<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<atom:link href="https://www.ilkerurlu.av.tr/category/guncel-konulara-iliskin-hukuki-degerlendirmeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/guncel-konulara-iliskin-hukuki-degerlendirmeler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Nov 2025 07:06:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.ilkerurlu.av.tr/wp-content/uploads/2024/03/iulogo-3-150x150.png</url>
	<title>Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler arşivleri - Avukat İlker Urlu</title>
	<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/category/guncel-konulara-iliskin-hukuki-degerlendirmeler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yasama Sorumsuzluğu</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri her şeyi söyleyebilirler mi]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekilleri sözlerinden dolayı yargılanırlar mı]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekillerinin hukuki sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekillerinin mecliste söyledikleri sözler nedeniyle cezalandırılamaması]]></category>
		<category><![CDATA[yasama sorumsuzluğu]]></category>
		<category><![CDATA[yasama sorumsuzluğu ne demektir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=1009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokratik toplumlarda bütün sorunların demokratik katılım ve siyasal süreçler yoluyla tartışılması amaçlanmıştır. Kurumsal siyaset yönünden bu tartışmaların öncelikli yeri meclistir. Bu nedenle temsil imkanına sahip&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/">Yasama Sorumsuzluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik toplumlarda bütün sorunların demokratik katılım ve siyasal süreçler yoluyla tartışılması amaçlanmıştır. Kurumsal siyaset yönünden bu tartışmaların öncelikli yeri meclistir. Bu nedenle temsil imkanına sahip milletvekillerine de geniş siyasal yetkiler tanınmış ve meclis faaliyetlerini etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri adına hukuki korumalar sağlanmıştır. Milletvekillerine sağlanan bu güvence yasama sorumsuzluğu olarak adlandırılmaktadır. Anayasa da bu milletvekillerine sağlanan hakkı güvence altına almaktadır.</p>
<p>Anayasa m. 83/1<em>; &#8220;Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.&#8221;</em> hükmü ile milletvekillerinin yasama sorumsuzluğunu güvence altına almaktadır.</p>
<p>Anayasa tarafından korunan yasama sorumsuzluğu hakkı yalnızca dar anlamda TBMM çatısı altındaki yürütülen faaliyetleri değil TBMM dışındaki faaliyetleri de kapsamaktadır. Bu durum yasama sorumsuzluğunun doğal sonucudur. Aksi halde siyasal faaliyetler ile ilgili tanınan güvence yalnızca meclis sınırları kapsamında geçerli olacaktır. Bu durum demokratik siyasal alanı meclisle sınırlayacağından demokratik toplumun özüne uygun değildir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin de vurguladığı üzere yasama sorumsuzluğu; <em>&#8220;Bu bağlamda milletvekilinin yasama işleriyle ilgili olarak Mecliste kullandığı oylar, söylediği sözler, ileri sürdüğü düşünceler nedeniyle yasama organı dışında herhangi bir makam tarafından sorumlu tutulamaması anlamına gelen sorumsuzluğun amacı, ulusal iradenin tam bir serbestlikle açıklanmasıyla birlikte görevin tam bağımsızlıkla yerine getirilmesinin güvenceye alınmasıdır&#8221;</em> (AYM, E.1986/13, K.1987/12, 22/05/1987).</p>
<p>Yasama sorumsuzluğunun yalnızca meclisle sınırlı olmaması, milletvekilliğinin temsil görevinin yerine getirilmesi dolayısıyla kamu yararı ile yakından ilgilidir. Nitekim Anayasa TBMM çatısı altında dile getirilen görüşlerin benzer biçimde meclis dışında da dile getirilmesini Anayasa ile açıkça güvence altına almıştır. Yargıtay içtihatlarında da bu durum vurgulanmaktadır.</p>
