<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<atom:link href="https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/idare-hukuku/genel-idare-hukuku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/idare-hukuku/genel-idare-hukuku/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Nov 2025 07:06:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.ilkerurlu.av.tr/wp-content/uploads/2024/03/iulogo-3-150x150.png</url>
	<title>Genel arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/hukuki-yazilar/idare-hukuku/genel-idare-hukuku/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yasama Sorumsuzluğu</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri her şeyi söyleyebilirler mi]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri sözlerinden dolayı yargılanırlar mı]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekillerinin hukuki sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekillerinin mecliste söyledikleri sözler nedeniyle cezalandırılamaması]]></category>
		<category><![CDATA[yasama sorumsuzluğu]]></category>
		<category><![CDATA[yasama sorumsuzluğu ne demektir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokratik toplumlarda bütün sorunların demokratik katılım ve siyasal süreçler yoluyla tartışılması amaçlanmıştır. Kurumsal siyaset yönünden bu tartışmaların öncelikli yeri meclistir. Bu nedenle temsil imkanına sahip&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/">Yasama Sorumsuzluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik toplumlarda bütün sorunların demokratik katılım ve siyasal süreçler yoluyla tartışılması amaçlanmıştır. Kurumsal siyaset yönünden bu tartışmaların öncelikli yeri meclistir. Bu nedenle temsil imkanına sahip milletvekillerine de geniş siyasal yetkiler tanınmış ve meclis faaliyetlerini etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri adına hukuki korumalar sağlanmıştır. Milletvekillerine sağlanan bu güvence yasama sorumsuzluğu olarak adlandırılmaktadır. Anayasa da bu milletvekillerine sağlanan hakkı güvence altına almaktadır.</p>
<p>Anayasa m. 83/1<em>; &#8220;Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.&#8221;</em> hükmü ile milletvekillerinin yasama sorumsuzluğunu güvence altına almaktadır.</p>
<p>Anayasa tarafından korunan yasama sorumsuzluğu hakkı yalnızca dar anlamda TBMM çatısı altındaki yürütülen faaliyetleri değil TBMM dışındaki faaliyetleri de kapsamaktadır. Bu durum yasama sorumsuzluğunun doğal sonucudur. Aksi halde siyasal faaliyetler ile ilgili tanınan güvence yalnızca meclis sınırları kapsamında geçerli olacaktır. Bu durum demokratik siyasal alanı meclisle sınırlayacağından demokratik toplumun özüne uygun değildir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin de vurguladığı üzere yasama sorumsuzluğu; <em>&#8220;Bu bağlamda milletvekilinin yasama işleriyle ilgili olarak Mecliste kullandığı oylar, söylediği sözler, ileri sürdüğü düşünceler nedeniyle yasama organı dışında herhangi bir makam tarafından sorumlu tutulamaması anlamına gelen sorumsuzluğun amacı, ulusal iradenin tam bir serbestlikle açıklanmasıyla birlikte görevin tam bağımsızlıkla yerine getirilmesinin güvenceye alınmasıdır&#8221;</em> (AYM, E.1986/13, K.1987/12, 22/05/1987).</p>
<p>Yasama sorumsuzluğunun yalnızca meclisle sınırlı olmaması, milletvekilliğinin temsil görevinin yerine getirilmesi dolayısıyla kamu yararı ile yakından ilgilidir. Nitekim Anayasa TBMM çatısı altında dile getirilen görüşlerin benzer biçimde meclis dışında da dile getirilmesini Anayasa ile açıkça güvence altına almıştır. Yargıtay içtihatlarında da bu durum vurgulanmaktadır.</p>
<p>Yargıtay verdiği bir kararında; <em>&#8220;&#8230;Milletvekilinin ifade faaliyetinin etkisini pekiştirmek amacıyla bu güvencenin sadece Meclis içinde değil Meclis dışında da geçerli olması kabul edilmiştir. Bu nedenle Meclis içi konuşmaların Meclis dışında açığa vurulması &#8220;parlamenterlik&#8221; ve &#8220;sorumsuzluk&#8221; kurumlarının doğal bir uzantısıdır. Bu yönü ile yasama sorumsuzluğu Meclis çalışmaları ile alakalı ve makul sınırlar içerisinde düşünülebilecek her neviden fiiller için milletvekillerini sorumlu kılmayan bir müessesedir. Yasama sorumsuzluğunun kapsamına giren fiiller oy, söz ve düşünce açıklaması olarak kendini gösterir. Yasama sorumsuzluğu her tür suç için olmamakla birlikte; oy verme, söz söyleme vedüşünce açıklama fiillerinden biri ile işlenebilecek hakaret, iftira, suç uydurma gibi fiillere karşı koruma getirmektedir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle yasama sorumsuzluğunun meclis dışında yürütülen faaliyetleri de kapsadığına hükmetmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 18/11/2016T., 2016/3657 E., 2016/6896K.).</p>
<p>Sonuç olarak milletvekillerinin meclis ile sınırlı olmayan yasama sorumsuzluğundan yararlanmalarını demokratik toplumun bir gereği olarak kabul edilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/">Yasama Sorumsuzluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memura Fazladan Yapılan Ödemelerin Geri İstenilmesi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/memura-fazladan-yapilan-odemelerin-geri-istenilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 15:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[5018 sayılı Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8]]></category>
		<category><![CDATA[K:1973/14 sayılı kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik]]></category>
		<category><![CDATA[maaşın yanlış hesaplanması]]></category>
		<category><![CDATA[memura fazladan maaş yatırılması]]></category>
		<category><![CDATA[memura fazladan ödeme yapılması durumunda hangi sürede geri istanilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[memura fazladan ödeme yapılması durumunda ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[memura fazladan yapılan ödemeler geri istenilebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[Memura Fazladan Yapılan Ödemelerin Geri İstenilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[memura yaılan ödemelerin geri istenilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1003</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çalışma yaşamında kimi durumlarda çeşitli nedenlerle memurlara fazladan ödeme yapılması söz konusu olabilmektedir. Bu tür durumlara idarenin kamu çalışanına yaptığı fazladan ödemeyi isteyip isteyemeyeceği hukuki&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/memura-fazladan-yapilan-odemelerin-geri-istenilmesi/">Memura Fazladan Yapılan Ödemelerin Geri İstenilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma yaşamında kimi durumlarda çeşitli nedenlerle memurlara fazladan ödeme yapılması söz konusu olabilmektedir. Bu tür durumlara idarenin kamu çalışanına yaptığı fazladan ödemeyi isteyip isteyemeyeceği hukuki bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı</strong></p>
<p>Kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı yol gösterici mahiyettedir. Danıştay’ın süreç içerisinde verdiği kararlarında farklı hukuki tartışmalar gündeme gelmiş olmasına rağmen içtihadı birleştirme kararında belirtilen hususların hukuken isabetli olduğu kanaatindeyiz.</p>
<p>Danıştay içtihadı birleştirme kararında, idare tarafından hatalı bir işleme dayanılarak yapılan fazladan ödemenin herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın talep edilebileceği; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği ve yokluk, açık hata ile hilenin bulunmadığı hallerde kamu çalışanına yapılan fazla ödemenin ancak idari dava açma süresi içerisinde (60 gün) talep edilebileceği, bu süre geçtikten sonra geri ödemenin talep edilemeyeceği düzenlenmektedir.</p>
