Arama; amacına göre “adli arama” ve “önleme araması” şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Adli arama, Ceza Muhakemeleri Kanunu m. 116 ve devamında düzenlenmekte olup bir koruma tedbiridir. Önleme araması ise Polis ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 9 ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği (AÖAY) 18-26.maddeleri arasında düzenlenmekte olup bir idari kolluk faaliyetidir.
Usule aykırı elde edilen delillere dayanılarak yargılama yapılabilir mi?
Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılama kapsamında dikkate alınması mümkün değildir. Bu kapsamda hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen deliller hükme esas alınamayacaktır. Bu kural uyuşturucu ve uyarıcı madde ile ilgili suçlarda da uygulanmaktadır. Suçun yapısı gereği suç isnat edilebilmesi için uyuşturucu ve uyarıcı maddenin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işbu suç tipinde adli ve önleme araması ile sıklıkla karşılaşılmakta olup arama sonucunda elde edilen delilin hukuka ve usule uygun ele geçirilip geçirilmediği hüküm yönünden sıklıkla belirleyici olmaktadır.
Uyuşturucu suçlarında usule aykırı arama
Uyuşturucu ve uyarıcı madde ile ilgili suçlarda, uyuşturucu ve uyarıcı maddenin hukuka aykırı arama işlemi sonucunda ele geçirilmesi halinde hükme esas alınması mümkün değildir. Buna göre ele geçirilen uyuşturucu maddenin değerlendirme dışı tutulması halinde ise sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmektedir. Yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatlarında uyuşturucu madde ve suça konu başkaca eşyaların hukuka aykırı arama işlemi sonucunda ele geçirilmiş olması nedeniyle hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna bu nedenle delil olarak değerlendirilemeyeceğine ve hükme esas alınamayacağına karar vermiş olup bu itibarla birçok dosya kapsamında mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına karar vermiştir.
Usule aykırı aramalara ilişkin Yargıtay içtihatları
Yargıtay bir kararında; “… sanıklar hakkında kurulan hükümlerin “23/01/2015 tarihli ihbar ile sanık sanık …’nın … plakalı minibüs ile uyuşturucu madde nakledeceğinin iddia edilmesi üzerine, Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/01/2015 tarih ve 2015/100 D.İş sayılı Önleme Arama kararına istinaden yapılan aramada suça konu uyuşturucu madde ile yakalandığı sabittir. Yüksek daire, sanık hakkında ihbar sonrası Önleme Arama kararına istinaden yapılan aramayı “hukuka aykırı”, ele geçen uyuşturucu maddeyi dolayısı ile delilleri “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” olarak değerlendirmiş ve itiraza konu mahkumiyet kararlarının “Bozulmasına” karar vermiştir. Kolluk kuvvetlerine isimsiz ve imzasız olarak yapılan her ihbara ilişkin, ilgilisi hakkında adli soruşturmaya başlanılması ve adli arama kararı alınarak icra edilmesi öncelikle “kişilerin lekelenmeme hakkını” ihlal edecektir. İhbar ve şikayet hatlarına her gün çok sayıda kişi hakkında soyut iddialarla şikayetler yapıldığı bir vakıadır. … olayın, kolluk görevlilerince alınan ihbarda sanık …’ın Denizli ili otogarından temin ettiği uyarıcı hapları Bekilli ilçesine … N.. 136 plakalı beyaz renkli yolcu minibüsü ile götüreceğinin öğrenilmesi üzerine, kolluk görevlilerince oluşturulan uygulama noktasında durdurulan minibüste yakalanan sanığın, “önleme arama kararına istinaden” yapılan detaylı üst araması sonucu montunun iç cebinde, peçete torbası içerisinde gizlenmiş vaziyetteki beyaz poşette suça konu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleştiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2024 tarih, 2022/10-608 Esas ve 2024/253 Karar sayılı kararında ve benzer mahiyetteki birçok kararında belirtildiği üzere, alınan ihbar üzerine takip altında bulunan sanığın üzerinde arama yapılan olayda suçüstü halinin varlığından söz edilemeyeceği gibi önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağı dikkate alındığında Dairemiz kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,…” gerekçesiyle suçüstü hali bulunmadığı ve önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağından sanığın üzeri aranılarak ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5643 E., 2025/9266 K., sayılı ve 02/10/2025 tarihli karar).
