29 Nisan 2025 İlker Urlu 0 Yorumlar

Türk Ceza Kanunu m. 168’de etkin pişmanlık hükümleri düzenlenmektedir. Buna göre hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas ve taksirli iflas suçları yönünden mağdurun zararının karşılanması halinde hükmedilecek cezada çeşitli oranlarda indirim yapılmaktadır. Yağma ve karşılıksız yararlanma suçlarında da ayrıca bir düzenleme mevcuttur.

Etkin Pişmanlıktan Hangi Aşamalarda Yararlanılabilir?

Etkin pişmanlıktan soruşturma ve kovuşturma aşamalarında yararlanmak mümkündür. Soruşturma aşaması yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreçtir.

Kovuşturma aşaması ise iddianamenin kabulünden başlayarak ilk derece mahkemesince hükmün verilmesine kadar geçen süreci ifade eder.

Soruşturma aşamasında mağdurun zararının karşılanması halinde verilecek cezada üçte ikisine kadar indirim yapılabilir.

Kovuşturma aşamasında zararın karşılanması halinde ise verilecek cezanın yarısına kadarı indirilebilir.

Zararın Kısmen Karşılanması Durumunda Cezadan İndirim Yapılır mı?

Mağdurun zararının kısmen karşılanması halinde de zararın karşılanma aşamasına göre yukarıda belirtilen oranlarda indirim mümkündür. Ancak zararın kısmen karşılandığı durumlarda cezada indirim olabilmesi için mağdurun rızası gerekmektedir. Mağdur rıza göstermediği taktirde cezadan indirim mümkün değildir.

Etkin Pişmanlık Koşulları Nelerdir?

Etkin pişmanlığı düzenleyen maddede en önemli unsur sanığın pişmanlık göstermiş olmasıdır. Yargıtay içtihatlarında sanığın yakalanması, rızasına aykırı biçimde ya da sanığın pişmanlık göstermeden zararın karşılanması hallerinde cezada indirim yapılamayacağı yönünde istikrarlı kararları bulunmaktadır.

Yargıtay bir kararında; “… 765 sayılı Kanun’un 523. maddesi, “iade ve tazmin esasına” dayalı bir düzenleme iken, 5237 sayılı Kanun’un 168. maddesi tazminden çok “pişmanlık” esasına dayandığı, “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmin”in önem taşıması nedeniyle, iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçmesi, gibi hallerde failin etkin pişmanlığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla…” gerekçesiyle bu maddeden yararlanmanın pişmanlık esasına dayalı olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 27/02/2013T., 2012/21357 E., 2013/3592K.).

Zararın Giderilmesi Nasıl Olur?

Mağdurun zararının giderilmesi malın aynen iadesi ya da bunun mümkün olmadığı durumda zararının bütünüyle tazmini gerekmektedir.

Zararın tazmininde mala verilen hasarların da karşılanması gerekmektedir. Örneği çalınan arabanın kaza yapması durumunda zararın tamamen karşılanması için tamir vs masraflarının da karşılanması gerekir.

Sanığın pişmanlık göstermesi koşuluyla zarar üçüncü kişiler tarafından da giderilebilir.

Yargıtay uygulamalarında munzam zarar tazmin için gerekli görülmemiştir.

Yargıtay bir kararında; “…Sanığın her iki şikayetçiye ait motosikletleri hırsızladıktan sonra, önce M.. Z..’e ait motosikleti kendiliğinden polis karakoluna getirerek teslim ettiği,M.. G..’a ait motosikleti ise bıraktığı yeri söylemek suretiyle şikayetçilere iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, hasarlı biçimde şikayetçilere iade edilen motosikletler ile ilgili tüm zararların tazmin edilmemesi nedeniyle tam iade söz konusu değil ise de, öncelikle şikayetçilerden kısmî iade nedeniyle rızaları olup olmadığı sorularak 5237 sayılı TCK’nun 168/1-4. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükmünün uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi…” gerekçesiyle hasarlı iade edilen motosikletin tam tazmin olmadığına hükmetmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 01/07/2013T., 2012/28704 E.,  2013/17778 K.).

Zararın Karşılanmasında Usul

Sanık, mağdurun zararını karşılamak isterse mahkeme bu zararın karşılanması için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Mağdurun parayı almak istememesi kanunun uygulanmasında engel değildir. Mahkeme gerekli düzenlemeleri yaparak kanunun uygulanmasını sağlamalıdır.

Yargıtay bir kararında; “…Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, kısmi iade dışında, müştekinin rızası koşuluna bağlı bulunmadığı, sanıklardan N.. A.. talimatla alınan 31.05.2011 tarihli beyanında “müştekiye zararı ödemek istemiştim, kendisi kabul etmedi, zarar varsa karşılamaya hazırım, zararın tarafıma bildirilmesini istiyorum, ödeyeceğim” şeklindeki beyanı karşısında sanığa zararın belirlenerek gerektiğinde ödeme yeri gösterilmek suretiyle makul bir süre içerisinde tazmin imkanı sağlanıp, sonucuna göre mala zarar verme suçundan sanıklar hakkında TCK’nın 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi…” gerekçesiyle zararın tam olarak belirlenerek ödeme yeri gösterilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 08/06/2015T., 2014/24564 E., 2015/11747 K.).