<p>Bu kararda göre kamu çalışanına basit hata nedeniyle yapılan fazladan ödemenin ancak 60 günlük süre içerisinde talep edilebileceği hükme bağlanmış durumdadır. Yokluk ve açık hata gibi hukuki durumlar ise istisna olarak kabul edilmektedir. Bu tür hukuki durumların her somut olaya göre ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır.</p>
<p><strong>Konuyla ilgili Danıştay içtihatları</strong></p>
<p>Konuyla ilgili Danıştay kararları incelendiğinde, kararlarda içtihadı birleştirme kararına açık atıf olmakla birlikte, parasal ödemeler konusunda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun belirleyici olup olmadığı tartışılmıştır.</p>
<p>Danıştay memura yapılan fazladan ödemelere ilişkin 2011 yılında verdiği bir kararında<em>; “…Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki, &#8220;&#8230; mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal&#8230;&#8221; ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir. Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmakla, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediği ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.  Diğer taraftan, uyuşmazlığa 5018 sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorum; sonucu tümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın, adli yargı yerinde çözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesi ile kurulan &#8220;idari rejim&#8221; sistemi ile bağdaşmayacağı da açıktır…” </em>gerekçesiyle Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurul kararına öncelik vermiş ve kararda belirtilen ilkelere göre somut olayın değerlendirilerek çözülmesi gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay 2. Daire, 21/11/2011T., 2011/10531 E, 2011/5633 K.).</p>
<p>Kanaatimizce de Danıştay’ın verdiği bu karar Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurul kararı ile uyumlu ve hukuken isabetlidir. Danıştay bu kararı ile uyuşmazlığın görüm yerinin idari yargı olduğunu da kabul etmektedir.</p>
<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2020 tarihinde verdiği bir kararda ise<em>; “…Bu durumda; fazladan ve yersiz ödendiği iddia edilerek davacı adına borç çıkarılan tutarların rızaen geri ödenmesini; aksi takdirde alacak davası açılacağı bilgisini içeren dava konusu işlemin, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik uyarınca tesis edilmiş bir işlem olduğu, bu işlemle zararın rızaen ve sulhen tahsil edilememesi halinde adli yargı yoluyla tahsili cihetine gidileceğinin bildirildiği, bu haliyle işlemin bildirim mahiyeti taşıdığı ve idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai bir niteliği bulunmadığı açık olup, borç çıkarılmasına ilişkin Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinin … tarih ve … sayılı işlemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, söz konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuka uyarlık görülmemiştir…”</em> gerekçesiyle geri ödeme talebinin bir Yönetmeliğe göre bir bildirim mahiyetinde olduğu ve idari işlem olmadığı yönünde karar verilmiştir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 08/10/2020T., 2019/3282 E.,  2020/1770 K.). Bu karar oybirliği ile alınmamış ve karara karşı muhalefet şerhleri yazılmıştır.</p>
<p>Karara karşı yazılan muhalefet şerhlerinden birisinde<em>; “…Diğer taraftan; uyuşmazlığa 5018 sayılı Kanun&#8217;un uygulanacağı yolundaki yorum, sonucu tümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın, adli yargı yerinde çözümleneceği sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasa&#8217;nın 155. maddesi ile kurulan &#8220;idari rejim&#8221; sistemi ile bağdaşmayacağı da açıktır.<br />
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaret edilmiştir. Buna göre; uyuşmazlığa konu fazla ödemenin de söz konusu İçtihat gereğince, herhangi bir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdan istenilmesi mümkün olduğundan, dava konusu Genel Yazı&#8217;ya göre tespit edilen tutarın davacıdan geri istenilmesine ilişkin borç çıkarılmasına ilişkin işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu ve temyiz incelemesinin işlemin esasına girilerek yapılması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz…”</em> gerekçesine yer verildiği görülmektedir.</p>
<p>Muhalefet şerhinde yer verilen yer verilen ve memura yapılan fazladan ödemelerin 5018 sayılı Kanun kapsamında talep edilemeyeceği ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurul kararının uygulanması gerektiği yönündeki bu muhalefet şerhine katılmaktayız. Kararda bütün tartışmalar yer almadığından Danıştay’ın konu ile ilgili içtihat farklılığına gidip gitmediği tam olarak anlaşılamamaktadır. Ancak hukuken doğru olanın memura fazladan yapılan ödemelerin idarenin basit hatasından kaynaklanması durumunda 60 günlük dava açma süresi içerisinde istenebileceği yorumunun halen geçerli ve hukuken isabetli olduğu kanısındayız.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/memura-fazladan-yapilan-odemelerin-geri-istenilmesi/">Memura Fazladan Yapılan Ödemelerin Geri İstenilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Döner Sermaye Gelirinden Yararlananların Heyet Raporlarında Hakem Onay Zorunluluğu</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/doner-sermaye-gelirinden-yararlananlarin-heyet-raporlarinda-hakem-onay-zorunlulugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışana fazladan yapılan ödemeler geri istenebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[Döner Sermaye Gelirinden Yararlananların Heyet Raporlarında Hakem Onay Zorunluluğu var mı]]></category>
		<category><![CDATA[hakem hastane]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporlu doktora döner sermaye ödemesi yapılır mı]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporlu olana döner sermaye yatar mı]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporluyken alınan ödemeler geri istenebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporluyken yapılan ek ödemeler geri istenebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporu]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporu döner sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporu hakem hastane]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporu onayı]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporunda hakem hastane onayı]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporunda hakem hastane onayı gerekli mi]]></category>
		<category><![CDATA[heyet raporunda hakem hastane onayı nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge]]></category>
		<category><![CDATA[Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Döner sermaye gelirinden ek ödeme alanların karşılaştığı sorunlardan birisi de çalışana verilen heyet raporundan sonra kendilerine döner sermayeden yapılan ek ödemenin geri talep edilmesidir. Bu&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/doner-sermaye-gelirinden-yararlananlarin-heyet-raporlarinda-hakem-onay-zorunlulugu/">Döner Sermaye Gelirinden Yararlananların Heyet Raporlarında Hakem Onay Zorunluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Döner sermaye gelirinden ek ödeme alanların karşılaştığı sorunlardan birisi de çalışana verilen heyet raporundan sonra kendilerine döner sermayeden yapılan ek ödemenin geri talep edilmesidir. Bu yazıda 2547 sayılı Kanuna tabi olarak çalışıp döner sermaye geliri elde edenlerin heyet raporu almaları durumunda kendilerine çıkarılan geri ödemenin hukuki niteliği açıklanmıştır.</p>