Yargıtay verdiği bir başka kararında da; “… Somut olayda usulüne uygun alınmış bir arama kararı bulunuyor ise de; bu karara istinaden Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan arama sırasında hazirun bulundurulmadığı ve tutanakta bulundurmama nedeninin de gösterilmediği anlaşılmakla, aramanın 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanığın işyerinde ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı; hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen …’ta ele geçen uyuşturucu maddeyi …’e sattığına dair …’in soruşturma aşamasında müdafii olmaksızın alınan beyanı dışında delil bulunmadığı ve evinde ele geçen 1 paket kişisel kullanım sınırındaki suça konu uyuşturucu maddeyi kullanma amacı dışında, satma veya başkasına verme amacıyla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinde belirtilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle, …” gerekçesiyle Savcının ya da hazirunun bulunmadığı aramada elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükme esas alınamayacağına karar vermiştir(Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5647 E., 2025/9753 K., sayılı ve 09/10/2025 tarihli karar).
Yargıtay bir başka kararında da; “… 5271 sayılı CMK’nın 119/4. maddesinde yer alan, “Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.” şeklindeki düzenlemenin aksine, Cumhuriyet savcısının yazılı arama emrine istinaden sanık …’in kullandığı depoda sanık olmaksızın tek kişinin hazır bulunması ile arama yapıldığı; arama yapılırken sanıklar hazır bulunmaksızın tek kişinin hazır bulundurulması suretiyle kapalı yer olan depoda yapılan aramanın CMK’nın 119/4. maddesine aykırı olduğu ve olay tarihinde usulsüz arama ile sanık …’in kiraladığı depoda ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeler ile makine ve cihazların hukuka aykırı delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı, bu itibarla uyuşturucu madde imal etme suçunun oluşmadığı, ancak deponun dışında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun şekilde ele geçirildiği anlaşılmakla; değişen suç vasfına göre sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu ve bu uyuşturucu maddelerin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezaların üst sınırdan ya da üst sınıra yakın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında uyuşturucu madde imal etme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle,…” gerekçesiyle tek kişinin bulunduğu aramayı hukuka aykırı kabul etmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5648 E., 2025/9754 K., sayılı ve 09/10/2025 tarihli karar).
Yargıtay bir başka kararında da; “… Olay öncesinde sanık …’in açık kimliği bilinmese de, plakası ve geçiş güzergahı belirlenen araç ile açık kimliği belirli olan …’ın yanındaki kişi ile uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin bilgiye istinaden yapılan soruşturmada araç içerisinde bulunan kişiler suç şüphesi altındadır. Buna göre sanıkların aracının kolluk görevlileri tarafından genel bir önleme uygulamasına istinaden değil, haklarındaki suç şüphesine istinaden yapılan özel bir takip üzerine durdurulmuş olması karşısında, somut suç şüphesi nedeniyle durdurulan araçta ve içinde bulunan şahıslar üzerinde arama yapılabilmesi için 5271 sayılı CMK’nın 116 vd. maddeleri uyarınca adli arama kararı alınması gerektiğinden, dava konusu olayda, adli arama kararı alınmaksızın, sanık …’in üzerinde önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasa’nın 38/6. ve CMK’nın 217/2, 289/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamayacaktır…” gerekçesiyle adli arama kararın bulunmadan yapılan aramayı hukuka aykırı kabul etmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/5858 E., 2025/9284 K., sayılı ve 02/10/2025 tarihli karar).
Sonuç olarak, usule aykırı yapılan aramalarda elde edilen delillere dayanılarak kişiye ceza verilmesi mümkün değildir.