<p>Yargıtay verdiği bir kararında; <em>&#8220;&#8230;Milletvekilinin ifade faaliyetinin etkisini pekiştirmek amacıyla bu güvencenin sadece Meclis içinde değil Meclis dışında da geçerli olması kabul edilmiştir. Bu nedenle Meclis içi konuşmaların Meclis dışında açığa vurulması &#8220;parlamenterlik&#8221; ve &#8220;sorumsuzluk&#8221; kurumlarının doğal bir uzantısıdır. Bu yönü ile yasama sorumsuzluğu Meclis çalışmaları ile alakalı ve makul sınırlar içerisinde düşünülebilecek her neviden fiiller için milletvekillerini sorumlu kılmayan bir müessesedir. Yasama sorumsuzluğunun kapsamına giren fiiller oy, söz ve düşünce açıklaması olarak kendini gösterir. Yasama sorumsuzluğu her tür suç için olmamakla birlikte; oy verme, söz söyleme vedüşünce açıklama fiillerinden biri ile işlenebilecek hakaret, iftira, suç uydurma gibi fiillere karşı koruma getirmektedir&#8230;&#8221;</em> gerekçesiyle yasama sorumsuzluğunun meclis dışında yürütülen faaliyetleri de kapsadığına hükmetmiştir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 18/11/2016T., 2016/3657 E., 2016/6896K.).</p>
<p>Sonuç olarak milletvekillerinin meclis ile sınırlı olmayan yasama sorumsuzluğundan yararlanmalarını demokratik toplumun bir gereği olarak kabul edilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/yasama-sorumsuzlugu/">Yasama Sorumsuzluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 15:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[2942 sayılı kanun]]></category>
		<category><![CDATA[5 yıllık süre tazminat davası]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[belediye 5 yıllık süreye rağmen kamulaştırma yapmadı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuki el atma]]></category>
		<category><![CDATA[imar planı 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[imar programı 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu 5 yıllık süre]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma kanunu ek madde 1]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırmadan kaynaklanan tazminat davaları]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama imar planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamulaştırma uygulaması ülkemizde yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. İdare kamu yararının gerektirdiği durumlarda çeşitli yöntemlerle kamulaştırma işlemi yapma yetkisine sahiptir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kamulaştırma&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/">Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamulaştırma uygulaması ülkemizde yaygın olarak başvurulan bir yöntemdir. İdare kamu yararının gerektirdiği durumlarda çeşitli yöntemlerle kamulaştırma işlemi yapma yetkisine sahiptir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kamulaştırma aşamalarında yapılacak işlemleri düzenlemektedir.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesinin İptal Kararına Konu Olan Ek Madde 1</strong></p>
<p>Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1; <em>“Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. <strong>(İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.: 2018/111 sayılı Kararı ile) (Ek cümle:16/11/2022-7421/3 md.) </strong>Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür” </em>hükmünü içermektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin 2024/135E., 2025/20K., 16/01/2025 karar sayılı kararına konu olan olayda, bir mahkeme yukarıda yer verilen maddede yer alan <em>“Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar, adli yargıda görülür” </em>cümlesinin Anayasa’ya aykırılığını iddia etmiştir. Mahkemenin gerekçesinde bu cümlede yer alan düzenlemenin temelde bir idari işlem olduğu gerekçesine yer verilerek mülkiyet hakkından kaynaklı davaların adli yargıda değil idari yargıda görülmesi gerektiği ileri sürülmüştür.</p>
<p><strong>Madde Metninin Anlamı</strong></p>
<p>Madde metni, idarenin taşınmazlara çeşitli gerekçelerle hukuki el atmasını düzenlemektedir. Örneğin belediyeler imar planlarında bir alanı ya da taşınmazı okul ya da benzeri bir amaçla kullanmak istediğinde ilgili taşınmaz üzerine hemen yapılaşmaya gitmese dahi hukuken el atabilmektedir. Mülkiyet hakkının sınırlanmasını doğuran bu tür durumlar için Kanun belirli bir sürede kamulaştırma işleminin tamamlanmasını öngörmektedir. Ancak çoğu durumda bu süreler içerisinde idarenin kamulaştırma işlemlerini tamamlamadığı ve malikin taşınmaz üzerine uzun yıllar işlem yapamaması durumu ile karşı karıya kalınmaktadır. Anayasa Mahkemesi de kararında bu durumu değerlendirmiştir.</p>