<p><strong>İlgili mevzuat</strong></p>
<p>Sağlık raporları ile ilgili genel ve detaylı düzenleme Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergedir. Yönergenin 36 ve 37.maddelerinde sağlık kurul raporlarına karşı itiraz usulü de düzenlenmektedir. Yönerge m. 37/1; <em>“İstirahat raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, kişi hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte, bağlı bulunduğu kurumca doğrudan Bakanlıkça belirlenen Yönerge eki Ek-12 Hakem Hastane Listesinde yer alan sağlık hizmet sunucularından kişinin bulunduğu yere en yakın aynı veya üst roldeki bir hastaneye sevk edilir ve sonucuna göre işlem yapılır” </em>hükmü ile sağlık raporunda bir şüphenin yaşanması halinde hakem hastane sevki gündeme gelecektir.</p>
<p>Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönergenin bu şekilde düzenlenmiş olmasına rağmen, 2547 sayılı Kanuna dayanarak hazırlanan Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte döner sermaye geliri elde edenler yönünden farklı bir düzenlemeye gidilmiştir.</p>
<p>2022 yılında Yönetmelikte yapılan değişiklik ile m.4/10;<em> “Ek ödeme, personele fiilen hizmete katkı sağladığı sürece verilebilir. 7 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere; resmî tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda yedi günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri<strong>, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri</strong>, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri aktif çalışılmış gün olarak kabul edilir”</em> hükmü ile heyet raporlarına hakem onayı koşulu getirilmiştir.</p>
<p><strong>Düzenlemenin uygulamada yarattığı sorun</strong></p>
<p>Bu düzenleme istisnai bir nitelik taşıdığından, döner sermaye geliri elde edilen çalışanlar ve döner sermaye ödeyen ilgili kurum memurları tarafından düzenleme çoğunlukla bilinmemektedir. Bu durumda da kendisine heyet raporlu olduğu dönemde döner sermayeden ödeme yapılan çalışanda bu dönemde aldığı ödemeler geri istenmektedir. Bu durumun çalışanlar yönünden yarattığı güçlük açıktır.</p>
<p>Kanımızca, Yönetmelikte yer alan döner sermaye geliri elde etmek için hakem hastane onayının zorunlu tutulması sağlık raporlarına ilişkin genel düzenleme ile uyumsuzdur. Sağlık raporuna ilişkin bir tereddüt bulunmadığı hallerde bu tür hakem hastane onay zorunluluğu çalışana fazladan külfet yüklemektedir. Oldukça istisnai bir düzenleme de olduğundan pek çok çalışanın durumdan haberdar olması mümkün değildir. Bu nedenle düzenlemenin öncelikle isabetli olmadığını ifade etmek gerekir.</p>
<p>Uygulamada karşılaşılan en büyük sorun ise hakem hastane onayına sevkin ilgili kurum tarafından yapılmamasıdır. Çalışanın kendiliğinden hakem hastane onayına başvurmasını beklemek ise yerinde değildir. İdarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca döner sermaye ödemesi yapacak olan kurum hakem hastane onayı için gerekli yazışmaları yapmakla yükümlüdür. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olmasının sorumluluğunun ise çalışana yüklenilmesi doğru değildir.</p>
<p><strong>Çalışana yapılan ödemeler geri alınabilir mi?</strong></p>
<p>Bu durumda çalışana yapılan fazla ödemelerin geri talep edilip edilemeyeceği gündeme gelmektedir. Kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı yol göstericidir. Söz konusu Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtilmektedir.</p>
<p>Danıştay kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceğinin vurgulanmaktadır.</p>
<p>Kanımızca Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bir değerlendirme yapılarak, çalışanın bir hilesinin ve sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilerek, çalışana yapılan fazla ödemelerin ancak dava açma süresi içerisinde geri talep edilebileceği şeklinde yorum yapmak mümkündür. Bu süre geçtikten sonra talep edilen geri ödemelerin hukuki olmadığı kanısındayız.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/doner-sermaye-gelirinden-yararlananlarin-heyet-raporlarinda-hakem-onay-zorunlulugu/">Döner Sermaye Gelirinden Yararlananların Heyet Raporlarında Hakem Onay Zorunluluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsani İkamet İzni Başvurusuna İlişkin Örnek Mahkeme Kararı</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/insani-ikamet-izni-basvurusuna-iliskin-ornek-mahkeme-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:35:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[6458 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[aile ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun üstün yararı ilkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikamet izni çeşitleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[ikamet izni nedir]]></category>
		<category><![CDATA[insan ticareti mağduru ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[insani ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[insni ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[kısa dönem ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[uzun dönem ikamet izni]]></category>
		<category><![CDATA[yabancılar ve uluslararası koruma kanunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal yaşam koşulları, savaşlar ve çatışmalar gibi nedenlerle birçok insan ülkesini terk etmekte ve başka ülkelerde yaşamını sürdürmek durumunda kalmaktadır. Ülkemiz de önemli ölçüde göç&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/insani-ikamet-izni-basvurusuna-iliskin-ornek-mahkeme-karari/">İnsani İkamet İzni Başvurusuna İlişkin Örnek Mahkeme Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal yaşam koşulları, savaşlar ve çatışmalar gibi nedenlerle birçok insan ülkesini terk etmekte ve başka ülkelerde yaşamını sürdürmek durumunda kalmaktadır. Ülkemiz de önemli ölçüde göç alan ülkelerdendir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile ülkemizde ikamet etmek isteyen kimselere yönelik çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır.</p>
<p><strong>İkamet izni çeşitleri nelerdir?</strong></p>
<p>6458 sayılı Kanunun 30. maddesinde ikamet izni çeşitleri sayılmıştır. Buna göre kısa dönem, aile, öğrenci, uzun dönem, insani ve insan ticareti mağduru ikamet izni çeşitleri bulunmaktadır. Kişiler durumlarına uygun olan ikamet izni çeşitlerine başvuru yapabilmektedirler.</p>
<p><strong>İnsani ikamet izni kimlere verilebilir?</strong></p>
<p>İnsani ikamet izni Kanunun 46. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre; <em>“Çocuğun yüksek yararı söz konusu olduğunda, Haklarında sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı alındığı hâlde, yabancıların Türkiye’den çıkışları yaptırılamadığında ya da Türkiye’den ayrılmaları makul veya mümkün görülmediğinde, 55 inci madde uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınmadığında,  53 üncü, 72 nci ve 77 nci maddelere göre yapılan işlemlere karşı yargı yoluna başvurulduğunda, Başvuru sahibinin ilk iltica ülkesi veya güvenli üçüncü ülkeye geri gönderilmesi işlemlerinin devamı süresince, Acil nedenlerden dolayı veya ülke menfaatlerinin korunması ile kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından Türkiye’ye girişine ve Türkiye’de kalmasına izin verilmesi gereken yabancıların, ikamet izni verilmesine engel teşkil eden durumları sebebiyle diğer ikamet izinlerinden birini alma imkânı bulunmadığında, Olağanüstü durumlarda”</em> kişilere insani ikamet izni verilebilmektedir.</p>
