8 Aralık 2025 İlker Urlu 0 Yorumlar

Devlet memurları mobbing gerekçesiyle İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açabilmektedirler. Mobbing fiilinin ispatlanması halinde de kişinin uğradığı maddi zararın bulunması halinde maddi zararların karşılanması ve psikolojik taciz gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür. Bu yazıda Anayasa Mahkemesinin mobbing nedeniyle açılan bir davada verdiği hak ihlali kararında kabul ettiği gerekçeler incelenecektir.

Anayasa Mahkemesine başvurucu süreci

Anayasa Mahkemesi 26/09/2018 tarih ve 30547 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2014/7998 nolu ve 19/07/2018 tarihli hak ihlali kararında mobbing davaları yönünden genel gerekçeleri ortaya koymuştur.

Anayasa Mahkemesi kararında bir kamu kurumunda veteriner hekim olarak çalışan başvurucu; haksız yere sürgün edildiği, kurum müdürü ve diğer çalışma arkadaşları tarafından dışlandığı, hakarete uğradığı, tehdit edildiği, sağlık bilgilerinin araştırıldığı, hakkında keyfi biçimde disiplin cezaları verildiği, sistematik biçimde psikolojik tacize maruz bırakıldığı gerekçeleriyle tam yargı davası açmış ancak tam yargı davası İdare Mahkemesince reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesine yapılan istinaf başvurusu da reddedildiğinde başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesince kabul edilen temel ilkeler

Anayasa Mahkemesi kararında ilgili ulusal ve uluslararası mevzuata vurgu yaparak eylemin psikolojik taciz (mobbing) olarak kabul edilebilmesi için;

  • “İşyeri ile ilgili olarak işyerindeki yöneticiler ve/veya diğer çalışanlar tarafından gerçekleştirilmesi ya da bu tür müdahalelere göz yumulması,
  • Süreklilik arz edecek şekilde tekrarlanması, keyfîlik içermesi, sistemli ve kasıtlı olması, yıldırma ve dışlama amacı taşıması,
  • Mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkaran ya da ciddi bir zarar tehlikesi içeren nitelikte olması gerekir” demiştir.

Anayasa Mahkemesine göre devletin bu konuda alması gereken yükümlülükler bulunmaktadır. Bu yükümlülükler;

  • “Çalışanlara yönelen psikolojik taciz mahiyetindeki davranışların oluşmaması için önlemler alınması,
  • Şikâyetleri etkili şekilde inceleyecek denetim mekanizmalarının oluşturulması,
  • Pozitif ayrıcalıklar sunulması gereken çalışanların önündeki güçlüklerin kaldırılması ve kolaylaştırıcı imkânlardan yararlandırılmasının sağlanması,
  • Yıldırıcı ve kasıtlı tutumlara maruz kalanların uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi ya da ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin yasal altyapının oluşturulması ve suç teşkil eden durumlarda sorumluların yasal çerçevede cezalandırılmalarının sağlanması,
  • Oluşan zararların tazmin edilmesi amacıyla açılan davalarda mağdurların haklarını adil şartlarda savunabileceği etkili usule ilişkin güvencelerden yararlandırılması ve yargılamalar sonucunda temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde mahkemelerce ulaşılan sonuçların ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması” şeklinde tasnif edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi kararında temel gerekçe

Anayasa Mahkemesi kararında yukarıda yer verilen temel ölçütler uyarınca bir inceleme yapılmış ve “somut başvuruda özellikle başvurucu hakkında sık sık soruşturmalar açılmasında, başvurucunun süreklilik oluşturacak şekilde yazılı olarak uyarılmasında, başvurucudan sıklıkla savunma istenmesinde ve yaşadığı sağlık sorunları bilinmesine rağmen başvurucunun sunduğu belgelerin sorgulanmasında keyfîliğe kaçan durumların olduğu görülmektedir. İdare tarafından da tespit edildiği üzere süreklilik arz eden boyuta ulaştığı ve mesleki anlamda yıldırma amacı taşıdığı görülen söz konusu eylem ve işlemlerin sağlık sorunları bulunan başvurucunun yaşamına etkisi bakımından çekilmez bir ağırlık ve yoğunluk derecesine ulaştığı anlaşılmaktadır” gerekçesiyle başvurucu hakkında sık sık soruşturma açılmasını, sağlık sorunlarına ilişkin keyfi açıklamalar talep edilmesini ve bu eylemlerin sistematik bir hal almasını mobbingin varlığı için yeterli bularak kişinin Anayasa m. 17 tarafından korunan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar mobbing davaları yönünden temel ölçütleri belirlemesi bakımından önem arz etmektedir.