<p><strong>Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi verdiği kararında ilgili cümlenin dava açma külfetinin mülkiyet hakkı sınırlanan malike vermesini aşırı bir yük olarak değerlendirmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, hukuki el atma olsa dahi kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Aksi halde mülkiyet hakkı elinden alınan malikin gerçek zararının tazmin edilemeyeceğini vurgulamıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında;</p>
<p>“…Bu bakımdan yalnızca mahkemelerce kamulaştırmasız el atma sebebiyle bedele hükmedilmesi değil hükmedilecek bedelin bir an evvel hak sahiplerine ödenmesi de hukuka aykırı durumun ortadan kaldırılmasının bir gereğidir…”</p>
<p>“…İtiraz konusu kuralda ise kamulaştırma işlemlerine ilişkin olağan hukuki süreç tersine çevrilerek dava açma külfeti taşınmazına kamulaştırmasız el atılan malike yüklenmektedir…”</p>
<p>“…Ayrıca mahkeme kararlarıyla hükmedilen taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi şartının yerine getirilmesi sağlanmadan taşınmaz malikine ait tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesi hâlinde gerçek anlamda bir telafiden veya tasfiyeden bahsedilmesi mümkün olmayacaktır…”</p>
<p>Gerekçelerine yer verildiği görülmektedir. Ancak Mahkeme kararında davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekliliğine ilişkin bir değerlendirme yapmamış, bu konudaki düzenlemeyi kanun koyucunun iradesine bırakmıştır.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesinde hükmetmiştir. Bu bakımdan kanun koyucunun bu süre içerisinde bir düzenleme yapması beklenmektedir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/kamulastirma-kanunu-ek-madde-1de-iptal-edilen-fikra-uzerine/">Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1’de İptal Edilen Fıkra Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 07:25:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[İdare Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[1 yıl üstü ceza polisliğe engel mi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet memurluğu]]></category>
		<category><![CDATA[hadg kararı polisliğe engel mi]]></category>
		<category><![CDATA[HAGB 5 senelik denetim süresi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin devlet memurluğuna atanması mümkün müdür?]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı]]></category>
		<category><![CDATA[Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=891</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet memurluğu için atanma koşullarını düzenleyen genel mevzuatın yanı sıra, çeşitli kurumların mevzuatlarında da özel koşullara yer verilebilmektedir. Bu atanma koşullarında karşılaşılan sorun alanlarından birisi&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/">Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet memurluğu için atanma koşullarını düzenleyen genel mevzuatın yanı sıra, çeşitli kurumların mevzuatlarında da özel koşullara yer verilebilmektedir. Bu atanma koşullarında karşılaşılan sorun alanlarından birisi de<a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/7499-sayili-kanunla-yeniden-duzenlenen-hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kurumu-ile-gelen-yenilikler/"> hükmün açıklanmasının geri bırakılması</a> kararının atanma süreçlerine etkisidir.</p>
<p><strong>Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) nedir?</strong></p>
<p>Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231’de düzenlenen ve iki yıl ve daha süreli hapis cezasının kişi üzerinde hukuki sonuç doğurmamasını amaçlayan bir düzenlemedir.</p>
<p>CMK m. 231/5; <em>“Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder”</em> hükmü ile iki yıl ve daha az hapis cezası alan kimselerin, diğer koşulların varlığı halinde 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlememesi halinde verilen cezanın sonuç doğurmayacağını düzenlemektedir.</p>
<p><strong>Hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin devlet memurluğuna atanması mümkün müdür?</strong></p>