<p><strong>Mahkemeler çocuğun üstün yararını insani ikamet izni için gerekçe kabul edebilir mi?</strong></p>
<p>Çocuğun üstün yararı kavramını daha önceki bir yazıda <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/insani-ikamet-izninde-cocugun-ustun-yarari-ilkesi/">tartışmıştık</a>. Mahkemelerin de Kanunda ve uluslararası mevzuatta yer olan bu durumu insani ikamet izni yönünden değerlendirdikleri görülmektedir.</p>
<p>Ankara 1. İdare Mahkemesinin yakın tarihli verdiği bir kararında; <em>“…Uyuşmazlık konusu olayda; davacının Türk vatandaşı … ile 2010 yılında evlendiği, Ankara … Aile Mahkemesine açılan dava sonucunda … tarihinde eşinden boşandığı, bu evlilikten 22.09.2011 doğumlu ikiz çocuklarının bulunduğu, çocukların velayetinin annede bulunduğu, çocukların halen ortaokul 8. sınıfta öğrenci oldukları, evlilik birliğinin 12 yıl sürmüş olması ve davacının bu evlilikten ikiz çocuğunun bulunması nedeniyle boşanma ile neticelenen evliliğinin Türk vatandaşlığını kazanmak için yapılan muvazaalı evlilik olmadığını gösterdiği, davacının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan güzellik uzmanı ve kalıcı makyaj kurslarını bitirdiği bu haliyle kendini ve velayeti altındaki çocuklar için ekonomik faaliyetlerde bulunabileceği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya insani ikamet izni verilebilmesi için gerekli koşulların bulunduğu sonucuna varıldığından…”</em> gerekçesiyle çocuğun üstün yararı ilkesini benimsediği gözeterek insani ikamet izninin verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.</p>
<p>Kararda, boşanma ile sonuçlansa da uzun süre devam eden evliliğin muvazaalı bulunmadığı ve müşterek çocukların ülkede eğitim aldıklarına vurgu yapılmıştır.</p>
<p>Karardan da anlaşılacağı üzere, insani ikamet izni üzerine açılacak davalarda ileri sürülecek hususlara dikkat etmek oldukça önemlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/insani-ikamet-izni-basvurusuna-iliskin-ornek-mahkeme-karari/">İnsani İkamet İzni Başvurusuna İlişkin Örnek Mahkeme Kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yan Dal Uzmanlarına Ana Dal Nöbet Görevlendirmesi Yapılabilir mi?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/yan-dal-uzmanlarina-ana-dal-nobet-gorevlendirmesi-yapilabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 18:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Nöbet görevlendirmesini düzenleyen ilgili mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[yan dal uzmanlarına ana dal nöbet görevi verilebilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Dal Uzmanlarına Ana Dal Nöbet Görevlendirmesi Yapılabilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Yan dal uzmanlık eğitimi gören hekimlere ana dal nöbet görevi yazılabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[yan dalcı ana dal nöbeti tutar mı]]></category>
		<category><![CDATA[yandalcıya anadal nöbeti tutturulabilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulanması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ]]></category>
		<category><![CDATA[Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yan dal uzmanlarının yaşadığı sorunlardan birisi de ana dalda nöbet tutmaya zorlanmalarıdır. Birçok hastanede yan dal uzmanlarına ana dalda nöbet görevi verilmektedir. Bu yazıda konunun&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yan-dal-uzmanlarina-ana-dal-nobet-gorevlendirmesi-yapilabilir-mi/">Yan Dal Uzmanlarına Ana Dal Nöbet Görevlendirmesi Yapılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yan dal uzmanlarının yaşadığı sorunlardan birisi de ana dalda nöbet tutmaya zorlanmalarıdır. Birçok hastanede yan dal uzmanlarına ana dalda nöbet görevi verilmektedir. Bu yazıda konunun hukuki boyutu üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.</p>
<p><strong>Nöbet görevlendirmesini düzenleyen ilgili mevzuat</strong></p>
<p>Hekimlerin nöbetleri 13/01/1983 tarih ve 17927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde düzenlenmektedir. Yönetmeliğin 41 ila 52. maddelerinde nöbet esasları, nöbet türleri, hekimlerin ve diğer sağlık personelinin nöbetleri düzenlenmektedir.</p>
<p>Yönetmelik m. 42/1<em>; “Nöbet hizmetleri evde nöbet, normal, acil, branş nöbeti olarak dört şekilde yürütülür. Acil ve branş nöbetlerinin hangi hallerde, tutulacağı hastanenin türüne, iş durumuna, personel mevcuduna, hizmetin gereklerine göre baştabib tarafından tesbit edilir. Eğitim Hastanelerinde de uzman ve uzmanlık eğitimi görenlerden kimlerin hangi nöbete gireceklerini ve ne nöbeti tutacaklarını da baştabib tesbit eder”</em> hükmü ile Başhekimliğe uzmanlık eğitimi görenlerin hangi nöbet türlerine dahil olacaklarını düzenleme yetki ve sorumluluğu verilmiştir. Ancak m. 42 ve devamı maddelerinde yan dal uzmanlık eğitimi görenlerin ana dalda nöbet tutabileceklerini düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır.</p>
<p>13/09/2022 tarih ve 31952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulanması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ m. 10/9; <em>“Ana daldaki uzman tabip sayısı hastanede branş nöbeti tutmak için yeterli değilse yan dal uzmanları ilgili ana daldaki nöbet görevine dahil edilebilirler. Yan dal uzman tabiplere hasta yoğunluğu ve benzeri sebeplerle ihtiyaç duyulması halinde yan dal icap nöbet görevi de verilebilir. Bu hususlar ile ilgili kararı baştabip verir”</em> hükmü ile ancak ana daldaki hekim sayısının yetersiz olması halinde yan dal uzmanlarının ana dal nöbetlerine dahil olacakları düzenlenmektedir.</p>
<p><strong>İlgili mevzuata göre yan dal uzmanlarına ana dal nöbet görevi verilebilir mi?</strong></p>
<p>Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinde açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulanması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’de yan dal uzmanına istisnai durumlarda ana dal nöbet görevi verilebileceği düzenlenmiştir.</p>
<p>Tebliğde yan dal uzmanına ana dal nöbet görevi ancak ana dalda nöbet tutacak hekim sayısının yetersiz olduğu durumlarda verilebileceği açıkça ifade edilmiştir. Bu durumda yan dal uzmanının ana dalda nöbet tutması genel bir düzenleme değil ancak istisnai durumlarda başvurulabilecek bir durumdur.</p>
<p>Yan dal uzmanının ana dalda nöbet için görevlendirilmesi yazısında bu görevlendirmeyi zorunlu kılan gerekliliğe yer verilmesi gerekmektedir. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği m. 41’de Başhekimliğe nöbet düzenlemesi yönünden verilen yetkiye dayanarak gerekçesiz ve keyfi bir biçimde yan dal uzmanına ana dal nöbet görevi verilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Yan dal uzmana ilgili mevzuatın aradığı koşullar oluşmadan ana dalda nöbet görevi yazılması işlemi hukuka aykırı kılacaktır. Bu işleme karşı hukuki yollara başvurmak da mümkündür.</p>
<p>Ayrıca belirtmek gerekirse ilgili mevzuat koşulları oluşmadan ana dalda görevlendirmelerde hekimin hastaya müdahalesinin gerektiği durumlarda yetki sorunu karşımıza çıkacaktır. Özellikle hekimlerin zorunlu sağlık sigortasının bu tip müdahalelerde doğabilecek zararları karşılayıp karşılamayacağı yönünden hukuki karmaşanın yaşanacağı kanaatindeyiz.</p>
<p><strong>Yan dal uzmanlık eğitimi gören hekimler açısından durum nedir?</strong></p>
<p>Benzer bir durumun yan dal eğitimi gören hekimler yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda yer verilen mevzuatta uzmanlık ya da yan dal uzmanlık eğitimi gören hekimlerin nöbeti yönünden ayrıca bir düzenleme yapılmamıştır.</p>
