23 Ocak 2026 İlker Urlu 0 Yorumlar

Üniversite sayısının hızla çoğalması, yeterli planlamalar yapılmadan fazla sayıda bölümün açılması ve değişen tercihler neticesinde üniversitelerin kimi bölümlerinde öğrencinin bulunmaması gibi bir durumla giderek daha sık karşılaşılmaktadır. Bu durumda bölümde görev yapan akademik personelin görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı önemli bir sorun olarak gündeme gelmektedir.

Bölümde öğrencinin bulunmaması gerekçesiyle görev süresi uzatılmayabilir mi?

Danıştay İdari Dava Dairelerinin yakın tarihli bir kararında bu konunun hukuki tartışması ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Kararda araştırma görevlisi olarak çalışan davacının bölümde öğrenci bulunmaması nedeniyle görev süresinin uzatılmamasına karar verilmiştir. Davacı tarafından işlemin iptali talebiyle dava açılmış ve açılan davada idare mahkemesince “…bölümde öğrenci olmamasının gerek idarenin planlamasındaki ve gerekse de öğrencilerin tercihleri sonucunda oluşan bir durum olduğu ve bu hususta davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, nitekim davacının da kadroya alınma ve Kanun’un 33/a maddesi uyarınca alım süreci dikkate alındığında gelinen noktada sadece davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle görevine son verilmesinin hukuken kabul edilebilir bir gerekçe olmadığı ve hakkaniyet kuralları ile de bağdaşmadığı…” gerekçesiyle görev süresinin uzatılmaması yönündeki işlemin iptaline karar verilmiştir.

Karara karşı üniversite tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve idare mahkemesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan davalı üniversitesinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davalı kurum tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.  Danıştay tarafından incelenen dosyada “…öğrenci alımı yapılamayan bölümde akademik personel istihdamının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı…” gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Danıştay dairesinin kararına karşı direnmiş ve uyuşmazlık Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu önüne gelmiştir. Kurul’un uyuşmazlıktaki kararı Danıştay Dairesi ile uyumlu olmuştur.

Kurul kararında; “…davacının 2012 yılında kurulan Maliye Bölümü’nde görev yaptığı dönemde (16/04/2014-16/04/2018) bölüme herhangi bir öğrenci alımı yapılmadığı, bölümde öğrenci olmaması nedeniyle davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle görev süresinin uzatılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının görev yaptığı bölümde eğitim gören öğrenci bulunmaması ve davacının görev süresinin uzatılmaması sonrasında bölüme yeni bir akademik personel alınmaması ve davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı Üniversite’de davacının hizmetine ihtiyaç duyulmadığı, öğrenci alımı yapılamayan bölümde akademik personel istihdamının kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı açık olup dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır…” gerekçesiyle Danıştay 8. Dairesinin kararını hukuka uygun bulmuş ve bölümde öğrencinin bulunmamasını akademisyenin görev süresinin uzatılmamasına gerekçe olarak kabul edilebileceğine hükmetmiştir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 17/04/2025T., 2024/1270 E., 2025/859 K.).

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ne anlama gelmektedir?

Kurul’un verdiği bu kararın belirlilik ilkesine aykırılık ve akademisyenin çalışma güvenliğini etkilemesi yönünden doğru olmadığı kanaatindeyiz. Esasında üniversitelerde açılacak bölümler ve istihdam edilecek akademik kadro yönünden planlama yapmak idarelerin sorumluluğundadır. Akademisyenler idarenin sürekliliği ve belirlilik ilkeleri uyarınca ilgili kadrolarda istihdam edilmektedirler. Kurul kararı ile birlikte idarenin gerçekçi değerlendirme/planlama yapmadan bölüm açılmasına ve öğrenci alımına karar vermesinin kusur sorumluluğu akademik personele yüklenmiş durumdadır. İlk derece mahkemesi kararında, davacı akademisyene disiplin cezası ya da benzeri biçimde  yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı halde ve temelde idarenin sorumluluğunda olan planlama sorunu nedeniyle akademisyenin görev süresinin uzatılmamasının hakkaniyet ile bağdaşmayacağı doğru biçimde vurgulanmıştır. Kurul kararı oy birliği ile alınmamasına rağmen emsal nitelik teşkil edeceğinden akademisyenlerin çalışma güvenliğini olumsuz etkileyeceği ve üniversitelerce gerekçe olarak sunulacağı açıktır.