<p>HAGB kararı, yasal düzenleme gereği kişinin hukuki statüsünde bir etki yaratmadığından devlet memurluğuna atanmada hukuki bir engel oluşturmamaktadır. Ancak bazı özel düzenlemelerde kişi hakkında HAGB kararı verilmiş olsa dahi 1 yıl ve üzeri ceza almış olmak atamaya engel görülmektedir.</p>
<p>Örneğin Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinde adayların kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmaması bir şart olarak aranmaktadır.</p>
<p><strong>Bu şartın Kanuna ve Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülebilir mi?</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi 06/03/2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararında, hakkında HAGB kararı verilmiş bir kimsenin başvurusunun Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği uyarınca iptal edilmesini hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu başvuruda başvuru sahibi hakkında işlediği bir suç nedeniyle HAGB kararı verilmiş, HAGB kararlarında geçerli olan 5 senelik denetim süresi dolmuş ancak adayın başvurusu hakkında daha önce 1 yıldan fazla cezaya hükmedildiği için iptal edilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; <em>“…İdari yargı mercilerinin gerekçelerinde, ceza yargılamasında verilen karara atıfla başvurucunun kasten yaralama suçundan bir yıl üç ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve Yönetmelik&#8217;in 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde POMEM öğrenciliği için &#8220;HAGB kararı verilmiş olsa dâhi kasti bir suç nedeniyle bir yıldan uzun süreli hapis cezasına mahkum olmama&#8221; şartının bulunduğu ifade edilmiştir. Karar gerekçelerinde bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasında verilen karara dayanıldığı, bir yandan da kullanılan ifadelerde başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmüştür. Bu durumda verilen HAGB kararı anlamsız hâle gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüştür. Aynı zamanda başvuruya konu idari yargılamada yapılan değerlendirmenin 5271 sayılı Kanun&#8217;a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaştığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şenol Türkyılmaz, § 47)…” </em>yönündeki gerekçeye yer verildiği görülmektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinden HAGB kararının kişi hakkında masumiyet karinesine gölge düşürecek bir sonuç doğurmaması gerekliliğinin vurgulanması önemlidir. Bizim de katıldığımız bu görüşe göre HAGB’nin kanuni düzenlemesindeki temel amaç, kısa süreli hapis cezasının kişi hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasıdır. Diğer ilgili mevzuatlardaki düzenlemelerin de bu kanuni düzenleme ile uyumlu olması gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesi ile birlikte değerlendirildiğinde, hakkında HAGB kararı verilmiş olan birisinin yaptığı başvurunun bu nedenle iptal edilmesi ya da reddedilmesi halinde hukuki yola başvurmasında yarar bulunmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-kararinin-atanma-sureclerine-etkisi/">Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Atanma Süreçlerine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Mar 2025 09:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi parasal sınırlar iptal kararı]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa mahkemesinin 11/02/2025 tarihli kararı]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda istinaf sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınır neye göre belirlenir]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınırlar]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda parasal sınırlar dava tarihi mi]]></category>
		<category><![CDATA[idari yargıda temyiz sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[istinaf başvurusunda parasal sınır karar tarihi midir]]></category>