<p>03/09/2022 tarih ve 31942 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği m. 11/5<em>; “Uzmanlık öğrencilerinin nöbet uygulaması üç günde birden daha sık olmamak kaydıyla ayda en fazla sekiz nöbet olacak şekilde düzenlenir. Gece nöbeti tutan uzmanlık öğrencileri nöbetin ertesi günü sağlık hizmeti sunumunda görev almaz. Bu hükmün uygulanmadığının tespit edilmesi halinde eğitim programları Kurulca değerlendirmeye alınır. İhlâlin mahiyetine ve durumun gereklerine göre kurumun uyarılmasından, programın eğitim yetkisinin kaldırılmasına kadar hangi yaptırımın uygulanacağına Kurulca karar verilir”</em> hükmü ile uzmanlık öğrencilerinin ayda sekiz nöbete kadar nöbet tutabilecekleri düzenlenmiştir.</p>
<p>Buna göre, yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ile birlikte yorum yaptığımızda, yan dal uzmanlık eğitimi gören hekimlerin, ana dal nöbetine ancak ana dalda nöbet tutan hekim sayısının yetersiz kalması durumunda görevlendirilebileceklerini ifade edebiliriz. Aksi yöndeki uygulamaların yasal bir zemini olmadığı kanaatindeyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yan-dal-uzmanlarina-ana-dal-nobet-gorevlendirmesi-yapilabilir-mi/">Yan Dal Uzmanlarına Ana Dal Nöbet Görevlendirmesi Yapılabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 15:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[2942 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[5 yıllık süre tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[belediye 5 yıllık süreye rağmen kamulaştırma yapmadı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki el atma]]></category>
		<category><![CDATA[imar planı 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[imar programı 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu ek madde 1]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırmadan kaynaklanan tazminat davaları]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama imar planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamulaştırma uygulaması ülkemizde yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. İdare kamu yararının gerektirdiği durumlarda çeşitli yöntemlerle kamulaştırma işlemi yapma yetkisine sahiptir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kamulaştırma&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/">Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamulaştırma uygulaması ülkemizde yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. İdare kamu yararının gerektirdiği durumlarda çeşitli yöntemlerle kamulaştırma işlemi yapma yetkisine sahiptir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kamulaştırma aşamalarında yapılacak işlemleri düzenlemektedir.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesinin İptal Kararına Konu Olan Ek Madde 1</strong></p>
<p>Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1; <em>“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. <strong>(İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile) (Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) </strong>Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür” </em>hükmünü içermektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin 2024/135E., 2025/20K., 16/01/2025 karar sayılı kararına konu olan olayda, bir mahkeme yukarıda yer verilen maddede yer alan <em>“Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür” </em>cümlesinin Anayasa’ya aykırılığını iddia etmiştir. Mahkemenin gerekçesinde bu cümlede yer alan düzenlemenin temelde bir idari işlem olduğu gerekçesine yer verilerek mülkiyet hakkından kaynaklı davaların adli yargıda değil idari yargıda görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür.</p>
<p><strong>Madde Metninin Anlamı</strong></p>
<p>Madde metni, idarenin taşınmazlara çeşitli gerekçelerle hukuki el atmasını düzenlemektedir. Örneğin belediyeler imar planlarında bir alanı ya da taşınmazı okul ya da benzeri bir amaçla kullanmak istediğinde ilgili taşınmaz üzerine hemen yapılaşmaya gitmese dahi hukuken el atabilmektedir. Mülkiyet hakkının sınırlanmasını doğuran bu tür durumlar için Kanun belirli bir sürede kamulaştırma işleminin tamamlanmasını öngörmektedir. Ancak çoğu durumda bu süreler içerisinde idarenin kamulaştırma işlemlerini tamamlamadığı ve malikin taşınmaz üzerine uzun yıllar işlem yapamaması durumu ile karşı karıya kalınmaktadır. Anayasa Mahkemesi de kararında bu durumu değerlendirmiştir.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi verdiği kararında ilgili cümlenin dava açma külfetinin mülkiyet hakkı sınırlanan malike vermesini aşırı bir yük olarak değerlendirmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, hukuki el atma olsa dahi kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Aksi halde mülkiyet hakkı elinden alınan malikin gerçek zararının tazmin edilemeyeceğini vurgulamıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında;</p>
<p>“…Bu bakımdan yalnızca mahkemelerce kamulaştırmasız el atma sebebiyle bedele hükmedilmesi değil hükmedilecek bedelin bir an evvel hak sahiplerine ödenmesi de hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılmasının bir gereğidir…”</p>
<p>“…İtiraz konusu kuralda ise kamulaştırma işlemlerine ilişkin olağan hukuki süreç tersine çevrilerek dava açma külfeti taşınmazına kamulaştırmasız el atılan malike yüklenmektedir…”</p>
<p>“…Ayrıca mahkeme kararlarıyla hükmedilen taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartının yerine getirilmesi sağlanmadan taşınmaz malikine ait tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi hâlinde gerçek anlamda bir telafiden veya tasfiyeden bahsedilmesi mümkün olmayacaktır…”</p>
<p>Gerekçelerine yer verildiği görülmektedir. Ancak Mahkeme kararında davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekliliğine ilişkin bir değerlendirme yapmamış, bu konudaki düzenlemeyi kanun koyucunun iradesine bırakmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesinde hükmetmiştir. Bu bakımdan kanun koyucunun bu süre içerisinde bir düzenleme yapması beklenmektedir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/">Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müzik Yayın İzni Olmadığı Gerekçesiyle Uygulanan İdari Para Cezaları</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/muzik-yayin-izni-olmadigi-gerekcesiyle-uygulanan-idari-para-cezalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2025 11:48:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[idari para cezası itiraz süresi]]></category>
		<category><![CDATA[idari para cezası nereye itiraz edilir]]></category>
		<category><![CDATA[idari para cezasına karşı itiraz]]></category>
		<category><![CDATA[izinsiz müzik yayını suç mu]]></category>
		<category><![CDATA[kabahatler kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayın izni]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayın izni belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayın izni belgesini kim verir]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayın izni denetim yetkisi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayın izni olmadan müzik yayın cezası]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayını için izin gerekir mi]]></category>
