Türk Ceza Kanunu’na13/10/2022 tarihli değişiklik ile eklenen “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu” madde metninin iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açılmış ve iptal talebini inceleyen Anayasa Mahkemesi 08/11/2023 tarihli kararı ile iptal talebinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi niteliğinde olan bu kararı, oy çok çokluğu ile alınmış ve karara karşı Anayasa Mahkemesi Başkanı olmak üzere birçok üye muhalif kalmıştır.
TCK m. 217/A/1; “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” hükmüne, TCK m. 217/A/2; “Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır” ise hükmüne haizdir.
İptal talebinin gerekçesinde ifade özgürlüğüne müdahalede bulunulduğu, gerçeğe aykırı bilgi kavramının belirsiz olduğu, bu belirsizlik nedeniyle kuralın uygulamasında öngörülemez sonuçların ortaya çıkabileceği, failin kastının tespit etmenin uygulayıcılar yönünden kolay olmadığı, hukuk kuralları içerisinde yer alan diğer normlarla madde ile amaçlanan amacın sağlanmasının mümkün olduğu ileri sürülüştür.
Anayasa Mahkemesi kararında, iptal talebinde ileri sürülen gerekçelerin iptal için yeterli olmadığı, kuralın ifade özgürlüğünü sınırlayıcı mahiyette bulunmadığı, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olduğu gerekçeleriyle iptal talebinin reddine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi kararında çoğunluk görüşüne muhalif kalan üyelerin karşı oy gerekçelerinde; madde metninde yer alan gerçeğe aykırı bilgi ibaresinin belirsizlik içerdiği, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde ibaresinde elverişli ifadesinin yoruma açık ve belirsiz olduğu, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak ibaresindeki saikin yani endişe, korku ve panik yaratıp yaratmadığının belirlenmesinin güç olduğu, madde metninin keyfi yoruma açık olduğu, suçun maddi ve manevi unsurları yönünden kesinlik ve öngörülebilirlik taşmadığı ve bu nedenlerle Kanun metninin iptaline karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. Ancak Anayasa Mahkemesi çoğunluk üyeleri Kanun metninin hukuka uygun olduğu kanaatine taşıdığından iptal talebi reddedilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.41/1; “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz” hükmü gereği, esastan incelenen ve iptal talebi reddedilen Kanun maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla yeniden Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabilmesi için ret kararının yayım tarihinin üzerinden on yıl geçmesi gerekmektedir. Bu durumda on yıl içerisinde yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapma durumu dışında Kanun metninin Yasa’da yer almaya devam edeceğini ifade etmek mümkündür.