		<category><![CDATA[temyiz başvurusunda parasal sınır karar tarihi midir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=889</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen kararların üst mahkemeler tarafından denetlenmesi imkanı bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz başvurusu ile ilk derece mahkemelerince verilen kararlar kanun yolu&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/">İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yargılama sürecinde ilk derece mahkemelerince verilen kararların üst mahkemeler tarafından denetlenmesi imkanı bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz başvurusu ile ilk derece mahkemelerince verilen kararlar kanun yolu olarak adlandırılan yargılama süreci içerisinde denetlenir. Ancak kanun koyucu bütün kararların üst mahkeme denetimine tabi olmasının yaratacağı iş yükü nedeniyle çoğunlukla parasal sınır esasına dayalı olarak üst mahkemeye başvuru hakkı tanımaktadır.</p>
<p>Uygulamada yaşanan en büyük sorunlardan birisi, istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda parasal sınırların, karar tarihindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenmesiydi. Paranın hızla değer kaybına uğrayabildiği ülkemiz koşullarında davanın açıldığı tarih ile karar tarihi arasında geçen sürede parasal sınırlarda yapılan artışlar nedeniyle istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuru hakkı ortadan kalkmaktaydı. Bu durum hak arama özgürlüğü ile hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali niteliğindeydi.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi yakın tarihli bir kararında Hukuk Muhakemeleri Kanununda parasal sınırların karar tarihine göre belirlenmesini düzenleyen ibarelerin iptaline karar vermişti. Benzer sorun İdari Yargılama Usulü Kanununda da yer almaktaydı. Anayasa Mahkemesi 11/02/2025 tarihli <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/03/20250306-8.pdf">kararı </a>ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundaki parasal sınırları karar tarihini esas alarak düzenleyen ilgili fıkraların iptaline karar verdi.</p>
<p><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/03/20250306-8.pdf"><strong>Anayasa Mahkemesinin 11/02/2025 tarihli kararı</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi kararında; 04/12/2024 tarihli kararına atıfla; <em>“İtiraz konusu kuralla, konusu ilk derece mahkemesince veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihte geçerli olan parasal değerin altında kalan idari davalarda bu mahkemelerce verilen karara karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı öngörülmektedir. Kural gereğince istinaf veya temyiz kanun yoluna başvuru açısından geçerli olan parasal sınır enflasyona göre güncellenirken dava konusu değer enflasyonun etkilerinden arındırılmamaktadır. Bu yönden idari işlem veya eylemin gerçekleştiği, idareye başvurulduğu ya da davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyiz kanun yoluna başvurulabilecek bir karara karşı kural nedeniyle özellikle yargılamaların uzun sürdüğü durumlarda -ilk derece mahkemesinin veya bölge idare mahkemesinin karar verdiği tarihte geçerli olan parasal tutarlara göre- istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması imkânı ortadan kalkabilecektir”</em> gerekçesine yer verildiği görülmektedir.</p>
<p><strong>Karar ne zaman yürürlüğe girecek?</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi, Anayasa m. 153/3; <em>&#8220;Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez”</em> hükmüne atıfla kararın Resmi Gazetede yayım tarihi olan 06/03/2025 tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 06/12/2025 tarihinde yürürlüğe girecektir.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/idari-yargida-kanun-yoluna-basvuruya-esas-alinan-parasal-sinirlarda-karar-tarihini-esas-alan-duzenlemenin-iptali-uzerine/">İdari Yargıda Kanun Yoluna Başvuruya Esas Alınan Parasal Sınırlarda Karar Tarihini Esas Alan Düzenlemenin İptali Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anayasa Mahkemesi’nin Sendika Çağrısı Üzerine Nöbet Tutmayan Öğretmenler Hakkında Verdiği Kararın İncelenmesi</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/anayasa-mahkemesinin-sendika-cagrisi-uzerine-nobet-tutmayan-ogretmenler-hakkinda-verdigi-kararin-incelenmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2025 10:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Memurların Disiplin İşlemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa mahkemesi kararı]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin cezası]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlerin disiplin sorumluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sendika çağrısına uyarak nöbet tutmamak]]></category>