		<category><![CDATA[müzik yayını nereden izin alınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=894</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşletmelere yönelik yapılan denetimlerde müzik yayın izni belgesi olmadığı gerekçesiyle idari para cezası uygulaması yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada karşılaşılan müzik yayın izin belgesi olmadığı gerekçesiyle&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/muzik-yayin-izni-olmadigi-gerekcesiyle-uygulanan-idari-para-cezalari/">Müzik Yayın İzni Olmadığı Gerekçesiyle Uygulanan İdari Para Cezaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İşletmelere yönelik yapılan denetimlerde müzik yayın izni belgesi olmadığı gerekçesiyle idari para cezası uygulaması yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada karşılaşılan müzik yayın izin belgesi olmadığı gerekçesiyle uygulanan idari para cezalarının bir kısmının hukuka uygun olmadığı kanaatindeyiz.</p>
<p><strong>Müzik yayın izin belgesi hangi mevzuat kapsamında düzenlenmektedir?</strong></p>
<p>Müzik yayın izin belgesi  30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliğinde düzenlenmektedir. Bu Yönetmelik 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 14 uyarınca çıkarılan bir yönetmeliktir. Yönetmeliğin tanımlar başlıklı m.4/1-k bendinde müzik yayın <em>izni &#8220;Bu Yönetmelik kapsamında müzik yayını yapan işyerlerine akustik rapor değerlendirmesi sonucunda verilen izni&#8221;</em> şeklinde açıkça tanımlanmaktadır. İlgili Yönetmelik m. 11/1-3&#8217;te; müzik yayın belgesinden de açıkça bahsedilmektedir.</p>
<p><strong>Belediyelerin bu yönetmelik uyarınca denetim yetkisi var mıdır?</strong></p>
<p>Yönetmelik uyarınca esas yetki ve sorumluluk Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndadır. Bu nedenle ilgili Yönetmeliği uyarınca denetim yetkisini kullanmaya esas yetkili merci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği il müdürlükleridir.</p>
<p>Belediyelerin bu Yönetmelik kapsamında denetim yetkisini kullanabilmeleri ancak Çevre Kanunu uyarınca yetki devrinin yapılmış olması ile mümkündür. Yönetmeliğin 5.maddesinde <em>“Çevre Kanunu uyarınca yetki devri yapılması halinde bu Yönetmeliğin ihlalinin tespiti durumunda idari yaptırım uygulamak ve yapılan denetim ve idari yaptırım sonuçlarını il müdürlüklerine iletmekle” </em>şeklindeki hüküm ile belediyelerin denetim ve idari yaptırım yetkisi Bakanlığın yetki devrine bağlanmıştır.</p>
<p><strong>Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği uyarınca idari yaptırım</strong></p>
<p>Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği m. 3, Yönetmeliğin Çevre Kanunu uyarınca çıkarıldığını düzenlemektedir. Yine Yönetmelik m. 20 ise; <em>&#8220;Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlar hakkında, Çevre Kanununun 20 nci maddesinde öngörülen idari yaptırımlar uygulanır&#8221; </em>hükmü ile Yönetmeliğe aykırı fiil ve davranışlara uygulanacak idari yaptırımlarda Çevre Kanunu hükümlerinin geçerli olduğunu düzenlemektedir. Çevre Kanunu m. 20 idari nitelikteki cezaları düzenlemekte, Çevre Kanunu m. 25/3 ise; <em>&#8220;İdarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır&#8221; </em>hükmüyle idari para cezalarında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin geçerli olduğunu düzenlemektedir.</p>
<p><strong>Kabahatler Kanunu’na göre idari para cezasına karşı itiraz ve itiraz süresi nedir?</strong></p>
<p>5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27/1<em>; &#8221; İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir&#8221;</em> hükmü ile görevli mahkemenin sulh ceza mahkemesi olarak belirlemekte ve idari para cezasına ilişkin 15 gün içerisinde itirazın mümkün olduğunu düzenlemektedir.</p>
<p>Uygulamada müzik yayın izni belgesi olmadığı gerekçesiyle verilen idari para cezalarının ilgili mevzuata uygun olmadığı ve idari para cezalarının iptaline karar verilen pek çok örnekle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle idari para cezalarına karşı süresi içerisinde dava açmak önem arz etmektedir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/muzik-yayin-izni-olmadigi-gerekcesiyle-uygulanan-idari-para-cezalari/">Müzik Yayın İzni Olmadığı Gerekçesiyle Uygulanan İdari Para Cezaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 07:25:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[1 yıl üstü ceza polisliğe engel mi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet memurluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hadg kararı polisliğe engel mi]]></category>
		<category><![CDATA[HAGB 5 senelik denetim süresi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin devlet memurluğuna atanması mümkün müdür?]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet memurluğu için atanma koşullarını düzenleyen genel mevzuatın yanı sıra, çeşitli kurumların mevzuatlarında da özel koşullara yer verilebilmektedir. Bu atanma koşullarında karşılaşılan sorun alanlarından birisi&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/">Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet memurluğu için atanma koşullarını düzenleyen genel mevzuatın yanı sıra, çeşitli kurumların mevzuatlarında da özel koşullara yer verilebilmektedir. Bu atanma koşullarında karşılaşılan sorun alanlarından birisi de<a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/7499-sayili-kanunla-yeniden-duzenlenen-hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kurumu-ile-gelen-yenilikler/"> hükmün açıklanmasının geri bırakılması</a> kararının atanma süreçlerine etkisidir.</p>
<p><strong>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) nedir?</strong></p>
<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231’de düzenlenen ve iki yıl ve daha süreli hapis cezasının kişi üzerinde hukuki sonuç doğurmamasını amaçlayan bir düzenlemedir.</p>
<p>CMK m. 231/5; <em>“Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder”</em> hükmü ile iki yıl ve daha az hapis cezası alan kimselerin, diğer koşulların varlığı halinde 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlememesi halinde verilen cezanın sonuç doğurmayacağını düzenlemektedir.</p>
<p><strong>Hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin devlet memurluğuna atanması mümkün müdür?</strong></p>
<p>HAGB kararı, yasal düzenleme gereği kişinin hukuki statüsünde bir etki yaratmadığından devlet memurluğuna atanmada hukuki bir engel oluşturmamaktadır. Ancak bazı özel düzenlemelerde kişi hakkında HAGB kararı verilmiş olsa dahi 1 yıl ve üzeri ceza almış olmak atamaya engel görülmektedir.</p>
<p>Örneğin Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinde adayların kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmaması bir şart olarak aranmaktadır.</p>
<p><strong>Bu şartın Kanuna ve Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülebilir mi?