesi davaları niteliği gereği şahsi alacak hakkı doğurmakta olup mal rejimine konu taşınmazın aynına ilişkin talepte bulunulamaz. Ancak mal rejiminin ölüm ile sona ermesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağının dava konusu olması halinde bu alacak hakkına istisna getirilerek aile konutu ve ev eşyası üzerinde ayni hak talebinde bulunulabileceği düzenlenmiştir. Buna göre;</p>
<p>1-Taraflar arasındaki mal rejimi ölüm ile sona ermelidir.</p>
<p>2-Ölüm ile sona eren mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi olmalıdır.</p>
<p>3-Ayni hak talebinde bulunulacak olan aile konutu ve ev eşyası taraflar arasındaki mal rejiminin devamı süresince edinilmiş olmalıdır.</p>
<p>4-Ayni hakka konu taşınmazın aile konutu niteliğine haiz olması gerekmektedir.</p>
<p>5-Aile konutu ve ev eşyası ölen eşe ait olmalıdır.</p>
<p>6-Taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde sağ kalan eşin alacak hakkı bulunmalıdır.</p>
<p>Koşullarının varlığı halinde sağ kalan eş mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak hakkı yerine aile konutu ve ev eşyası üzerinde mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir.</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><strong>avcerenozalp@gmail.com</strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-mal-rejiminin-tasfiyesi-ve-sag-kalan-esin-mal-rejiminin-sona-ermesinden-kaynakli-alacak-haklari/">Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi ve sağ kalan eşin mal rejiminin sona ermesinden kaynaklı alacak hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötü Yönetim ve Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/kotu-yonetim-ve-savurganlik-nedeniyle-kisitlama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 14:37:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medeni Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[alkolikler kısıtlanır mı]]></category>
		<category><![CDATA[babanın bütün malvarlığını elinden çıkarması]]></category>
		<category><![CDATA[kime vasi atanır]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlama]]></category>
		<category><![CDATA[kısıtlama nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kötü yönetim nedeniyle kısıtlama]]></category>
		<category><![CDATA[malvarlığının hızla tüketilmesi engellenebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[savurgan birisi nasıl kısıtlanır]]></category>
		<category><![CDATA[savurgan yaşam süren kısıtlanır mı]]></category>
		<category><![CDATA[savurganlık kısıtlama nedeni midir]]></category>
		<category><![CDATA[TMK m. 406]]></category>
		<category><![CDATA[vasi]]></category>
		<category><![CDATA[vasi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[vesayet]]></category>
		<category><![CDATA[vesayet hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[vesayet makamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu’nda vesayeti gerektiren haller küçüklük ve kısıtlama olarak düzenlenmiştir. Kanun velayet altında olmayan her küçüğün vesayet altına alınmasını zorunlu kılarak küçükleri korumayı amaçlamıştır.&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kotu-yonetim-ve-savurganlik-nedeniyle-kisitlama/">Kötü Yönetim ve Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Medeni Kanunu’nda vesayeti gerektiren haller küçüklük ve kısıtlama olarak düzenlenmiştir. Kanun velayet altında olmayan her küçüğün vesayet altına alınmasını zorunlu kılarak küçükleri korumayı amaçlamıştır.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu m. 405 akıl sağlığı veya zayıflığı nedeniyle kısıtlamayı, m. 406 ise savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim nedeniyle kısıtlamayı düzenlemektedir. 407 ve 408.maddelerde de özgürlüğü bağlayıcı ceza ve istek üzerine kısıtlama düzenlenmektedir.</p>
<p>Bu yazıda kısıtlama çeşitlerinden kötü yönetim nedeniyle kısıtlama açıklanmaya çalışılacaktır.</p>
<p><strong>İlgili mevzuat</strong></p>
<p>Türk Medeni Kanunu&#8217;nun <em>&#8220;Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim&#8221;</em> kenar başlıklı 406. maddesi; <em>&#8220;Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.&#8221; </em>hükmünü, TMK m. 429/1 ise; <em>&#8220;Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye aşağıdaki işlerde görüşü alınmak üzere bir yasal danışman atanır&#8230;&#8221;</em> hükmünü içermektedir.</p>