		<category><![CDATA[sendika çağrısına uymak disiplin suçu mudur]]></category>
		<category><![CDATA[sendika kararına uyarak nöbet tutmayan öğretmene disiplin cezası verilebilir mi]]></category>
		<category><![CDATA[sendikal örgütlenme hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi’nin 2016/11379 numaralı başvuru hakkında verdiği karar 09/01/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında; üyesi oldukları sendikanın nöbet karşılığı ücret taleplerinin karşılanmaması üzerine&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/anayasa-mahkemesinin-sendika-cagrisi-uzerine-nobet-tutmayan-ogretmenler-hakkinda-verdigi-kararin-incelenmesi/">Anayasa Mahkemesi’nin Sendika Çağrısı Üzerine Nöbet Tutmayan Öğretmenler Hakkında Verdiği Kararın İncelenmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi’nin 2016/11379 numaralı başvuru hakkında verdiği karar 09/01/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında; üyesi oldukları sendikanın nöbet karşılığı ücret taleplerinin karşılanmaması üzerine aldığı nöbet tutmama kararına uyan öğretmenlere verilen disiplin cezalarının hukuka ve Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi başvuruyu disiplin cezalarının demokratik bir toplum düzeninin gereklerine uygunluk yönünden değerlendirmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi daha önce benzer olaylar yönünden verdiği bir karara (Tayfun Cengiz) atıf yaparak, bu karar ile somut başvuru yönünden bir karşılaştırma yapmıştır. Mahkemeye göre atıf yapılan kararda, TBMM’de görüşülen bir yasa tasarısına karşı bir sendika kararına uyularak eylemlilikte bulunulmasının sendikal örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiştir. Mahkeme, artık son aşamaya gelmiş bir politika yapım sürecine müdahale göreve gelmeme şeklinde bir eylemlilik ile sürece müdahale edildiğini vurgulamaktadır.</p>
<p>Mahkemenin somut olay yönünden verdiği kararda ise, atıf yapılan karardan farklı olarak, aşağıdan yukarıya doğru bir politika yaklaşımının benimsendiğini (bottom-up approach) ve kanun yapıcıların  bu yolla etkilenmeye çalışıldığı kabul etmiştir. Mahkemeye göre bu yaklaşım, TBMM’de görüşülen bir yasal düzenlemeye karşı yapılan sendikal eylemden farklılık arz etmektedir. Mahkemeye göre bu tür reform taleplerinin hayata geçirilmesi politika yapıcılar ile talep edenler arasında yürütülecek müzakere süreçlerine bağlı olduğundan belirli bir zaman alması muhtemeldir. Bu tür bir talep karşısında süresiz bir nöbet tutmama eylemi demokratik toplum gereklerine uygun görülmemiş ve nöbet tutmama kararına katılan öğretmenlere uygulanan disiplin cezaları hukuka uygun kabul edilmiştir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin kararına ve gerekçesine katılmak mümkün değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin üç üyesi de haklı olarak bu karara katılmamışlar ve karşı oy gerekçesi yazmışlardır.</p>
<p>Mahkeme kararının gerekçesinde, sendika kararında aşağıdan yukarı doğru bir politika yaklaşımının benimsenmesinin olumsuz bir eylem olarak kabul edilmesi, sendikal örgütlenme ve bu hakkın kullanılması hakkı yönünden oldukça tehlikelidir. Sendika üyelerinin politika yapıcılara taleplerini iletmek üzere başlattıkları eylemin demokratik bir toplum düzenine ne tür bir olumsuz etkisi olabilir? Aksine bu tür eylemler yoluyla çalışanların taleplerini politika yapıcılara ulaştırması demokratik toplumun gereğidir. Diğer türlü ne sendikal örgütlenmenin bir anlamı kalır ne de sendikanın yasa yapıcılar üzerinde bir baskı imkanı olur. Sendikal örgütlenmeler karar alıcılar üzerince bir baskı unsuru olmayacaksa karar alıcılar sendikaları ya da çalışanları niçin dinlesinler? Üstelik kararda bu tür bir kabulün demokratik toplum düzenine ne tür olumsuz etkisi olacağı da açıklanmamıştır. Bu nedenle kararın Anayasa Mahkemesinin kendi ölçütlerine de aykırı olduğu kanaatindeyim.