</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi 06/03/2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararında, hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin başvurusunun Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği uyarınca iptal edilmesini hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu başvuruda başvuru sahibi hakkında işlediği bir suç nedeniyle HAGB kararı verilmiş, HAGB kararlarında geçerli olan 5 senelik denetim süresi dolmuş ancak adayın başvurusu hakkında daha önce 1 yıldan fazla cezaya hükmedildiği için iptal edilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; <em>“…İdari yargı mercilerinin gerekçelerinde, ceza yargılamasında verilen karara atıfla başvurucunun kasten yaralama suçundan bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve Yönetmelik&#8217;in 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde POMEM öğrenciliği için &#8220;HAGB kararı verilmiş olsa dâhi kasti bir suç nedeniyle bir yıldan uzun süreli hapis cezasına mahkum olmama&#8221; şartının bulunduğu ifade edilmiştir. Karar gerekçelerinde bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasında verilen karara dayanıldığı, bir yandan da kullanılan ifadelerde başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmüştür. Bu durumda verilen HAGB kararı anlamsız hâle gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüştür. Aynı zamanda başvuruya konu idari yargılamada yapılan değerlendirmenin 5271 sayılı Kanun&#8217;a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaştığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şenol Türkyılmaz, § 47)…” </em>yönündeki gerekçeye yer verildiği görülmektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinden HAGB kararının kişi hakkında masumiyet karinesine gölge düşürecek bir sonuç doğurmaması gerekliliğinin vurgulanması önemlidir. Bizim de katıldığımız bu görüşe göre HAGB’nin kanuni düzenlemesindeki temel amaç, kısa süreli hapis cezasının kişi hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasıdır. Diğer ilgili mevzuatlardaki düzenlemelerin de bu kanuni düzenleme ile uyumlu olması gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, hakkında HAGB kararı verilmiş olan birisinin yaptığı başvurunun bu nedenle iptal edilmesi ya da reddedilmesi halinde hukuki yola başvurmasında yarar bulunmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/">Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 09:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi parasal sınırlar iptal kararı]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa mahkemesinin 11/02/2025 tarihli kararı]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda istinaf sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınır neye göre belirlenir]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınırlar dava tarihi mi]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda temyiz sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[istinaf başvurusunda parasal sınır karar tarihi midir]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz başvurusunda parasal sınır karar tarihi midir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen kararların üst mahkemeler tarafından denetlenmesi imkanı bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz başvurusu ile ilk derece mahkemelerince verilen kararlar kanun yolu&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/">İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen kararların üst mahkemeler tarafından denetlenmesi imkanı bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz başvurusu ile ilk derece mahkemelerince verilen kararlar kanun yolu olarak adlandırılan yargılama süreci içerisinde denetlenir. Ancak kanun koyucu bütün kararların üst mahkeme denetimine tabi olmasının yaratacağı iş yükü nedeniyle çoğunlukla parasal sınır esasına dayalı olarak üst mahkemeye başvuru hakkı tanımaktadır.</p>
<p>Uygulamada yaşanan en büyük sorunlardan birisi, istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda parasal sınırların, karar tarihindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenmesiydi. Paranın hızla değer kaybına uğrayabildiği ülkemiz koşullarında davanın açıldığı tarih ile karar tarihi arasında geçen sürede parasal sınırlarda yapılan artışlar nedeniyle istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuru hakkı ortadan kalkmaktaydı. Bu durum hak arama özgürlüğü ile hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali niteliğindeydi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi yakın tarihli bir kararında Hukuk Muhakemeleri Kanununda parasal sınırların karar tarihine göre belirlenmesini düzenleyen ibarelerin iptaline karar vermişti. Benzer sorun İdari Yargılama Usulü Kanununda da yer almaktaydı. Anayasa Mahkemesi 11/02/2025 tarihli <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/03/20250306-8.pdf">kararı </a>ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundaki parasal sınırları karar tarihini esas alarak düzenleyen ilgili fıkraların iptaline karar verdi.</p>
<p><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/03/20250306-8.pdf"><strong>Anayasa Mahkemesinin 11/02/2025 tarihli kararı</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; 04/12/2024 tarihli kararına atıfla; <em>“İtiraz konusu kuralla, konusu ilk derece mahkemesince veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal değerin altında kalan idari davalarda bu mahkemelerce verilen karara karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı öngörülmektedir. Kural gereğince istinaf veya temyiz kanun yoluna başvuru açısından geçerli olan parasal sınır enflasyona göre güncellenirken dava konusu değer enflasyonun etkilerinden arındırılmamaktadır. Bu yönden idari işlem veya eylemin gerçekleştiği, idareye başvurulduğu ya da davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyiz kanun yoluna başvurulabilecek bir karara karşı kural nedeniyle özellikle yargılamaların uzun sürdüğü durumlarda -ilk derece mahkemesinin veya bölge idare mahkemesinin karar verdiği tarihte geçerli olan parasal tutarlara göre- istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması imkânı ortadan kalkabilecektir”</em> gerekçesine yer verildiği görülmektedir.</p>
<p><strong>Karar ne zaman yürürlüğe girecek?</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi, Anayasa m. 153/3; <em>&#8220;Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez”</em> hükmüne atıfla kararın Resmi Gazetede yayım tarihi olan 06/03/2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 06/12/2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/">İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği Uyarınca Tesis Edilen İdari Para Cezaları</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/turkiye-degerleme-uzmanlari-birligi-disiplin-yonetmeligi-uyarinca-tesis-edilen-idari-para-cezalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Mar 2025 08:29:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[3011 sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[değerleme uzmanları birliği para cezasına karşı dava]]></category>
		<category><![CDATA[Resmi Gazetede Yayımlanması Zorunlu Olan Yönetmelikler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği yürütmenin durdurulması]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği idari para cezası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=887</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB) Sermaye Piyasası Kanunu m. 76 uyarınca düzenlenen Statü uyarınca faaliyet gösteren bir kuruluştur. Birliği amacı Statü m. 6’da; “gayrimenkul piyasasının&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/turkiye-degerleme-uzmanlari-birligi-disiplin-yonetmeligi-uyarinca-tesis-edilen-idari-para-cezalari/">Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği Uyarınca Tesis Edilen İdari Para Cezaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB) Sermaye Piyasası Kanunu m. 76 uyarınca düzenlenen Statü uyarınca faaliyet gösteren bir kuruluştur. Birliği amacı Statü m. 6’da; <em>“gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini, Birlik üyelerinin dayanışma ve değerleme faaliyetlerinin gerektirdiği özen ve disiplin içinde çalışmalarını, üyelerin mesleki menfaatlerinin korunmasını, haksız rekabetin önlenmesini, mesleki konularda üyelerin aydınlatılmasını ve eğitilmesini sağlamak üzere Kanun ve bu Statü ile verilen görevleri yerine getirmektir”</em> şeklinde ifade edilmiştir.</p>
<p>Birlik gayrimenkul değerleme faaliyetleri göstermesi bakımından gayrimenkul piyasası içerisinde önemi bir etkiye sahiptir. Bu nedenle birlik üyesi olarak faaliyet gösteren şahıs ve tüzel kişilerin faaliyetleri ilgili mevzuat uyarınca denetlenmektedir.</p>