<p><strong>Düzenlemenin amacı</strong></p>
<p>Kanun koyucu bu düzenleme ile kişiyi ve yakın çevresini korumayı amaçlamıştır. Madde metni kişinin bedensel ve psikolojik iyi olma halini güvence altına alırken aynı zamanda kötü yönetim nedeniyle malvarlığının hızla tüketmesini de engellemektedir. Kanun kişilerin malvarlıklarını savurgan bir biçimde tüketmelerini kamu düzenini bozan bir husus olarak değerlendirmiş ve bunu engellemek üzere sınırlamalar getirmiştir. Savurganlık ve kötü yönetim nedeniyle malvarlığının hızlı tükenmesinin toplumsal düzeni bozma ihtimali taşıdığını kabul ederek yargısal müdahaleyi mümkün kılmıştır.</p>
<p><strong>Dava süreci </strong></p>
<p>Uygulamada savurgan yaşam süren kimsenin malvarlığı hızla erimekte ve özellikle aile üyeleri bu durumdan oldukça olumsuz etkilenmektedir. Bu tür tasarrufların önüne geçmek üzere TMK m. 406 uyarınca kısıtlama talepli dava açmak mümkündür. Mahkeme açılan davada bilirkişi incelemesi marifetiyle malvarlığının olağan dışı azalıp azalmadığını inceleyecek ve savurganlık yönünde kanaate ulaşırsa kişinin kısıtlanmasına karar verecektir. Bu durumda kişiye vasi atanacak, vesayet makamı olan mahkemenin denetiminde tasarruf işlemleri kontrol edilecektir.</p>
<p><strong>Yargıtay uygulamalarında savurganlık nedeniyle kısıtlama</strong></p>
<p>Yargıtay içtihatlarında savurganlık düzeyindeki tasarruf işlemleri kısıtlama nedeni olarak kabul edilmektedir. Yargıtay bir kararında; <em>&#8220;&#8230;Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, Mahkemece; re&#8217;sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden kısıtlanması istenilen Mustafa’nın mevcut malvarlığının tespiti, tapuda devrettiği iddia edilen taşınmazın tapu bilgileri taraflardan sorularak satış bedelinin gerçek değerinin altında olup olmadığı ve banka hesap hareketlerini gösterir kayıtların getirtilerek olağanüstü harcama bulunup bulunmadığı böyle bir devir mevcutsa bu tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde tespit edilmesi için re&#8217;sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak oluşacak sonucuna göre öncelikle kısıtlanmasını gerektirir bir neden bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa dosyada mevcut rapora göre Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 429. maddesi gereğince yasal danışman atanmasını gerektiren bir durum olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiştir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden denetime elverişli rapor alınmasını, TMK. 406. Madde yönünden kısıtlama için yeterli unsurlar bulunamadığı taktirde TMK m. 429 yönünden değerlendirme yapılması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 15/01/2018T., 2017/7391 E.,  2018/415 K.).</p>
<p>Yargıtay benzer yöndeki bir başka kararında<em>; &#8220;&#8230;Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde; &#8220;Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.&#8221; hükmü ile aynı Kanunun 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, &#8220;Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı.&#8221; hükümleri yer almakta olup, dava dilekçesinde kısıtlanması istenilen&#8230;&#8217;in malvarlığını kötü yönettiği iddia edilmiş olup öncelikle vasi atanması olmazsa yasal danışman atanması istenmesine rağmen; alınan sağlık kurulu raporunda sadece 405. madde kapsamında akıl sağlığı yönünden vasi tayini gerekip gerekmediği değerlendirilmiş, yasal danışman atanması yönünden bir değerlendirme yapılmadığı gibi mahkemece de malvarlığını kötü yönetme ve yasal danışman atanması yönleri itibari ile herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.</em></p>
