Memurların disiplin işlemlerinin ve cezalarının düzenlendiği disiplin hukuku idari yargı alanı içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Disiplin hukuku ile ceza hukuku her ne kadar farklı usul kurallarına ve ilkelerine tabi olsalar da ceza hukuku ile disiplin hukukunun benzeştiği durumlar söz konusudur. Ceza hukukunun asli ilkelerinden birisi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesinin disiplin hukukunda da geçerli olduğunu görmekteyiz. Disiplin hukuku ceza hukukunun usul kuralları ve ilkeleriyle bütünüyle bağlı değildir. Örneğin ceza davasında “delil yetersizliği” nedeniyle hakkında beraat kararı verilmiş bir kimseye disiplin incelemesi sonucunda disiplin cezası verilebilir. Durumun koşullarına göre delil değerlendirmesi yapılarak kişi hakkında disiplin cezasına hükmedilmesi mümkündür. Ancak kişi hakkında yapılan disiplin soruşturmasında toplanan delillerle kesin bir kanaate ulaşılamaması durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince disiplin cezasına yer olmadığı kararı verilmelidir. İdare Mahkemeleri ve Danıştay kararlarında bu ilkenin karşılık bulduğunu görmekteyiz.
Danıştay Kararlarında Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Danıştay verdiği bir kararında; “…Disiplin hukuku, cezalandırılma ilkeleri açısından ceza hukuku ile benzer özellikler taşımakta olup, kişilerin disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için, suç olarak belirlenmiş olan tutum ya da davranışın ilgilisi tarafından işlenmiş olduğunun kesin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde saptanması ve maddi gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya konması gerekmektedir. Ayrıca evrensel ceza hukuku ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi disiplin hukukunda da uygulama alanı bulmaktadır. Buna göre; disiplin yaptırımı uygulanacak kişi tarafından ikrar edilmeyen ve eldeki mevcut deliller ile disiplin normuna aykırı fiilin ispatı mümkün olmayan hallerde “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince ilgiliye disiplin cezası verilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçlular Soruşturma Bürosu tarafından, davacı hakkında “Çocuğun cinsel istismarı” iddiasıyla yürütülen ceza soruşturması sonucunda … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararıyla; idari soruşturmada tanık olarak beyanda bulunan … ile …’nin, davacının herkese eşit davrandığı, herhangi bir sıkıntı olmadığı beyanları ile diğer tanık beyanları dikkate alınarak davacının mağdurlara karşı cinsel istismarda bulunduğu yönünde herhangi bir beyanın bulunmadığı, davacı ile ilgili suçlamanın soyut iddiadan öteye geçmediği, davacının üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine yönelik müştekilerin beyanından başka herhangi bir somut delilin bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği göz önüne alındığında, davacının, öğrencisi …’ya yönelik olarak işlediği isnat edilen eylemlerin kesin, inandırıcı, her türlü şüpheden uzak ve somut delillere dayalı olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır…” yönündeki kararı ile disiplin hukukunda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin geçerli olduğunu ve kişiye disiplin cezası verilebilmesi için kişinin fiili işlediğinin delil ve tanık beyanları ile ispatlanması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 17/06/2021T., 2019/7235E., 2021/4022K.).
Danıştay verdiği bir başka kararında da;“…uyuşmazlıkta, gerek şikayet dilekçesinde gerekse idari soruşturma kapsamında alınan tanık ifadelerinde ilgili icra dairelerinde görev yapan tüm müdür ve müdür yardımcılarının söz konusu fiilleri işlediğine ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi davacının sözü edilen fiilleri işlediğine ilişkin davacıya yöneltilmiş bir isnat da bulunmadığı, öte yandan, olayla ilgili yürütülen ceza kovuşturmasının duruşma tutanaklarının incelenmesinden ise; idari soruşturmada tanık olarak beyanda bulunan avukatlardan bazılarının, soruşturma sırasında kendilerinin şikayetçi oldukları şahısların isimlerini soruşturmayı yürüten müfettişlere beyan ettiklerini; ancak, müfettişler tarafından söz konusu şahısların isimlerinin belirtilmeyerek genel ifadelerin tutanağa geçirildiğini, davacıyla herhangi bir problem yaşamadıklarını beyan ettikleri, isimleri beyan edilen şahıslar arasında da davacının bulunmadığı, bu durumda, “masumiyet karinesi” ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkelerine aykırı olarak, isim belirtilmeyerek alınan genel tanık beyanları dışında, inandırıcı ve somut deliller ortaya konulmaksızın, fiilin sübut bulduğundan bahisle ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir…Temyizen incelenen kararda, İdare Mahkemesince bozma kararında belirtilen esaslara uyulduğu anlaşılmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir…” gerekçesiyle kişi hakkında tesis edilen disiplin işlemini kişi hakkında ileri sürülen iddiaların soyutluğu nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca disiplin cezasını iptal eden idare mahkemesi kararını hukuka uygun bularak onamıştır (Danıştay 12. Daire Başkanlığı, 10/02/2022T., 2021/4380 E., 2022/433 K.).
Sonuç olarak; ceza hukukunun şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi disiplin hukukunda da yer bulmaktadır. Yargı kararlarında disiplin cezaları yönünden de kişinin fiili işlediğinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatı aranmaktadır. Bu ilkeye aykırı tesis edilen disiplin cezası işlemine karşı süresi içerisinde idare mahkemelerinde iptal davası açmak mümkündür.