Taraflar arasındaki evlilik birliğinin devamı boyunca yatırım ya da ikamet amacıyla tarafların bir taşınmaz almaları mümkündür. Çoğu zaman düğünde taraflara takılan altınların da eklendiği bu tür satın alma işlemleri bazen de ev kredileriyle mümkün olmaktadır.
Eşlerden biri adına kayıtlı taşınmaza ilişkin kredi ödemeleri devam ederken boşanma ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak talebiyle dava açılması mümkündür. Boşanma dava tarihi itibariyle eşler arasındaki mal rejimi sona ereceğinden dava tarihi itibariyle ödenen taksitlerin sayısı ve tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Aynı şekilde boşanma dava tarihinden sonra ödenecek taksitlerin de sayısı ve toplam tutarının belirlenmesi gerekmektedir. Mal rejiminin sona ermesinden önce ödenen taksitler edinilmiş mal niteliğindedir. Başkaca bir kişisel maldan karşılanmamış ise elbette. Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden taksitler ise ödeyen eşin kişisel malı sayılacaktır.
Mal rejiminin tasfiyesi ve alacak talepli davalar niteliği itibariyle para alacağı talebini içermektedir. Bu sebeple Türk Medeni Kanununda yer alan diğer istisnalar dışında taşınmazın aynına ilişkin bir talepte bulunulamaz. Bu sebeple de kredi ile alınan taşınmazlarda mal rejiminin devamı süresince ödenen taksitler ile mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen taksitlerin miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay da ilke kararlarında kredili alınan taşınmazların hesaplamasının ne şekilde yapılacağını tespit etmiştir.
Yargıtay bir kararında “…Tasfiyeye konu malın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasında sarkan ödemeler, tasfiye konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir…
…Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarıın, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur…
…Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu malın satın alma bedeli, bunun krediyle ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir…
…Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, malın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu/trafik kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluş kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri mal varlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.” şeklinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı olarak kredi ile satın alınan taşınmazların nasıl hesaplanacağını göstermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/531 Esas 2024/892 Karar 15/02/2024 Tarihli kararı)
Av. Ceren Özalp
Ankara Barosu
avcerenozalp@gmail.com