<p><em>Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, Mahkemece; re&#8217;sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden kısıtlanması istenilen&#8230;&#8217;in mevcut malvarlığının tespiti, tapuda devrettiği iddia edilen taşınmazın tapu bilgileri taraflardan sorularak satış bedelinin gerçek değerinin altında olup olmadığı ve banka hesap hareketlerini gösterir kayıtların getirtilerek olağanüstü harcama bulunup bulunmadığı böyle bir devir mevcutsa bu tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde tespit edilmesi için re&#8217;sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak oluşacak sonucuna göre öncelikle kısıtlanmasını gerektirir bir neden bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 429. maddesi gereğince yasal danışman atanmasını gerektiren bir durum olup olmadığının belirlenmesi amacıyla rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiştir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle, kısıtlanması talep edilen kimsenin koşulları varsa TMK m. 406 uyarınca kısıtlanmasına, olmadığı taktirde TMK m. 429 uyarınca yasal danışman atanıp atanmamasını gerektiren bir durum olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 28/11/2017 T., 2017/3018 E.,  2017/15725 K.).</p>
<p><strong>Kısıtlama kararı verilmesi halinde tasarruf işlemleri iptal edilebilir mi?</strong></p>
<p>Türk Borçlar Kanunu m. 286/2; <em>&#8220;Bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, savurganlığı yüzünden kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir.&#8221;</em> hükmü uyarınca bağışlayanın savurganlık nedeniyle kısıtlanmasına karar verilmesi halinde bağışlama işleminin iptaline karar verilebilir.</p>
<p>Doktrinde Günay&#8217;a göre; <em>&#8220;&#8230;Bu madde 818 sayılı Borçlar Kanununun 235.maddesini kısmen karşılamaktadır. Yasanın iki fıkradan oluşan bu maddesinde, bağışlayanın bağışlama ehliyeti düzenlenmektedir. Gerçekten fiil ehliyetine sahip olan herkes bağışlama yapabilir. Ancak eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklıdır. Öte yandan bağışlamayı yapanın savurganlığı (müsrifliği) yüzünden bağışlamayı izleyen bir yıl içinde başlatılmış bir yargılama sonucunda bağışlayanın, bu nedenle kısıtlanmasına karar verilirse, o bağışlama mahkemece iptal edilebilir&#8230;.Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 235.maddesinin son fıkrasında kullanılan &#8220;sulh mahkemesince&#8221; şeklindeki ibare, &#8220;mahkemece&#8221; şeklinde değiştirilmiştir. Burada, &#8220;mahkeme&#8221; sözcüğünden anlaşılması gereken vesayet makamıdır&#8230;&#8221; </em>yönündeki görüşü ile madde hükmüne açıklık getirmektedir (Prof. Dr. Cevdet İlhan Günay, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Yetkin Basımevi, 2015, s. 908-909).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kotu-yonetim-ve-savurganlik-nedeniyle-kisitlama/">Kötü Yönetim ve Savurganlık Nedeniyle Kısıtlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manevi Tazminat Davası</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/manevi-tazminat-davasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:52:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[hakaret maenvi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[hakarete karşı manevi tazminat davası açılaibilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik haklarına saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat davası açma koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat davası hangi durumlarda açılır]]></category>
		<category><![CDATA[manevi tazminat miktarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tazminat davaları, maddi tazminat ve manevi tazminat davaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi tazminat davaları temelde uğranılan maddi zararların tazminini amaçlarken, manevi tazminat davaları ise kişilik&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/manevi-tazminat-davasi/">Manevi Tazminat Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tazminat davaları, maddi tazminat ve manevi tazminat davaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi tazminat davaları temelde uğranılan maddi zararların tazminini amaçlarken, manevi tazminat davaları ise kişilik haklarını koruma altına alarak kişilik haklarına karşı müdahaleden kaynaklanan zararı telafi etmeyi amaçlar.</p>
<p><strong>İlgili Mevzuat</strong></p>
<p>Türk Borçlar Kanunu m. 58; <em>“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. </em></p>