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin bu kararı hem sonucu hem de gerekçesi itibariyle sendikal örgütlenme hakkının kullanılmasını oldukça sınırlayacak bir etkiye sahiptir. Bu bakımdan kararın hukuki ve toplumsal sonuçları itibariyle demokratik hukuk düzenini olumsuz etkileme ihtimali bulunmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/anayasa-mahkemesinin-sendika-cagrisi-uzerine-nobet-tutmayan-ogretmenler-hakkinda-verdigi-kararin-incelenmesi/">Anayasa Mahkemesi’nin Sendika Çağrısı Üzerine Nöbet Tutmayan Öğretmenler Hakkında Verdiği Kararın İncelenmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları Yasası Ne Getiriyor?</title>
		<link>https://www.ilkerurlu.av.tr/sokak-hayvanlari-yasasi-ne-getiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlker Urlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 14:45:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Konulara İlişkin Hukuki Değerlendirmeler]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları yasa tasarısı]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları yasası]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları yasası kedileri kapsıyor mu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilkerurlu.av.tr/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamuoyunda “sokak hayvanları yasası” olarak bilinen Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi[1], TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmeye devam ediyor. Peki kanun&#8230;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sokak-hayvanlari-yasasi-ne-getiriyor/">Sokak Hayvanları Yasası Ne Getiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda “sokak hayvanları yasası” olarak bilinen Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmeye devam ediyor. Peki kanun teklifinin içeriğinde neler var?</p>
<p>Öncelikle sahipsiz hayvan kavramının yürürlükteki Hayvanları Koruma Kanununda nasıl tanımlandığına bakalım. Buna göre;</p>
<p><em>&#8220;Sahipsiz hayvan: Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları&#8221;</em> şeklinde tanımlanmaktadır.</p>
<p>Kanun teklifi ile sahipsiz hayvan;<em> &#8220;Sahipli hayvanlar dışında kalan evcil hayvanları&#8221;</em> şeklinde genişletilerek tanımlanmıştır.</p>
<p>Yürürlükteki Kanuna göre evcil hayvan; <em>&#8220;İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları&#8221;</em> ifade etmektedir. Yani sokak hayvanları yalnızca sokak köpeklerinden ibaret olmayıp sokakta yaşayan diğer evcil hayvanları da içermektedir.</p>
<p>Kanun teklifinin genel gerekçesinde sahipsiz hayvanların ve özellikle başıboş köpeklerin artan popülasyonları nedeniyle büyük bir sorun haline geldiği yönünde bir değerlendirmeye yer verildiği görülüyor. Ancak bu değerlendirmede bilimsel bir veriye dayanılmadığı gibi mevcut Hayvanları Koruma Kanunu’nun niçin yetersiz kaldığı açıklanmamış. Aksine teklifin gerekçesinde yerel yönetimlerin gerekli önlemleri almadığı açıkça ifade edilmiş. Teklifin gerekçesinde şu ifadelere yer veriliyor:</p>
<p><em>“Mevcut Kanun ile hayvanların toplanması ve rehabilitasyonuna ilişkin sorumluluk belediyelere verilmiş ancak gerekli denetim mekanizmaları tesis edilemediğinden, ilgili kuruluşlar üzerine düşeni tam anlamıyla yerine getirememiş ya da mevzuatın dar yorumlanması sebebiyle çözüme katkı sunmak istedikleri halde mevzuatla kendilerine çizilen sınırları geçemediklerinden popülasyon her geçen gün katlanarak artmaya devam etmiştir”</em></p>
<p>Peki, bu durumda, neden yerel yönetimlerin sorumluluğuna yönelmek yerine sokak hayvanlarının öldürülmesini kolaylaştıracak bir düzenlemenin yapıldığı sorusuna gerekçe içerisinde yeterli bir cevap bulmak mümkün değil. Sokak hayvanları konusunda yıllardır üzerine düşen görevi yerine getirmeyen belediyelere, hayvanları öldürme yetkisi vermenin isabetli bir tercih olmadığı açık.</p>
