Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında idareden talep edilen bilgi ve belgelerin ilgilisine verilmemesinin uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorun olduğu açıktır. İdarelerin bilgi ve belge taleplerini yerine getirmemesi başlı başına hukuki bir sorundur. Bu yazıda disiplin soruşturmasına ilişkin rapor ve belgelerin ilgilisine verilme zorunluluğu ve bu zorunluluğu kaldıran hususları özetle açıklanacaktır.
Konuya İlişkin Hukuki Düzenleme
Bilgi edinme temel bir vatandaşlık hakkı olarak düzenlenmiştir. Her vatandaşın, hakkında devam eden süreçlere ilişkin bilgi edinme hakkı bulunmaktadır. Anayasa m. 74/1; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir” hükmü ile vatandaşların bilgi edinme taleplerini güvence altına almaktadır. Nihayetinde Anayasa tarafında güvence altına alınan ve korunan bu amaca uygun olarak 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarılmıştır. Kanun’un amacı da; “demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre bilgi edinme hakkı demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereği olarak ifade edilmiştir.
Disiplin Soruşturmasına İlişkin Bilgi ve Belgelerin Verilmesini Sınırlayan Durumlar
Yukarına yer verilen Anayasal ve Kanuni düzenlemeler gereği kişi hakkında düzenlenen bilgi ve belgelerin verilmesi esastır. Ancak Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m.19’da bu hakkın hangi durumlarda kısıtlanacağı düzenlenmektedir:
“Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idarî soruşturmalarla ilgili olup, açıklanması veya zamanından önce açıklanması hâlinde;
a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini tehlikeye sokacak,
c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır.”
Bu maddede yer verilmeyen bir sınırlama gerekçesine dayanılarak disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi ve belge verilmemesi -özel bir kanuni ya da hukuki düzenleme yoksa- hukuka aykırılık teşkil edecektir. Kanuni düzenleme bu yönde olmasına rağmen uygulamada idareler bilgi ve belge paylaşmak konusunda isteksiz davranmaktadırlar. Ancak üst mahkeme yorumunda da kanuni sınırlama olmaması durumunda bilgi ve belgelerin paylaşılmaması hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Konuyla İlgili Danıştay Kararı
Danıştay bu konuda verdiği bir kararında; “…Davacının öğretmenlik görevinden 672 sayılı KHK ile ihraç edildiğini belirterek özel öğretim kurumlarında öğretmen olarak çalışma izni alabilmesine engel bir hukuki düzenleme bulunup bulunmadığını ve bu hukuki düzenlemelerin hangileri olduğunu öğrenme talebiyle yaptığı 12/11/2016 tarihli başvurusunun dava konusu ilke kararı ile bilgi edinme hakkı kapsamı dışında bırakılan başvurular arasında yer almadığı anlaşıldığından, davacının bu başvurusundaki talebinin incelenerek sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken anılan ilke kararına dayanılarak talebinin reddinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır…” gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılan kimsenin özel bir okulda öğretmenlik yapıp yapamayacağına ilişkin bilgi talebinin reddedilmesini, Kanuni ya da başkaca bir hukuki kısıtlama bulunmadığından hukuka aykırı bulmuştur (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 01/06/2021T., 2016/16011 E., 2021/2939 K.).
Danıştay’ın yukarıda yer verilen kararının bir kısmında, KHK ile görevinden çıkarılan kimseler hakkında yürütülen idari soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgelerin ilke kararı uyarınca ilgilisine verilmemesi hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay kararının gerekçesinde; “…Bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulan konular arasında Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler, idari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler ile adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelere de yer verilmiştir. Dava konusu ilke kararı da 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. ve 4. maddeleri uyarınca kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili işlemler ile bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu değerlendirilmesine dayanmakta olup, anılan kararın dayanağı kanuni düzenlemelere aykırı bir yönü bulunmamaktadır…” yönünde bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Kararın bu kısmına yönelik olarak karşı oy ve muhalefet şerhi bulunduğunu da not edelim.
Sonuç olarak; Bilgi Edinme Hakkı Kanunu m. 19’da sayılan kısıtlamaların bulunmadığı her durumda kişi hakkında açılan idari soruşturma raporu ve ekli belgelerinin talep edene verilmesi gerekmektedir. Aksi uygulama hukuka aykırı olacaktır. Bu durumda karşı süresi içerisinde idare mahkemelerinde dava açmak mümkündür.