<p><em>Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir” </em>hükmü ile kişilik haklarını koruma altına almaktadır.</p>
<p>Madde metninden anlaşılacağı üzere kişilik hakları zedelenen bir kimse bunun karşılığı olarak bir miktar para ödenmesini talep edebilecektir.</p>
<p>TBK m. 58 kişilik haklarına yapılan saldırıya karşılık olarak yalnızca bir miktar paranın ödenmesi şeklinde tazminat sorumluluğu ile sınırlı tutmamış saldırının kınanması gibi tazminat dışı çeşitli yollarla da kişilik haklarına yapılan saldırının telafisinin mümkün olduğu düzenlemiştir.</p>
<p><strong>Manevi tazminat davası hangi durumlarda açılabilir?</strong></p>
<p>Manevi tazminat davasının açılabilmesi için kişilik haklarının ihlal edilmiş olması en önemli koşuldur. Örneğin hakaret ya da özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi durumlarda kişilik hakları ihlal edilmiş sayılır ve bunun karşılığında manevi tazminat davası açılabilir.</p>
<p>Manevi tazminat davası açılabilmesi için kişiye yönelen fiilden kaynaklanan bir manevi zarar doğmuş olmalıdır.</p>
<p>Manevi tazminat davası açılabilmesi için fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı olmalıdır. Yani fiilin kişinin manevi varlığına yönelen bir saldırı niteliğinde bulunması gerekmektedir.</p>
<p>Manevi tazminat davasında zarar verenin kusurlu olması da koşul olarak aranmaktadır. Kişinin kusurunun bulunmadığı durumlarda manevi tazminat davası açılması mümkün değildir.</p>
<p><strong>Tazminat miktarı</strong></p>
<p>Ülkemizde manevi tazminat davalarında hükmedilen tazminat miktarları oldukça düşük kalmaktadır. Manevi tazminat davaları bir zenginleşme aracı değilse de çok düşük miktarlarda tazminata hükmedilmesi kişilik haklarına yapılan saldırının telafisine ilişkin yeterli tatmin duygusu sağlamamakta ve kişilik haklarının korunmasına yeterli düzeyde yardımcı olmamaktadır. Ülkemizde de kişilik haklarının korunması adına manevi tazminat davalarında hükmedilen miktarların yükseltilmesi elzemdir.</p>
<p><strong>Manevi tazminat davası yargılama giderleri</strong></p>
<p>Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 326/2; <em>“Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır”</em> hükmünü içermektedir. Ancak bu madde hükmü Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarihli ve E: 2024/29, K: 2024/226 sayılı kararı ile “manevi tazminat davaları” yönünden iptal edilmiştir. Karar 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girecektir. Anayasa Mahkemesi iptal kararında <em>“Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır”</em> gerekçesine yer vermiştir.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/manevi-tazminat-davasi/">Manevi Tazminat Davası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anlaşmalı Boşanma Nedir?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/anlasmali-bosanma-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Boşanma Davaları]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşma boşanmasında olaylar anlatılır mı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma davası]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma davası dava masrafları]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma süreci]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanmada dava dilekçesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin sona erme şekillerinden biri olan boşanma davası; çekişmeli olabileceği gibi tarafların boşanma ve ferileri hususunda anlaşmaları halinde, anlaşmalı olarak da görülebilmektedir.&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/anlasmali-bosanma-nedir/">Anlaşmalı Boşanma Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Taraflar arasındaki evlilik birliğinin sona erme şekillerinden biri olan boşanma davası; çekişmeli olabileceği gibi tarafların boşanma ve ferileri hususunda anlaşmaları halinde, anlaşmalı olarak da görülebilmektedir.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu 166/3.maddesi “<em>Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz</em>.” Düzenlemesine haizdir.</p>