<p>Kanunun teklifinin gerekçesinde; düzenlemenin sokak hayvanları arasında kuduz vakaları, trafik kazaları ve kontrol edilemez popülasyon artışından bahsedilmişse de, Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanan hukuki değerlendirmede bu rakamların örneğin Sağlık Bakanlığı verileri ile örtüşemediği ifade edilmekte<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>.</p>
<p>Kanun teklifinin gerekçesinde Avrupa’da 18 ve 19. yüzyılda hayvanların sistematik bir biçimde öldürüldüğü ifadelerine yer verildiğini görmekteyiz. Bu tür uygulamaların, aradan geçen 3 asır sonra ülkemizde bir çözüm olarak görülmesi ve önerilmesi kabul edilemez. Gelişen teknolojik imkanlarla bütün hayvanları aşılamak ve kısırlaştırmak mümkünken, çağdışı uygulamaların gerekçe olarak sunulması çok acı.</p>
<p>17 maddeden oluşan kanun teklifinin, 5. maddesi;</p>
<p><em>“Sahipsiz hayvan popülasyonunun; kamu güvenliği bakımından tehlike oluşturmasına veya hayvandan hayvana ya da hayvandan insana bulaşan hastalıkların görülmesine, su kaynaklarının, yaban hayatının ve biyolojik çeşitliliğin zarara uğramasına sebebiyet vermesi halinde ilgili yerel yönetim tarafından sahipsiz hayvanlara ötanazi yapılabilir”</em> ile sokak hayvanların öldürülmesinin önü açılmakta.</p>
<p>Madde bendinde yer alan <em>“kamu güvenliği bakımından tehlike oluşturan”</em> ifadesi oldukça soyut ve belirsiz. Havlayan bir sokak köpeği, kamu güvenliği bakımından tehlike gerekçesiyle belediyeler tarafından öldürülebilir. Uzun yıllardır sokak hayvanları konusunda gerekli önlemleri almayan belediyelerin bu maddeye dayanarak sokak hayvanlarını itlaf etmesi işten bile değil. Bu maddenin soyut ve belirsiz niteliği gereği Anayasa Mahkemesi tarafından iptali gündeme gelecektir. Ancak yasa metninin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle uygulanma imkanının bulunması sokak hayvanları yönünden geri döndürülemez uygulamalara sebebiyet verecektir.</p>
<p>Kanun teklifi ile Hayvan Koruma Kanunu’nun 18.maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükteki Kanun metninde Hayvan koruma görevlisi; <em>“Özellikle kedi ve köpekler gibi sahipsiz hayvanların kendi mekânlarında, bulundukları bölge ve mahallerde yaşamaları sorumluluğunu üstlenen gönüllü kişilere yerel hayvan koruma görevlisi adı verilir”</em> şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Yürürlükteki Kanun’da; <em>“Yerel hayvan koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar”</em> şeklinde yer alan hüküm ile sivil toplumun parçası olan kimseler ile sokak hayvanları ve yerel yönetimler arasında bağ kurulması amaçlanmıştır.</p>
<p>Bu maddenin Kanun’dan çıkarılması ile gönüllü hayvan severlerin sokak hayvanlara bakma imkanı kalmayacak ve sokakların “hayvansızlaştırılması” süreci hızlanacaktır. Halbuki tam aksi yönde bir düzenleme ile, hayvansever gönüllüler ile belediyeler arasındaki koordinasyon güçlendirilerek sokak hayvanlarının aşılanması, kısırlaştırılması ve bakımı süreçleri kolaylaştırılabilirdi.</p>
<p>Bizlerin gündelik ve toplumsal yaşamımızda sokak hayvanları önemli bir yer tutar. Bu yasa teklifi ile yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmemesinin bedeli sokak hayvanlarına ödetilmek istenmekte. Çok az sayıda olumsuz olay nedeniyle bütün sokak hayvanlarının öldürülmesi riskiyle karşı karşıya kalmaları, toplumsal vicdanda derin yaralar açacağı gibi hukuken de kabul edilemez. Bu yasa teklifi, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de aykırılık teşkil etmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a>https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y2/T2/WebOnergeMetni/df2c98ac-4cb1-4003-9c07-935b00f06b0e.pdf</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a><a href="https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifine-iliskin-hukuki-degerlendirme-84921">https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifine-iliskin-hukuki-degerlendirme-84921</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.ilkerurlu.av.tr/sokak-hayvanlari-yasasi-ne-getiriyor/">Sokak Hayvanları Yasası Ne Getiriyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilkerurlu.av.tr">Avukat İlker Urlu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
