20 Kasım 2025 İlker Urlu 0 Yorumlar

Gündelik yaşamda birisi ile sorun yaşayan kimselerin öç ve intikam gibi duygularla sorun yaşadıkları kimseyi adli süreçlerle cezalandırmak istedikleri durumlar söz konusudur. Bu tür durumlarda kişi hakkında ihbar ya da şikayette bulunulmakta ve bu nedenle kişi hakkında adli süreçler başlamaktadır. Gerçekte olmayan bir suçu işlediğinden bahisle bir başka kimse hakkında adli süreçlerin başlamasına neden olmak iftira suçunu oluşturmaktadır. Kimi durumlarda iftiraya uğrayan kimse gözaltına alınmakta ve hatta tutuklanmaktadır. Kanun koyucu bu tür durumlarda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma cezası öngörmüştür.

İlgili mevzuat

Türk Ceza Kanunu m. 267/1; “Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmü ile iftira suçunu tanımlamaktadır.

TCK . 267/4; “Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur” hükmü ile de kişinin iftiraya konu suç nedeniyle gözaltına alınması ve tutuklanması söz konusu ise iftira atanın ayrıca hürriyetinden yoksun bırakma suçundan dolaylı fail olarak sorumlu tutulacağını düzenlemektedir.

TCK m. 109/1; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir” hükmü ile de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu ve TCK m. 109/3-b “Birden fazla kişi tarafından birlikte” işlenmesi halinde nitelikli halini düzenlemektedir.

Uygulamada iftira nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma

Bu düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, iftiraya uğrayan kimse bu nedenle gözaltına alınmak ya da tutuklanmak suretiyle özgürlüğünden de olmuşsa bu durumda iftara atan kimse hem iftira suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza alacaktır.

Bu suçun oluşabilmesi için iftira atılan kimsenin hakkında beraat kararı ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmiş olması gerekmektedir. Ancak her beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı kişiye iftira atıldığı anlamına gelmez. Bu durumun yargılamada ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Her somut olayda iftira suçu yönünden ayrıca inceleme yapılması yerinde olacaktır. Kişiler arasındaki ilişkinin niteliği, olayın gelişimi gibi somut durumlara bakılarak iftira suçu yönünden değerlendirme yapılmalıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun birden fazla kimseyle birlikte işlenmesi halinde suçun nitelikli halinin oluşması söz konusu iken TCK m.267/4’te dolaylı fail olarak sorumluluk düzenlendiğinden suçun nitelikli halinin oluşması mümkün değildir. Yargıtay içtihatlarına göre TCK m. 109/3-b hükmünün uygulanabilmesi için doğrudan faillik gerekmektedir.

Konuyla ilgili Yargıtay içtihatları

Yargıtay bir kararında; “…Sanıklar İbrahim ve Betül tarafından işlenen iftira suçu dolayısıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluştuğu ve TCK’nın 267/4. maddesi uyarınca her iki sanığın dolaylı fail olarak sorumlu tutulmaları karşısında; TCK’nın 109/3-b maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi halinin kabulü için madde gerekçesinde de belirtildiği şekilde suçun icra hareketlerinin birden fazla şahıs tarafından doğrudan fail olarak birlikte gerçekleştirilmesinin, yani TCK’nın 37. maddesi anlamında müşterek faillik durumunun gerektiği, dolaylı faillikte bu fıkra hükmüne göre ceza verilemeyeceği gözetilmeden, dolaylı fail konumunda olduğu anlaşılan sanık … ve asli fail sanık … hakkında tayin edilen cezalarda TCK’nın 109/3-b maddesi gereğince arttırım yapılması…” gerekçesiyle TCK m. 267/4 hükmü dolayısıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda “birlikte işleme” nitelikli halinin oluşmayacağına hükmetmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 13/12/2018T., 2015/5566 E., 2018/7541 K.).

Yargıtay bir başka kararında; “…somut olayda sanığın soruşturmada verdiği ifadesinde olay günü yorgunluktan bankta uyuyakaldığını ve bir ara cebindeki cüzdanın karıştırıldığını farkederek uyandığında müşteki …’nin cüzdanı almaya çalıştığını , bu nedenle tartıştıklarını müşteki … ve yanındaki kişiler tarafından darp edildiğini beyan etmesi nedeniyle müşteki … hakkında iddianame düzenlenip … Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/266 Esas, sayılı dosyasında yağma suçundan yargılama yapıldığı, sanığın bahsedilen dosyada müşteki … nin alkollü olması nedeniyle kavga ettiklerini kimsenin yağmaya teşebbüs eyleminde bulunmadığını belirtmesi sebebiyle eylemin kasten yaralama eylemi olarak nitelendirilip şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verildiği, sanık hakkında iftira suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, sanığın bu aşamadan sonra alınan beyanlarında, müşteki …’nin kendisinden özür dileyip şikayetçi olmamasını istemesi nedeniyle ifade değiştirdiğini ve olayın soruşturmada beyan ettiği şekilde gerçekleştiğini savunduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın yağma eylemine maruz kalmadığı halde, salt iftira kastıyla böyle bir beyanda bulunduğu iddiasının kuşkudan arındırılamaması karşısında, unsurları itibariyle oluşmayan iftira nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi…” gerekçesiyle somut olaya göre inceleme yapmış ve kişinin olay anlatımında iftira kastının kesin olarak ispatlanamaması nedeniyle beraat kararı verilmesine hükmetmiştir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 24/05/2016T., 2014/6587 E.  ,  2016/5038 K.).