<p>Buna göre taraflar arasındaki evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması halinde anlaşarak boşanmaları mümkündür. Anlaşmalı olarak boşanmak için taraflar arasında anlaşılan hususlara dair bir protokolün taraflarca imzalanması gerekmektedir. Protokolün düzenlenmesi ve taraflarca imzalanması anlaşmalı boşanmanın gerçekleştiği anlamına gelmeyecektir. Kanunun açık düzenlemesinden de anlaşıldığı üzere tarafların duruşmada bizzat anlaşmalı boşanma protokolüne uygun şekilde boşanmak istediklerini ifade etmeleri gerekmektedir. Bu kanunun aradığı bir zorunluluk olup tarafların avukatı olsa bile duruşmaya bizzat katılmaları gerekmektedir.</p>
<p>Anlaşmalı boşanma protokolü ile tarafların boşanmalarının yanı sıra, müşterek çocuklarının bulunması halinde müşterek çocuğun velayetinin kime verileceği, velayeti verilmeyen tarafla kurulacak kişisel ilişki, müşterek çocuğa hükmedilecek iştirak nafakası, tarafların birbirlerinden yoksulluk nafakası talebinin olup olmadığı hususları düzenlenebilir. Bunlarla birlikte tarafların birbirlerinden maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin olup olmadığına ilişkin hususlar da anlaşmalı boşanma protokolünde ayrıca düzenlenmelidir.</p>
<p>Anlaşmalı boşanma protokolü ile taraflar arasındaki evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların tasfiye edilmesi de mümkündür. Buna göre taraflar evlilik birliği içerisinde edindikleri ve aralarında nasıl paylaşılacağına serbestçe karar verebilirler.</p>
<p>Anlaşmalı boşanma davaları, çekişmeli boşanma davalarına nazaran daha kısa sürmektedir. Taraflar, çekişmeli boşanma davasında birbirlerine kusur isnat etmeleri gerektiği için boşanmaya neden olan olayları bir kere daha anlatmak zorundadırlar. Bu da kötü olayları yeniden hatırlamaları anlamına gelmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davasında taraflar, boşanmaya neden olan olayları anlatmak zorunda değildir. Sadece anlaştıkları hususlara ilişkin olarak bir protokol hazırlamaları yeterlidir. Bu niteliği itibariyle de anlaşmalı boşanma taraflar için daha az yıpratıcıdır. Çekişmeli boşanma davasında yargılama aşamalarında mahkemece talep edilen gider avansları değişkenlik göstermekte olup mahkemece talep edilmesi halinde taraflar dava açılış masraflarından daha fazla para yatırmak durumunda kalmaktadır. Anlaşmalı boşanmalarda ise dava açılış masrafları dışında başkaca bir masraf talep edilmemektedir.</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/anlasmali-bosanma-nedir/">Anlaşmalı Boşanma Nedir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm halinde taşınmazlar mirasçılara nasıl geçer?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-tasinmazlar-mirascilara-nasil-gecer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 13:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Miras Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Başvuru nereye yapılır?]]></category>
		<category><![CDATA[intikal]]></category>
		<category><![CDATA[intikal başvurusunda usul işlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[intikal için başvuruda süre var mıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[intikal vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[miarasçılık belgesi sulh hukuk mahkemesinden alınabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[miğrasçılık belgesi kaç günde alınır]]></category>
		<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçı]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılık belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılık belgesi kaç günde çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılık belgesi neren alınır]]></category>
		<category><![CDATA[mirasçılık belgesi noterden alınır mı]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm halinde taşınmazlar mirasçılara nasıl geçer?]]></category>
		<category><![CDATA[Taşınmaz tapusu gerekli midir?]]></category>
		<category><![CDATA[Taşınmazın mirasçılara geçmesi için gerekli evraklar]]></category>
		<category><![CDATA[veraset]]></category>
		<category><![CDATA[veraset ilamı]]></category>