<p><strong>Disiplin ve İdari Para Cezaları</strong></p>
<p>Birlik, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği uyarınca kurallara uygun faaliyet yürütmeyen üyeleri hakkında disiplin cezası ile idari para cezası tesis edebilmektedir. İlgili Yönetmelikte uyarı, kınama, idari para cezası, birlik üyeliğinin askıya alınması ve birlik üyeliğinin iptal edilmesi şeklinde disiplin ve idari para cezaları belirlenmiştir.</p>
<p><strong>Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliğinin Resmi Gazetede Yayımlanmaması</strong></p>
<p>Birlik, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği uyarınca üyeleri hakkında disiplin ve idari pazara cezası işlemi tesis etmektedir. Ancak Birliğin disiplin ve idari para cezasına dayanak olan bu yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlanmamış ve bu nedenle hukuki tartışmalara konu olmuştur. Kanaatimizce Birliğin ilgili disiplin yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlanması gereken yönetmelikler arasında kabul edilmelidir.</p>
<p><strong>Resmi Gazetede Yayımlanması Zorunlu Olan Yönetmelikler</strong></p>
<p>3011 sayılı Resmi Gazete&#8217;de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun m. 1; <em>“Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin;1 a) İşbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen, b) Kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan, c) Kamuyu ilgilendiren, Yönetmelikler Resmi Gazete&#8217;de yayımlanır..”</em> hükmü ile Resmi Gazete’de yayımlanacak yönetmelikler düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliğinin Yürütmesinin Durdurulması</strong></p>
<p>Yukarıda belirtildiği üzere, kanaatimizce Birliğin disiplin yönetmeliğinin Resmi Gazetede yayımlanması zorunludur. Nitekim idari yargıda görülen bir davada bu iddia tarafımızca ileri sürülmüş ve idare mahkemesince Danıştay&#8217;ın bir başka davada verdiği yürütmenin durdurulması kararı gereği üye şirkete tesis edilen idari para cezasının iptaline karar verilmiştir. Danıştay’ın Yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması kararının gerekçesinde, Yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlanması gereken yönetmeliklerden olduğunun kabul edildiği görülmektedir.</p>
<p><strong>Danıştay’ın Yürütmenin Durdurulması Kararı</strong></p>
<p>Danıştay 13. Dairesi&#8217;nin  02/07/2024 tarihli kararıyla; <em>&#8220;Anayasa&#8217;nın 124. maddesinde Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği, hangi yönetmeliklerin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanacağının ise kanunda belirtileceği kurala bağlanmış ve bu amaçla çıkarılan 3011 sayılı Resmî Gazete&#8217;de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun&#8217;un 1. maddesinde ise, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin; işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen, kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan ve kamuyu ilgilendiren yönetmeliklerinin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanacağı ve bu maddenin uygulanması bakımından hangi yönetmelik ve tebliğlerin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ile ilgili oluşabilecek tereddütleri gidermeye Cumhurbaşkanlığı&#8217;nın yetkili olduğu belirtilmiştir. </em></p>
<p><em>Bu kapsamda, dava konusu Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği&#8217;nin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanmasının gerekli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için anılan Yönetmeliğin 3011 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinde sayılan şartlardan herhangi birini karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekmektedir.</em></p>
<p><em>6362 sayılı Kanun&#8217;un 76. maddesinin dördüncü fıkrası ile Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü&#8217;nün 28. maddesine dayanılarak düzenlenen Yönetmeliğin, TDUB üyelerini kapsadığı ve üyeler hakkında uygulanacak disiplin cezalarına, disiplin cezası gerektiren fiillere, disiplin soruşturmasının yürütülmesi ve disiplin sicili oluşturulmasına, Disiplin Komitesinin oluşumu ve görevlerine, çalışma ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarıldığı; Yönetmeliğin ikinci bölümünde TDUB Disiplin Komitesinin oluşumu ve görevlerine; üçüncü bölümünde TDUB üyelerine uygulanabilecek disiplin ve idari para cezalarına; dördüncü bölümünde disiplin soruşturmasının başlatılması, yürütülmesi ve sonuçlandırılması ile disiplin cezalarının kesinleşmesine ilişkin usul ve esaslara; beşinci bölümünde disiplin cezalarının üye siciline kaydına ilişkin esaslara; altıncı bölümünde ise Yönetmeliğin yürürlüğü ve yürütülmesine ilişkin düzenlemelere yer verildiği anlaşılmıştır.                             </em></p>
<p><em>Bu kapsamda Yönetmeliğin TDUB üyelerini kapsadığı ve üyeler hakkında uygulanacak disiplin cezalarına, disiplin cezası gerektiren fiillere, disiplin soruşturmasının yürütülmesi ve disiplin sicili oluşturulmasına, Disiplin Komitesinin oluşumu ve görevlerine, çalışma ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarıldığı göz önünde bulundurulduğunda, TDUB üyelerinin kamu görevlisi niteliğinde olmadığı ve TDUB üyelerini kapsayan Yönetmeliğin belli bir grubu ilgilendirdiği, kamuyu ilgilendirmediği, dolayısıyla 3011 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki &#8220;kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan&#8221; ve (c) bendindeki &#8220;kamuyu ilgilendiren&#8221; şartlarını taşımadığı açıktır. </em></p>
<p><em>3011 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki &#8220;işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen&#8221; şartını sağlayıp sağlamadığı yönünden yapılan değerlendirmede ise, Yönetmeliğin amacı, kapsamı ve aktarılan düzenlemeleri incelendiğinde TDUB tarafından, 6362 sayılı Kanun ile TDUB Statüsü ile kendisine verilen yetki çerçevesinde, görev alanına giren TDUB üyelerine disiplin cezası verilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği, tamamıyla kendi yetki ve görev alanına yönelik düzenleme yapıldığı, dolayısıyla 3011 sayılı Kanun&#8217;un 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında &#8220;işbirliğine, yetki ve görev alanlarına ait hükümleri düzenleyen&#8221; dava konusu Yönetmeliğin Resmî Gazete&#8217;de yayımlanması gerektiği anlaşılmıştır. </em></p>
<p><em>Bu itibarla, Resmî Gazete&#8217;de yayımlanması gerekirken yayımlanmayan dava konusu Yönetmelik ile bu Yönetmeliğe dayanılarak tesis edilen davacının Birlik üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin 10/01/2024 tarih ve 10 sayılı TDUB Yönetim Kurulu kararı ile anılan karara karşı yapılan itiraz üzerine alınan 12/02/2024 tarih ve 49509 sayılı Kurul işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, uygulanmaları halinde giderilmesi güç zararların doğmasına yol açacağı sonucuna ulaşılmıştır.&#8221;</em> gerekçesiyle Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği&#8217;nin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.</p>
<p>Buna göre bu yönetmelik hükümleri uyarınca tesis edilen idari para cezalarına karşı idari yargıda dava açma yoluna başvurulması mümkündür.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/turkiye-degerleme-uzmanlari-birligi-disiplin-yonetmeligi-uyarinca-tesis-edilen-idari-para-cezalari/">Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Disiplin Yönetmeliği Uyarınca Tesis Edilen İdari Para Cezaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