		<category><![CDATA[veraset ilamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[veraset ve intikal vergisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[veraset vergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=982</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Bu yazı Av. Ceren Özalp tarafından kaleme alınmıştır Kişinin ölümü halinde adına kayıtlı taşınmazlar, kendiliğinden mirasçılarına geçmeyecektir. Ölenin adına kayıtlı taşınmazın mirasçıları adına tescil edilebilmesi&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-tasinmazlar-mirascilara-nasil-gecer/">Ölüm halinde taşınmazlar mirasçılara nasıl geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>*Bu yazı Av. Ceren Özalp tarafından kaleme alınmıştır</strong></em></p>
<p>Kişinin ölümü halinde adına kayıtlı taşınmazlar, kendiliğinden mirasçılarına geçmeyecektir. Ölenin adına kayıtlı taşınmazın mirasçıları adına tescil edilebilmesi için taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğü, veraset ve intikal vergi dairesi ve taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden gerekli evrakların temini ile mirasçıları adına tescili sağlanabilmektedir.</p>
<p><strong>Taşınmazın mirasçılara geçmesi için gerekli evraklar</strong></p>
<p>Ölenin taşınmazının mirasçılarına geçmesinin sağlanması için ilk olarak ölenin mirasçılarını gösterir veraset ilamının alınması gerekmektedir. Mirasçılık belgesi de denen bu evrak herhangi bir noterlikten alınabileceği gibi herhangi bir Sulh Hukuk Mahkemesi’nden de alınabilmektedir. Noterlerden temin edilen mirasçılık belgesi aynı gün verilebilmektedir. Ancak Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla alınacak mirasçılık belgelerinin temini birkaç hafta alabilmektedir. Ölenin mirasçılarının tespitinde araştırılması gereken hususlar bulunması halinde Sulh Hukuk Mahkemesinden alınması daha sağlıklı olacaktır.</p>
<p><strong>Taşınmaz tapusu gerekli midir?</strong></p>
<p>Ölenin tüm mirasçılarını gösterir veraset ilamının yanı sıra ölen adına kayıtlı taşınmazın tapusu da gerekli evraklardandır. Tapunun temin edilemediği durumlarda ise mirasçının beyanı da yeterli olup tapu ile nüfus sisteminin entegrasyonu sayesinde sistemden bu bilgilere erişilebilecektir.</p>
<p>Mirasçılara intikali istenen taşınmaz mesken niteliğinde ise taşınmaza ait zorunlu deprem sigortasının da poliçe numarasının başvuruda hazır bulundurulması gerekmektedir.</p>
<p>Ölen adına kayıtlı taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden taşınmazın rayiç değerinin ne olduğuna ilişkin alınacak yazı da bir diğer gerekli evraktır.</p>
<p>Buna göre; ölenin mirasçılarından birinin ölen adına kayıtlı taşınmazın tapu bilgileri ile mirasçılık belgesini de ekleyerek taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden alınmış rayiç değer yazısı ve taşınmazın zorunlu deprem sigortası varsa poliçe numarası ile veraset ve intikal vergi dairesine başvurması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Başvuru nereye yapılır?</strong></p>
<p>Başvurulacak veraset ve intikal vergi dairesi ölenin son yerleşim yeri adresinin bağlı bulunduğu vergi dairesidir. Başvuru herhangi bir ücrete tabi değildir.</p>
<p><strong>Başvuru için süre var mıdır?</strong></p>
<p>Veraset ve intikal beyannamesi ölüm tarihinden itibaren 4 ay içerisinde verilmelidir. 4 ayın aşıldığı durumlarda ise vergi cezası söz konusu olup bu yaptırımla karşı karşıya kalmamak adına ölüm tarihinden sonra bu işlemlerin ivedilikle yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Başvuruda usul işlemleri</strong></p>
<p>Veraset ve intikal vergi dairesinde form bulunmakta olup form burada doldurulabilir. Ayrıca internet sitesi üzerinden de form temin edilerek doldurulabilecektir.</p>
<p>Bu yazımız taşınmazların intikal işlemleri ile ilgili olup ölenin aracı, bankadaki parası, şirketi ve başkaca intikali gerekir malvarlığı için diğer yazılarımıza bakabilirsiniz.</p>
<p><strong>Av. Ceren Özalp</strong></p>
<p><strong>Ankara Barosu</strong></p>
<p><strong>avcerenozalp@gmail.com</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/olum-halinde-tasinmazlar-mirascilara-nasil-gecer/">Ölüm halinde taşınmazlar mirasçılara nasıl geçer?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
